​ Bir şey yapmalı...Bir şey yapmalı... / Emlak / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Eylül '08

 
Kategori
Emlak
 

Bir şey yapmalı...Bir şey yapmalı...

Bir şey yapmalı...Bir şey yapmalı...
 

Olmadı, olamadı…Serbest piyasa ekonomisi kendi iç dinamizmiyle, kendi kendine yaralarını saramadı. ABD’ de subprime yani düşük kalitedeki konut kredilerinde yaşanan geri ödeme sıkıntısıyla oluşmaya başlayan ve akabinde konut fiyatlarının düşmesiyle devam eden kriz, kefil kredi kuruluşlarının çöküşüne kadar gitti ve Amerikanın en büyük mortgage finansman kuruluşları olan Fannie Mae ve Freddie Mac’in çöküşü engellenemedi. Devlet babanın şevkatli eline dünyanın neresinde olursa olsun yine ihtiyaç duyulabileceği gerçeği geçerliliğini bir kez daha tescilledi ve bu şirketlere devlet topyekün bir kurtarma operasyonu düzenledi. Detayında çok farklılıklar olmasına rağmen genelinde Kasım 2000-Şubat 2001 sürecinde yaşadığımız bankacılık krizinde bizim gerçekleştirdiğimiz bankaların fona alınması operasyonu gibi birşey…

Birkaç ay öncesine kadar Türkiye dahil birçok ülkeye, bütün müfredata hakim eğitmen edasıyla kredi notları veren, ekonomik değerlendirme raporları hazırlayan Bear Stearns, Lehman Brothers ve Merrill Lynch gibi dünya devi finans şirketleri iflas ettiler veya satılarak iflasın eşiğinden döndüler, döndürüldüler…

Kısaca dalga etkisinin ilk birkaç yuvarlak halkasını bu şekilde özetleyebiliriz. İlk sonuç “ekonomilerde hiçbir şeyin asla göründüğü gibi olmadığı” ikincisi ise “ekonomide regülasyonun devlet erki tarafından yakın takip gerçekleştirilmesi” gerçeğidir.

Dalga etkisinin ABD sınırları dışındaki halkalarından biri de birkaç saat içinde İMKB tahtalarına dayandı ve borsa bir günde yüzde 5, 27 daraldı, dolar yükseldi, TL değer kaybetti vs… Şimdi balık bunun neresinde sorgusundan referansla emlak bunun neresinde diye sorduğumuzda şüphesiz her yerinde. Çünkü bu balık değil resim…Ekonominin resmi…

Dolayısıyla yaklaşık iki senedir rolantide seyreden ve klişe tabiriyle ekonominin lokomotifi olan gayrimenkul - inşaat sektörü için artık birilerinin bir şeyleri birbirleriyle birlikte bir olup uygulaması, bu gidişi tekrar zıvanaya sokması gerekiyor. Yani kısa süre içerisinde işlerliği sağlanabilecek bir plan, bir yol haritası, bir eylem paketi hazırlanıp hayata geçirilmesi gerekliliği ortaya çıkıyor. Zira sektörün toparlanmasının tabiatı icabıyla satışların artmasına bağlı olduğu böyle bir ortamda da konut alıcısına cazip bir satın alma atmosferi yaratmak için tüm mali sektör ve kamunun birlikte hareket ederek bu eylem planına dahil olması gerekiyor.

Bu paketin içerisinde yapılabilecek birçok düzenleme olabilir. Örneğin konut kredisindeki faiz oranlarının yüksekliği alıcının en önemli sorunlarından biri ve bu sorunu sektörün tek başına aşması da mümkün gözükmüyor. Konut kredisi konusundaki bir diğer sorun ise bankaların kredi almak isteyen müşterilerinden talep ettikleri, dosya masrafı ana başlığı altındaki yüksek bedeller. Dosya masrafları içerisinde sigorta masrafları gibi zorunluluğu olan kalemlerin yanında yasanın bankaların insiyatifine bıraktığı bazı gider kalemleri de mevcut. Bankaların insiyatif sahibi olduğu ve kendisi için gelir, müşterisi için gider olan bu kalemleri müşterileri lehine biraz daha esnetmeleri hem müşterileri açısından hem de kendileri açısından makul bir durum yaratır gibi gözüküyor. İster kredinin başında nakit olarak talep edilsin, isterse kredinin içinde vadeye yayılarak tahsil edilmesi önerilsin, müşteri “hava parası” olarak baktığı bu bedele yüksek bir tutar ödemekten psikolojik olarak ta imtina ediyor. Bu dönemin darboğazından geçebilmek adına müdahale edilebilecek bir diğer konu sektörün tabi olduğu vergi yüküdür. Özellikle alıcının da taraf olduğu ve gayrimenkul satışı esnasında tahakkuk eden alım-satım harcı. Bu harçların düşürülmesi hem bu konudaki beyan sorununu hafifletici hem de kayıt dışılığı azaltıcı etkide olacaktır. Zira “kümesteki kaz veya kümese daha çok kaz” teorisinin burada da test edilmesinde fayda var gibi görünüyor. Rekabet şartlarının iyileştirilmesine yönelik düzenlemeler ve bazı sektörel-bölgesel teşvikler de bu eylem planı içerisinde yer alabilecek bazı alt başlıklar olabilir. Bunun gibi daha birçok değişiklik…

Sektör temsilcilerinin, iş kolundaki mesleki örgütlenmelerin, şirketlerin, bankaların, finans kuruluşlarının, kamu kurumlarının, hatta vatandaşın da elini taşın altına sokmasını gerektirecek, ortak menfaatler gayesiyle ortak hareket etmelerini sağlayacak, yani lokomotifi hareketlendirecek bir plan. Bu acil eylem planı kuvvetli bir medya lansmanıyla da desteklendiği taktirde arkasına alacağı rüzgarla birlikte çok daha etkili sonuçlar verebilecektir.

Özetle dünya değişiyor, ekonomiler küreselleşiyor…

Bu durumda ligde kalmanın yolu da kamu ve özel sektörüyle maçı tam anlamıyla kollektif oynamaktan geçiyor. Sektör de artık daha fazla kulübede oturmak istemiyor.

 
Toplam blog
: 13
: 2848
Kayıt tarihi
: 25.01.08
 
 

1981 İstanbul doğumlu, Marmara Üniversitesi İşletme bölümü mezunuyum. 2006 yılından bu yana inşaa..