- Kategori
- Deneme
Bir vagon dolusu cümle...

“rayların üzerinde düş cambazıdır kelimeler, bulurlarsa doğru cümle istasyonunu beklemez inerler hemen düşünceden kağıttan bir kente…” 15:10 trenini bekliyorum istasyonda; yalnız olmayı dilediğim istasyonda hayatın gerçek kalabalığıyla isteklerimi boğarken bir demli çay içme isteğimi alıp istasyonun kıraathanesine oturuyorum. Televizyonun karşısında haberleri dinleyip kendilerini yüksek sesle döven insanlara bakınca kendi hayalimde bir hayali koyup da televizyonun yerine Hacivat-Karagöz seyredip kahkahalarla birbirlerini seven insanlar düşlüyorum. Gazete okumaya çalışıyorum ama istasyonda ince belli bardakla serçelerin misafirliğine kabalık ettiğim düşüncesiyle, çayın sıcaklığına sarılıp, serçelerin kulağıma kurdukları salıncakta sallanma tercihiyle günün en anlamlı kararına varıyorum. Sonra fark ediyorum ki hasret kokuyor istasyonlar, uğurlamalar ve kavuşmalar kabaresi. Buluşmaların ve ayrılıkların siyah-beyaz film makinesi gibi insanların gözleri, hiç durmadan kayıtta gönül monitörü. Trenin sesiyle hareketleniyor istasyon, kimse istasyonun ev sahibi kırlangıcın yuvasının farkında değil, benimki de laf işte düştüğüm yanılgı her seferinde insanların farkında olmasını beklemek… Hiç olmazsa bugün beklediğim bir şey geldi tren, o onu bekleyenlerin farkında olan çelik bir düş… Kırlangıca misafirperverliğinden ötürü bir bisküvi alıp temizlik görevlisinin anlayışına güvenerek trene binerken arkamda ağzına layık bir sofra bırakıyorum, nasıl olsa yolunu kaybetmekten korktuğum geri dönmeyi düşündüğüm bir geçmişim yok… Tren geçerken trendeki tanımadığı insanlara el sallayan çocuklara seğiriyor gözüm, ne kadarda içten uğurlayan eller, biz tanıdık uğurlamalara ve vedalara yüreğimizle başkaldıramazken, onlar nasılda kolay el kaldırıyorlar çelikten bir düşe, bizlerde vedalarımızda bu coşkulu samimiyetle el sallayabilsek keşke… Unutmayalım ki samimiyetle sıktığımız bir el bize veda etmek için kalkarsa bir gün, trene el sallayan o çocukların coşkusuyla uğurlamayı bilmekten geçiyor hayat treninin gizemi… Bir şairin geçen gün yüzüme fısıldadığı bir şiir avaz avaz bağırıyor şimdi rayların üstünde, “-yalnızlığın çıt sesi adlı gardasın, elinde taşınmaktan usanmış bavulun…” … Gidiyorsun
Başka bir aşka naklini yaptırdın çünkü
2
Seni ben mi seviyordum
Sözcüklerim mi
Belki
Biz susmalıydık
Sözcüklerimiz sevişmeliydi
Yüzünde renkli mimikler
Bavulunda sevinç mizansenleri
Gidiyorsun
3
Her ayrılık biraz çıt sesidir
Bir gün biter
Bir bira biter
Bir gömlek biter
Aşk biter
Ben yalnızlığın bültenlerine düşerken... ERDİNÇ ÖZDEMİR