Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Nisan '07

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
539
 

Biraz sessizlik alır mıydınız?

Biraz sessizlik alır mıydınız?
 

Gürül gürül bir gürültüdür her yanı kuşatan! Ne karıncanın ayak sesi duyulur, ne yaprağın yere inerkenki hışırtısı takılır kulaklara; ne de yağmurun ansızın gökten boşanışı yarabilir bu anlamsız tantanayı! Her şey karışmış, iç içe girmiş; her yerin tek hakimi o olmuştur artık!

Kendine ait bir tınısı var mıdır gürültünün? Sanmam! O çok parçalı ve aritmiktir çünkü. Anlamlı anlamsız tüm sesleri tek tek toplar, mikserler ve tüm kulakları kendi tatsızlığıyla doldurup tek hakim olabilmek adına canla başla çalışır o. Çalışır ve bu varoluş gayesine ulaşmakta da pek zorluk çekmez doğrusu!

Örneğin, yaşanmış uzun yılların yorgunluğuyla çıktığı yokuşta dura kalka yol alan yaşlı ninemin baston sesini duyamıyorsam, duyamıyorsak artık; o kazanmış sayılmaz mı şimdi? Her bir adım atışta tık tık yere vuran o yorgun ve dingin bastonun ince sesini duyamayacak, o naif tıkırtıya dönüp de bakamayacak kadar kapılmışsak bu girdaba; kim kazanacaktır ki başka!

Ne mükemmeldir, Sait Faik’in o ‘Hişt Hişt!” isimli hikayesi! O değil midir, bir ‘Hişt hişt!’ sesi duymasa etrafında olup bitenin farkın varamayacak nicesini resmedip tek tek yüzlerimize ayna tutan, “Bu hişt hişt sesi gelmedi mi fena!” diyerek inceden inceye sitem eden?

İlla ki bu sese ihtiyaç vardır sanki! Zira biri önümüzü kesip “Dinle bak! Duyuyor musun?” demese ya da arkamızdan “Heeey!” diye seslenip ansızın kaybolmasa ne kafamızı kaldırıp sağa sola bakacağımız, ne de adeta yarıştığımız zamanın dışına çıkıp farklı bir şeylere kulak kabartacağımız vardır.

Şimdi buna “Suç gürültünün!” mü demeli; yoksa içindeki gürültüyü yenemediği için dışındaki gürültünün ağına kolayca takılan “çağın huzursuz ve fazlasıyla meşgul insanı”na yakın plan mı vermeli?

Doğrusu ikinci olsa gerek. Zira su uyuyor şeytan uyumuyorsa; gürültü de bulduğu boşluktan içeri sızacaktır elbet! Bu tehlikeli sızıntıya teslim olmamak için her şeyden önce içeride bir ritim yakalamalıdır şüphesiz. Her kim ki kendi melodisini, kendi armonisini yakalayamaz; o anlamsız ve yutucu gürültünün pençesindedir işte!

Kendine ait anlamlı müzik kalıpları, gözden kaçırılanı yakalamada usta gözlükleri ve yığın olmaktan koruyan kendine has filtreleri olmayan herkes bir avdır sonuçta!

Hayattaki en güzel üç sesin para sesi, kadın sesi ve su sesi olduğunu sayıklayarak nefes alıp veren, sesin ve sessizliğin ne olduğunu bilmeden ömür sürdüğünü zannedenler ise; ava giderken avlananlardan bir iki örnek işte...

Arabayı stop edip kenara çekmelidir bazen. Hızlanmaksa tüm dert tasa, bazen hızlanabilmek için köküne kadar frene basmak ve bir mola vermek gerektiğini de ırak tutmamalıdır gözden! O molada, bekleyişte sessizlik vardır var olmasına da; acaba o sessizlikte neler vardır ona bakmalı!

Sessizlikte yüklenir ağlar!

Hem nice sesler gizlidir sessizlikte;

nefesini tutmadan bilemezsin...

Sahi biraz sessizlik alır mıydınız?

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 27
Toplam yorum
: 41
Toplam mesaj
: 42
Ort. okunma sayısı
: 1553
Kayıt tarihi
: 19.01.07
 
 

İsmim Ayten Çalış. Tanıyanlar soyadımla müsemmâ olduğumu söylerler, bilmiyorum! Ama "Sen kendini ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster