Biz, hiç gülmeyecek miyiz? / Güncel / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Aralık '09

 
Kategori
Güncel
 

Biz, hiç gülmeyecek miyiz?

Biz, hiç gülmeyecek miyiz?
 

Canları her an tehlikede.


11.12.2009

Biz, hiç gülmeyecek miyiz?

Aslında başka bir konuyu yazmak sizlerle paylaşmak istiyordum ama Haber Türk bir son dakika haberi verince inanın aklımdakiler sanki uçup gittiler.

Bursa’nın Mustafakemalpaşa İlçesi'nde Alpagut Köyü yakınlarında bulunan Bükköy Maden Ocaklarında grizu veya bütan gazından ötürü bir patlama ile 19 işçimiz göçük altında kalmışlar.

Akşam saat 21.00 sırasında madende patlama olmuş. Göçük altındaki gazdan ötürü aşağıdaki işçilerin yaşama şansları ancak dört veya altı saat kadar olabilirmiş.

Kurtarma çalışmaları halen sürüyor içeriye hava pompalanıyormuş gaz belki bir yer bulur dağılır diye. Başka bir şey yapılamıyor, gaz çok tehlikeliymiş. Spiker bayan anlatıyor bende acı içerisinde onu dinliyorum. Zonguldak’tan gelecek uzman ekip bekleniyor.

Şu anda saat 01.00 oldu. Orada zaman dursun istiyorum.

İşçilerimizin kurtulmaları için bildiğim tüm duaları okuyor, Allaha yakarıyorum.

Zonguldak’tan uzman ekip gelemez oldu. Akut ekibi oradalar ama riskli olduğu için içeri giremiyorlar.

Daha önce, beş işçi arkadaşlarını kurtarabilmek ümidi ile içeri girmişler, maalesef çok tehlikeli olan bu gazdan zehirlenmişler ve onlar da hastaneye kaldırılmışlar.

Zonguldak’tan uzman ekip gelemez oldu. Hava muhalefeti yüzünden helikopter kalkamıyormuş, karayolu ile geleceklermiş.

Hey Allahım hey!

Bu nasıl bir ihmaldir? Bu ihmalin suçluları kimdir?

Göz göre göre, insanlar ölüme terk edilir mi ya?

Yerin 200 metre derinliğinde kalmışlar. Ne kadar korkunç bir şey değil mi? Canlı canlı mezara gömülmek gibi.

İçimde yine küçük de olsa bir ümit var, dualara devam ediyorum.

Bu sırada kör olası saat inadına hızlanmış gibi sanki. Tik tak sesleri beynimi tırmalıyor.

Artık ne onun sesini duymak istiyorum ne de ona bakıyorum..

CHP Bursa Milletvekili Abdullah Özer yayına ikinci kez katılarak, işçilerin çıkartılmaya başlandığını ama durumun çok kötü olduğunu söyledi.

İnanmak istemiyorum.

Belki bir mucize olur, kurtulurlar diyorum kendime.

İşçilerin yakınları da tedirgin ve üzüntü içerisindeler. Onlarda umutlu bir bekleyiş içerisinde, haber bekliyorlar.

Bir an onların yerine koydum kendimi. Tanrıya isyan mı ediyorlar bu dakikalarda acaba? Sanmam, sevdiklerinin salimen o çukurdan çıktığını görebilmek için, belki de kendi ömürlerini vermeye hazırlar.

Of! Of! Bu kaçıncı patlama?Bu kaçıncı can kaybımız?

Bir lokma ekmek parası kazanmak için yerin bilmem kaç metre altında hayatlarını hiçe sayarak kaybeden insanlar. Yazık! Çok yazık!

Tuzla tersanelerinde kaç işçimizi de ihmaller yüzünden kaybettik değil mi?

Binlerce işçimiz işlerinden çıkartıldılar ve halen de çıkartılıyorlar. Ne için? Bazıları ekonomik sıkıntı yüzünden, bazıları da patron daha zengin olsun diye.

Çıkarılan işçinin yerine alınan işçi acaba işinin ehlimidir? Olsun, ne fark eder patron için. Ölene kadar, ya bir uzvunu kaybedene kadar çalışsın da, ne olursa olsun. Sonuçta o işçi için devlete vergi ödemiyor ya.

Devlet bu gibi tehlikeli iş yerlerini ne için denetlemez? Olası bir felaket için neden önceden tedbirler alınmaz, aldırmaz da, başka bir şehirden kurtarıcı beklenir?

Hıh! Ben de amma konuşuyorum, devlet ne zaman fakirin yanında oldu ki, değil mi?

Devlet, ancak sadakasını kömürle, birkaç torba erzakla yoksula dağıtır, karşılığını da gırtlağına basa basa geri alır.

Düşünüyorum da, olanlar hep yoksul insanlara oluyor. Bir yanda milyarları bir gecede savuranlar, yetim hakkı yiyerek trilyoner olanlar, hırlılar, hırsızlar, öte yanda garibanlar.

Bu hak mı?

Daha dün şehitlerimiz için ağladık, kirpiklerimiz bile kurumadılar, bugün işçilerimize ağlıyoruz. Biz ne zaman güleceğiz?

 
Toplam blog
: 375
: 801
Kayıt tarihi
: 30.04.08
 
 

İstanbul Kadıköy doğumluyum. Herhangi bir menfaat grubuna bağlanmadan, açık fikirli, dürüst, önya..