Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Temmuz '07

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
1797
 

Bize biçilen elbiseler...

Bize biçilen elbiseler...
 

Ve dedi ki onlara;

"Kafanızdaki şekillendirdiğinizle, ben aynı değilim. Sırtıma yeni roller yüklemeyin. Ben kendim olmak için çok çalıştım. Bilir misiniz kendinden, sana verilen ham malzemeden, istediğin heykeli yaratmak çok kolay değildir. Kendinde sevmediğin fazlalıkları yontmak, kendine yeni parçalar eklemekle geçer ömrün. Ve bir dolu huzursuzluktur kendin olmaya çalışmak. Yorulursun. Hiç bir zaman istediğin olmaz elindeki, çalışırsın. Paralanır, kırılır dökülürsün ve geçtiğin sokaklardan toplarsın parçalarını.

İlk zamanlar hamur gibisindir. Sana şekil vermek için gönüllülerle doludur her yan. Dünyanın her yanından "böyle olmalısın, şöyle olmamalısın, doğru olan budur, hayır yanlış düşünüyorsun vs. vs..." gibi sözler fışkırır. Şaşkına dönersin. Kimsin? Nesin? bilemezsin. İşin acı yanı kimseyi memnun edemezsin. Herkesin kafasında senin çizilmiş bir resmin vardır ve herkes seni o resimle kıyaslar. Hiç bir resme uyamazsın çünkü senin aslın çok çok farklıdır suretinden, anlatamazsın.

Sonra bıkarsın tüm bunlardan. Bir tek kendi sözünü dinlersin. Bir tek sen karar verirsin ne olmak istediğine. Başarırsın da. Dış sesler susmaz yine de. Önce aldırmazsın. Meydan okursun. "Ben buyum" der çıkarsın işin içinden. Zaman geçer yorulur bıkarsın tüm olan bitenden. Seni olduğun gibi kabul edecek birileri olsun istersin. Hiç bir sözüne ve davranışına şaşırmayacak, garipsemeyecek birileri... Öfkeni, coşkunu, kederini, gözyaşını, gülümsemeni, kahkahanı, hırsını, çocuksuluğunu, aptallığını, şaşkınlığını, donukluğunu kabul edebilecek birileri... Seni tanımak için kararlı ve aklında senin suretin bulunmayan birileri... Aslı, suretine tercih eden ve seni yüce bir gönülle, yargılamadan kabul etmeyi başarabilen birileri...

Gün içinde herkesin sana biçtiği elbiseleri giyip giyip çıkarmaktan yorulursun. Üst üste giydiğin ve birbiriyle ilgisiz elbiselerden bıkarsın. Bir adaya gitmeyi ve yerliler gibi elbisesiz yaşamayı hayal edersin. İstersin ki; artık sana elbise biçenler olmasın. Kimse seni o elbiseleri giymeye zorlamasın. Kimse senden sürekli gülümsemeni, kederlenmemeni, öfkelenmemeni, zaaflarına yenik düşmemeni beklemesin. "

Dedi ve gitti. Tamamen kendi olarak, tüm elbiselerini geride bırakarak. Herkes onu kendi aklında giydirdi. Kimse çıplak birine bakmayı kabul edemedi. Ona "aklı karışık" birinin elbisesini giydirdiler ve hoşgörüyle gülümseyerek ardından el salladılar. Çıkardı böyleleri zaman zaman. Ve onu bildikleri, uyumlu haliyle karşılamaya hazırlandılar. Çünkü bu şekilde döneceğinden emindiler. Kimse kendisi yalnızca kendisi olarak ve çıplak haliyle bu koca topluluk içinde barınamazdı. Ona biçtikleri elbiseleri evinin kapısı önüne bıraktılar. Döndüğünde giysin de kalabalığa karışsın diye...

RESİM: http://www.artezia.net/art-graphisme/artistes/Ron-Mueck/ron-mueck.jpg

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Herkes bize bir kıyafet biçiyor, yakıştırıyor. Bizse çoğu zaman buna karşı çıkıyor ve kendi kıyafetimizle kalmak istiyoruz. Bu hepimizin bir ölçüde yaşadığımız bir dayatma. Örneğin birileri bize türban takmamızı öneriyor, başka birileri de türbanı çıkarmamızı ve biz her iki öneriye de direniyoruz ama bunu yaparken de bilerek veya bilmeyerek yine de hazır bulduğumuz bir kıyafet içinde yaşıyoruz. Şimdi asıl soru şu; Biz bize önerilen kıyafeti mi sorgulayalım, yoksa üzerimizdeki ve kendimize yakıştırdığımız kıyafeti mi, yoksa hepsini birden mi? Biz, ben, sen, o yani hepimiz ne kadar kendimiziz? Biz kimiz sevgili Fulya? Sen sen misin? veya ne kadar sensin? Ben ben miyim, ne kadar benim? Eline sağlık, çok güzel yazmışsın. Eminim ki, sen birisi olacaksın. Bakalım kim?

Matilla 
 17.07.2007 8:59
Cevap :
Sevgili Matilla Bey, Bu soru beni hep çok meşgul etmiştir; biz ne kadar kendimiziz? Kendimize, kendimizin kattığı neler var? Kendimizin olan sandığımız neler var bizde? Hep kendim olabilmek için çalıştım. Tüm bu olanları bana yerleştirilmeye çalışılanları farkettiğimden beri. Belki de insan olarak doğmuyor sonradan oluyoruz ne dersiniz? yaşaya yaşaya çabalaya çabalaya öğrene öğrene... Çok teşekkür ederim.En içten sevgim ve saygımla...  17.07.2007 11:00
 

bu bize giydirilmeye çalışılan elbiselere uygun bir de maske taktırmaya çalışılıyor...Canım yüreğine sağlık..Sevgilerimle..

aygoz Özlem Eryoldaş 
 15.07.2007 13:22
Cevap :
Herkes onların istediği olmamızı hep gülümsememizi, hep sevgi dolu olmamızı hep sakin ve huzurveren olmamızı istiyor. Ah mümkün mü? Sadece insanız... En içten sevgilerimle...  15.07.2007 13:57
 

yalnızca kendin ve çırılçıplak...tüm önyargısız ve en içten sevgilerimle Fulyam...

Neşe İleri 
 14.07.2007 23:29
Cevap :
Canım Neşe'm, Çok teşekkür ederim. Dostluğun, önyargısızlığın ve kabulün için. En içten en dostça sevgimle...  15.07.2007 12:23
 

Sevgili Fulya, Güzel bir yazı. Bu yazı da dağılır internet sayfalarına. Sakın kavgaya girme. Taklitler ve kopistler, daima aslını yaşatır, biliyorsun. Sevgiler

Bülent Göncü 
 14.07.2007 11:26
Cevap :
Sevgili Bülent Bey, Çok teşekkür ederim. Kavgaya asla girmem. Girmedim de. Sadece haksızlığa tahammül edemedim. Belki de çok üzerinde durdum bu konunun gereksiz yere. Zamanımı harcadım. Bilirsiniz dünyada hep böyle şeyler olur, haksızlıklar, suçlamalar ve dikkatsizlikler. Ama insan soğukkanlı düşünüp öyle hareket etmeli ve olaylara olumlu tarafından bakmalı. Çok çok teşekkür ederim.En içten saygı ve sevgilerimle...  14.07.2007 12:44
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 408
Toplam yorum
: 4068
Toplam mesaj
: 6
Ort. okunma sayısı
: 1086
Kayıt tarihi
: 17.06.06
 
 

Gazetecilik okudum... Ama gazeteciliği sırf yazabilme serüvenine bir adım daha yaklaşabilmek için ok..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster