Bodrum öyküleri-Oğuz / Öykü / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

31 Mayıs '17

 
Kategori
Öykü
 

Bodrum öyküleri-Oğuz

Bodrum öyküleri-Oğuz
 

Bodruma geleli dört gün olmuş. Beynimdeki sürmenaj bulutları, dağılmış bir parça.

Cevat Şakir'in bir heykelini aradım. Yok….

Beşinci gün, caddeyi buldum Askerlik Şubesinin önünden geçen. Evini kızı satmış. Seneler evvel yıkıp, zevksiz bir pansiyon yapmışlar. Hey gidi balıkçı hey. Senden yadigâr, Mavi Sürgün, bir cadde, ve bir de palmiyeler.

İskele yanında, kahveler, yatlar, çatanalar. Gün batımı kalede bayraklar, daha da kızıl. Dördüncü baharında oğlum, yaşıtı bir çocukla balık avlamaya çalışıyor. Sevdim Bodrum çocuklarını.

Oğuz; Tatar suratlı. İki sıra sümük, çekik yumuk gözlü. Beş-altı yaşlarında.

Sabah altıda da, akşam sekizde de; bir liralık olta, bir parça da tükürükten yumuşak, ekmek topağı Oğuzun tüm mutluluğu.

—Rakı alıyorum Oğuz, akşama balık yiyecek miyiz?

Avucunun içinde iki kaya balığı.

Gururla,

—Al. İstiyon mu?

Gofana vadı ama.

Gactıla.

Bilirsin,

Her küçük kasabanın, belk ide her köyün bir delisi vardır Anadolu’mda.

İbrahim de Bodrumun.

—Merhaba, merhaba.

Merhaba abey, merhaba Yenge,

—Merhaba İbrahim.

—Ne var ne yok?

—İylik, İylik.

Merhaba, Merhaba.

—Oğuz bak hele.

Akşamları niye fazla salıyorsun misinayı?

—Gofanala, gofanala ta derine iner gün gaçınca.

Sabah yugarı çıkala.

Gara adaya gittin mi sen?

Ahtapot va orda.

Bu gada, bu gada.

Ben gittim.

Hem gocca bir mağra va orda.

Iscak su gaynar içinde.

İsak Ağbeyim, mağaradaki çamur ilaçtır deyo.

Ben baktım. Çok kötü gokuyo.

—Kükürtlüdür de ondan Oğuz.

Çürük Yumurta gibi kokuyor dimi?

—He ya.

Hem biliyon mu?

Durist garıla hep yüzüne çalıyo çamuru.

Gozel olumuş o çamura bulaştımı yüzü garıların.

Hem biliyon mu?

Orada gofanala nah senin gada.

Hem biliyon mu?

Deli İbo sıkışmış da mağranın içine sıçmış geçen gün.

Garının biri de yüzüne çalmış delinin pisliğini çamur sanarak.

Sonram yüzünü bizim İdris gaptana göstermiş.

Feri gut, feri gut demiş.

İdris gaptan da bizim İbo’ya demiş.

—Len İbo, senin pokun ilaç gibin para ede valla.

Deliye bu denir mi be abey?

Ne bilsin gaptanın dalga geçtiğini.

İbo hep bir dencereye sıçmış bi gaç gün. Sonam da Pazarda satmaya galkmış. Zabıtalar dayakla zor atmışlar pazardan dışarı. Bir türlü anlatamamışlar İdris gaptanın şakadan dediğini. İbo epey dolandı gasaba içinde elinde dencere. Gırışıklara pok, gırışıklara pok diye. Satmaya galktı. Ta ki tenceredeki pok guruyup daş kesene gadan. Abey gasabalıya eğlence lazım. Şimdide İbo’yu durdurup dalga geçerler deliyle. Len İbo versene şurdan 250 gram gırışık poku diye. İbo da goşturuyor.

Pok bitti, Pok bitti. Merhaba merhaba diye.

Gülüyorum.

Oğuz Seviniyor.

Avucumda küçücük kaya balıkları,

Mavi Sürgüne yürüyorum.

 

 

 

 
Toplam blog
: 54
: 141
Kayıt tarihi
: 17.03.17
 
 

1944 İstanbul doğumluyum. İlk ve ortaokulu Napoli İtalya'da, Lise TED Ankara Maarif Koleji, Yükse..