- Kategori
- Siyaset
Boşvermişim

Gençlik yıllarımda, bir yol gösterenim olsaydı, felsefe eğitimi alırdım. O yönde, yeteneğim olduğunu iyiy biliyorum. Yönlendirilseydim, dünyanın, önde gelen düşünürlerinden olabilirdim. Şu durumda, hayatını harcamış biri olarak, boş bir yaşam sürdürüyorum.
Dünyada, yaşayan insanların büyük çoğunluğu da, boş vermişlerden oluşuyor. Kimi varlıktan, kimi darlıktan boş veriyor. Ölmüş eşek, kurt dan korkmaz, diyenler de var. Bana dokunmayan yılan, bin yıl yaşasın diyenler de. Birileri de diyor ki: "Susma, sustukça sıra sana gelecek" Eskiler bunun tersini söylemişlerdi: "Söz, gümüş ise, sükut, altındır." Eskiye dönüş var. Susan kazanıyor. Konuşan cezalandırılıyor. Bizi yöneten zihniyet, yazmayan, konuşmayan, hak aramayan, sadece, avuç açan, bir toplum istiyor. Şükreden, bir toplum. Kaderine razı ol, beterin beteri vardır. diyen, bir toplum. İşi olup da, aldığı ücreti eleştirip, daha fazlasını isteyene, Başbakan diyor ki:" Şükret, dışarıda bu paraya göbek atacak, milyonlarcası var."
Bizim ülkemizde, düşünürler yok mu? Elbette var. Diyojen gibi, "gölge etme, başka ihsan istemem" diyen, düşünürlerden, bolca var. Fıçıda yaşamıyorlar. Malikanelerine çekilmişler, gölge istemiyorlar. Gölge de etmiyorlar. Sadece düşünüyorlar. Bu günlerde, ölümünü ilan ettikleri, SOL U, diriltmeye çalışıyorlar. Sol, nasıl dirilir. Diriltilmeya çalışılan sol, hangi sol dur, kimin soludur, bilen yok. Ben diyorum ki, bizim ülkeye, sol, hiç gelmedi. Gelemedi, Gelmesine de imkan yoktu. Sol, bize uymaz. Bizde, işçi sınıfı yok. 72.5 milyon nüfusu olan bir ülkede, 650 bin sendikalı işçi var ise, diriltmeye çalıştığınız sol, nerede yaşayacak. Malikanelerde mi? Saraylarda mı? Dağdan kestim kereste, kuş besledim kafeste. Oysa, üç, beş bin, işçinin, sistemi nasıl salladığı, bu günlerde görülüyor. Başbakan, kasayı soydurtmam diyor. Bunlar, işten atılmadı, işletmeler kapatıldı, diyor. Bunlara havadan para veremem diyor. Zaten, sigara yasağı da var, bunlar, kanunsuz işte çalışıyorlar, diyecek, diyemiyor. Şükredin diyor.
Kimi, düşünüyor, düşündüklerini söyleyemiyor, Kimi, düşünmeden, konuştukça, konuşuyor. Düşünüp de, konuşamayanlara, sus, diyen zihniyet, boş konuşanlara, altın mikrofon uzatıyor. Kör kurşunlara kurban verdiklerimizi. kör zihniyete kurban veriyoruz.
İşçiye, çiftçiye, çalışana, emekliye, insanca yaşayacağı ücreti vermeyen iktidar, Bunların cebindeki, bozukluklara bile, göz dikmiş. Bozuklukları bile, gıdım, gıdım çekmenin peşinde. Simitçiler bile, veresiye defteri ile çalışıyorlar. Başbakan diyor ki: " Biz, bize emanet edilen kasayı koruyoruz" Kime karşı koruyorsunuz? Kasadaki para, kimin parası? Kimin parasını, kime karşı ve neye karşı koruyorsunuz. Kasada parası olanlar, açlıktan, yoksulluktan, ölmek üzereler. Onlar ölünce, kasayı açacakmısınız? Kefen parası mı olacak, kasadakiler?
Ben bu yazıyı yazarken, Başbakan, parti gurubunda konuşuyordu. Konuşmasının ilk bölümünde, Tekel İşçilerine karşı, kasayı koruyacağını söyledi, İkinci bölümünde de, Baykal edebiyatı yapıyor. Tekel işçisi ve Baykal olmasaydı, ne anlatacaktı? Kaldı ki, bu ülkede, ne tekel işçisinin, ne de Baykalın, sistem üzerinde, bir hükmü şahsiyetleri yok. Demokrasi yok, Hak yok. Özgürlük yok. AKP de dahil, bunları istemiyormuyuz.? İstiyoruz. Başbakan, bunlara nasıl kavuşacağımızı anlatacağına, neden tüm olmazları, tekel işçisine ve Baykala yüklüyor. Başbakan olarak, ülkenin gerçek durumunu anlatsa, daha kolay olmaz mı? Uluslar arası, para babaları, kredi notumuzu artırmışlar. AB ülkeleri arasında, ekonomisi en iyi durumda olan ülkelerden biri imişiz. IMF kapımızda bekliyor. Araplar bize kucak açmışlar. Kaddafinin çadırına, vizesiz girecekmişiz. Davos' a rest çekmişiz. Muhammet küsmüş, Musayı tanımıyor. Tüm bu güzelliklerin arasına, Baykalı sokmanın, alemi mi var. Tüm bunlar prim yapmıyor da, Baykal mı prim yapıyor. O zaman, anlatılan manzara hayali, Tekel işçisi ve Baykal, gerçek.
Vesikalar bitti. Kılıçdaroğlu, start alamıyor. Sol öldü. Biz de, sağa kırdık, oy alacağız. Durduk yerde, Kılıçdaroğlu. bunları neden söyledi ki? Elinde, raporu, vesikası mı var? Sol öldü, derken, ölüm raporunu eline mi geçrdi? Bu, siyaset, zor zenaat, öyle herkesin aklı ermiyor. Bürokrat tan siyasetçi yaparsanız, vesika bitince çuvallıyor. Baykalın, iyi bir siyasetçi olduğu, bir kez daha tesçil edilmiş oluyor. Kılıçdaroğlu nu serbest bıraktı, ne olacağını gördü, gösterdi. Şimdi ne olacak? Sol dirilecek mi? Kim diriltecek? Hepsi iyi de, ortada cenaze yok.