09 Temmuz '10
- Kategori
- Anılar
Bu kez yazarak...
Ben bir yeme bağımlısıyım. Tek sorun aşırı kilolar ve giyilemeyen giysiler olsa neyse, veya gidilemeyen tatiller... Ailem, arkadaşlarım, eğitimim, odamın düzeni bile, dişleri fırçalamak gibi asgari bakımı yapacak gücü bulmam bile etkileniyor bu durumdan. Çaresizce çırpınıyorum, pek çok şey denedim, deniyorum, ama içimdeki kocaman boşluk, huzursuzluk, can acısı, yemekten başka hiçbirşeyle geçmiyor.. Bahsettiğim de öyle süslü püslü tabaklarla keyif çıkararak yemek değil; tam tersine aceleyle, zevk almaktan çok biran önce karnımı şişrmeye ve aldığım herşeyi tüketmeye dayalı bir kriz...Ve nerdeyse kendimi tükettim artık..
Aslında tüm bunları esprili bir dille anlatmak isterdim, bakış açısına bağlı hayat; koyu bir dram da olabilir, eğlenceli bi komedi de...Benim içinse yaşadıklarım zavallılık..Evet, itiraf ediyorum; zavalılık.
Yıllardır hep aynı kararla uyanıyorum, hatta birgün öncesinden başlıyorum. Yarın herşey değişecek, mükemmel olacak...Yoksa bir anlamı yok.. Hayatımı mahfeden kavram bu zaten, ''ya hep ya hiç''. Birşey olabilecek en mükemmel halinde değilse benim için anlamı yok. Oyüzden belki de, ortalamanın üzerinde de olsa güzelliğim benim için yetersizdi, çünkü dünya üzerinde daha güzel bir sürü kız vardı. Eğitimim hep en iyi okullarda geçti, ama ben hiçbir zaman tüm derslerii AA getiremediğim için uzattıkça uzattım. Sabah kalkınca gün içinde mükemmellikten uzak en ufak bir davranışım olmuşsa, o gün çöpe gitmişti benim için.. İşte sağlıklı beslenmeye bir kez başladım mı öyle mükemmelolacaktım ki, sağlıksız şeyleri sonsuza kadar unutacaktım, o yüzden içimde ukte kalmasın diye canımın çekebileceği herşeyi, mükemmel olmayan bu son günümde tüketmem gerekiyordu. O yüzden şuursuzca alıp şuursuzca yiyordum sevdiğim tüm alternatifleri... Üstelik ailemin baskıları yüzünden kilo aldıkça daha da saklandım ve bunu gizli yapmaya başladım. Denetleme mekanizması sıfır olunca da, iyice çılgın bir hal aldı herşey...Mükemmele başlama gücünü de hiçbir zaman bulamadığım için, berbat bir kısır döngü bir bataklık gibi devam ediyor hayatımda bu.
Daha bugün, sırf yarın rejime giri planlıyorum diye bir yeme çılgınlığına gömüldüm.Yürüyüşe gidiyorum bahanesiyle çıkıp yemek yedim, sonra tatlı yedim.Tadı güzel olduğu için aynı tatlıdan 2. ve 3. porsiyonu da götürdüm... Nihayet midem bulanana kadar doyunca minibüsle eve döndüm.Annem yürüyüşten döndüğüme inansın diye koltukaltlarımı ıslatırdım normalde, aam bugün çok yağmur vardı zaten, gerek kalmadı.Sonra annem markete çıktı, ve benim canım sırf kek istedi diye, fırsattan istşfade bakkala koştum. Hiçbir ihtimal kalmasın diye tatmin olmadığım, aynı markanın aynı kekinin tüm çeşitleirni aldım. zlu, kakolu, portakallı ve vişneli.İki tane de başka marka, canım hiç istemedği halde sonra belki ister diye gofret, ve iki çeşit bisküvi de... Ve dondurma da...Dudak bkeklere baştan söylemeliyim, saydıklarımın hiçbirinde en ufak bi abartma yok, hatta unutup eksik yazdığım bile olabilir. Onları midem bulanana kadar tıka basa yedim, ve kalanları da ıslatıp çöpe attım ki, yarın yiyemeyeyim.. Ama yıllardır neryse her gün aynı şeyi yaptığımı ve ertesi gün gidip sıfırdan yenilerini aldığımı düşününce, yarın yapmama olasılığım nedir bilemiyorum.
Bu yaptığım şey de mükemmel değil... Hayatım mükemmel olmadığı için, anlattıklarım da mükemmel değil tabii ki.. Belki bu sefer de kendime ait bir deftere yazmam daha akıllıca olurdu. Bu sfeer yırtmazdım belki.. Ama o zaman da yazım ve defterin düzeni mükemmel olmadığı için rahatsız oluyorum, anlamını kaybediyor.. Hiçbirşey yapasım gelmiyor, ve sonsuz bir kısır döngünün veya imkansız bir labirentin içine tıkılmış zavallı bir fare gibi hissediyorum, hatta daha şanssız...Çünkü benim adımtacak gücüm de, çıkışa dair inancım da, kokusuna koştuğum bir peynirim de yok.
Aslında tüm bunları esprili bir dille anlatmak isterdim, bakış açısına bağlı hayat; koyu bir dram da olabilir, eğlenceli bi komedi de...Benim içinse yaşadıklarım zavallılık..Evet, itiraf ediyorum; zavalılık.
Yıllardır hep aynı kararla uyanıyorum, hatta birgün öncesinden başlıyorum. Yarın herşey değişecek, mükemmel olacak...Yoksa bir anlamı yok.. Hayatımı mahfeden kavram bu zaten, ''ya hep ya hiç''. Birşey olabilecek en mükemmel halinde değilse benim için anlamı yok. Oyüzden belki de, ortalamanın üzerinde de olsa güzelliğim benim için yetersizdi, çünkü dünya üzerinde daha güzel bir sürü kız vardı. Eğitimim hep en iyi okullarda geçti, ama ben hiçbir zaman tüm derslerii AA getiremediğim için uzattıkça uzattım. Sabah kalkınca gün içinde mükemmellikten uzak en ufak bir davranışım olmuşsa, o gün çöpe gitmişti benim için.. İşte sağlıklı beslenmeye bir kez başladım mı öyle mükemmelolacaktım ki, sağlıksız şeyleri sonsuza kadar unutacaktım, o yüzden içimde ukte kalmasın diye canımın çekebileceği herşeyi, mükemmel olmayan bu son günümde tüketmem gerekiyordu. O yüzden şuursuzca alıp şuursuzca yiyordum sevdiğim tüm alternatifleri... Üstelik ailemin baskıları yüzünden kilo aldıkça daha da saklandım ve bunu gizli yapmaya başladım. Denetleme mekanizması sıfır olunca da, iyice çılgın bir hal aldı herşey...Mükemmele başlama gücünü de hiçbir zaman bulamadığım için, berbat bir kısır döngü bir bataklık gibi devam ediyor hayatımda bu.
Daha bugün, sırf yarın rejime giri planlıyorum diye bir yeme çılgınlığına gömüldüm.Yürüyüşe gidiyorum bahanesiyle çıkıp yemek yedim, sonra tatlı yedim.Tadı güzel olduğu için aynı tatlıdan 2. ve 3. porsiyonu da götürdüm... Nihayet midem bulanana kadar doyunca minibüsle eve döndüm.Annem yürüyüşten döndüğüme inansın diye koltukaltlarımı ıslatırdım normalde, aam bugün çok yağmur vardı zaten, gerek kalmadı.Sonra annem markete çıktı, ve benim canım sırf kek istedi diye, fırsattan istşfade bakkala koştum. Hiçbir ihtimal kalmasın diye tatmin olmadığım, aynı markanın aynı kekinin tüm çeşitleirni aldım. zlu, kakolu, portakallı ve vişneli.İki tane de başka marka, canım hiç istemedği halde sonra belki ister diye gofret, ve iki çeşit bisküvi de... Ve dondurma da...Dudak bkeklere baştan söylemeliyim, saydıklarımın hiçbirinde en ufak bi abartma yok, hatta unutup eksik yazdığım bile olabilir. Onları midem bulanana kadar tıka basa yedim, ve kalanları da ıslatıp çöpe attım ki, yarın yiyemeyeyim.. Ama yıllardır neryse her gün aynı şeyi yaptığımı ve ertesi gün gidip sıfırdan yenilerini aldığımı düşününce, yarın yapmama olasılığım nedir bilemiyorum.
Bu yaptığım şey de mükemmel değil... Hayatım mükemmel olmadığı için, anlattıklarım da mükemmel değil tabii ki.. Belki bu sefer de kendime ait bir deftere yazmam daha akıllıca olurdu. Bu sfeer yırtmazdım belki.. Ama o zaman da yazım ve defterin düzeni mükemmel olmadığı için rahatsız oluyorum, anlamını kaybediyor.. Hiçbirşey yapasım gelmiyor, ve sonsuz bir kısır döngünün veya imkansız bir labirentin içine tıkılmış zavallı bir fare gibi hissediyorum, hatta daha şanssız...Çünkü benim adımtacak gücüm de, çıkışa dair inancım da, kokusuna koştuğum bir peynirim de yok.