- Kategori
- Anılar
Kendinize iyilik yapın mezuniyet gününüze katılın

Hepimizin yaşamında bazı dönüm noktaları vardır. Bizlerin hayatına yön verir, şekillendirir ve bir ömür boyu hep o yoldan yürürüz. O döneme ait yaşanmışlıklar hayatımızda kalıcı izler bırakır, Anılarımızın en kıymetli bölümlerini o günler oluşturur. Geçen yıllara rağmen o anılar hep canlıdır. Yıllar asla o anıları yaşlandırmaz.
Hep ilk haliyle hatırlarız yüzleri, mekânları ve acı tatlı günleri. Yıllar sonra o günlerden ne zaman tanıdık bir yüz görsek, ne zaman bir kare fotoğrafa baksak bir anda geçmişe döneriz. Anıların canlanıp gözlerimizin önünden birer birer geçtiğini hissederiz.
Bizler için yaşamdaki dönüm noktalarından biri hiç şüphesiz mesleki eğitim dönemi ve eğitimimizi tamamlayıp hayata atıldığımız dönemdir. O günlerde yaşananlar olaylar, kişileri ile birlikte aklımızda kalır. Okuldan mezun olduğunuz ilk yıllarda o günlerin değerini pek anlamayız ve anmayız.
Ne de olsa hayata atıldığınız ilk yıllarında kendimizi okuldaki hava ile yarışa devam eder gibi hissederiz. Ya askerliktir bizi meşgul eden, ya da evlilik telaşı, hele birde çocuk dersine düşmüşseniz. Geçmiş hiç aklınıza gelmez. Birkaç yakın dost dışında temasınız bile olmaz. Hedefleriniz vardır hayat için. Geleceğe odaklanmıştır benliğiniz.
Ara ara baktığınız birkaç fotoğraf gülümsetir sizi. Resimlerdeki arkadaşlarınızın nerede olduğunu, ne yaptığını o günlerde pek dikkate almazsınız. Ne de olsa birbirinizden ayrıldığınız dönem çok eski değildir. Anılar tazedir, daha üzerlerine yılların ağırlığı çökmemiştir.
Bazen güçlü kurumsal yapılarda oluşan mesleki bağlar genç yaşlı tüm okul arkadaşlarını bir araya getirir, bağları güçlendirir. Okul yıllarındaki heyecan her zaman korunur. Aileye katılan yeni bireyler ile daha geniş dostluk halkaları oluşur. Eğer özel kesimde veya bireysel çalışıyorsanız işiniz zordur. Çevrenizde her zaman okul arkadaşlarınızı bulamazsınız. Her biri bir yere dağılmıştır. Günlük yaşamın getirdiği maddi ve manevi zorluklar nedeniyle her zaman bir araya gelmeniz zordur.
Eski okul arkadaşlarınız ile bir araya gelmeniz çoğu kez uzun yıllar alır. Tabii insanların bir araya gelmesi de kolay değildir. Her birinin kendine göre dertleri ve sorumlulukları vardır. Ne kadar planlama yapılsa da günden güne artan sorumluluklar altında evdeki hesap çarşıya uymaz, yapılan programa kimi gelir kimi istese de gelemez.
Okulların düzenledikleri mezuniyet günleri en kolay organize olunan ve mekânları ile geçmişi yaşatan etkinliklerdir. Okul yönetimlerinin destekleri ile birleşen ve şenlik havasında geçen bu tür faaliyetler tüm mezunları bir araya getirir. Geçmiş ile geleceğin köprüsünü kurar, yeni dostluklara zemin hazırlar. Okulun mezunları ile kopan bağlarının yeniden canlanmasına vesile olur. İster ayni dönemin ister farklı dönemin mezunu olsun insanları kaynaştırır ve duyguları birleştirir. Geçmişin anılarını ve deneyimlerini canlı şahitleri ile tarihi yaşatır. Paylaşılan anılar ile okul yıllarının bilmediğimiz ya da görmediğimiz tarafını öğreniriz.
Mezuniyet günlerinde başlangıçta okul arkadaşları arasında bilinmeyen değişimleri paylaşmakla geçer. Herkes ilk karşılaştığında aradan geçen yıllarda neler yaptıklarını sorar. Kopan filmin adeta geçmiş ile montajını yapar. Ne de olsa okuldan mezuniyetten itibaren dostlar birbirinden haber alamamıştır. Acılar ve sevinçler paylaşılamamıştır.
Geçtiğimiz günlerde sınıf arkadaşım Çetin’in uyarısını dikkate alarak daha önceleri de iştirak ettiğim 6. Ankara Ziraat Fakültesi Mezunlar Gününe katıldım. Bir türlü organize edemediğim sınıf arkadaşlarımı bir araya getirememenin ezikliği içinde bu organizasyonu bir fırsat bildim. Hiç değilse bazı arkadaşlarımı ve hocalarımı görmek mümkün olacaktı. Eşime de sınıf arkadaşlarımı tanıştırma fırsatı doğacaktı.
Mezunlar gününün pazar günü yapılması trafik yoğunluğunun yaşandığı şehirler biri olan Ankara için iyi bir seçimdi. Şehir bir ölçüde sakin ve cadde ve sokaklarda arabalarda insanlarda nispeten azdı. Bir zamanlar şehrin dışında hissi veren ziraat ve veteriner fakültelerinin ana binalarını artık şehrin ortasında kalmıştı. Her yanından trafik akışının yoğun olduğu yollar geçiyordu. Geniş bahçesi ile şehrin ortasında kalan okul binalarının giriş kapıları güvenlik kaygısı ile geçmişteki her tarafa açılan kapılarını kapatmış, girişleri bir iki kapıya indirmişti.
Girişteki güvenlik kapısından içeri yavaş yavaş girerken, bahar günün yeşillikleri ve rengârenk çiçekleri arasındaki okul binaları gözüme bir başka görünüyordu. Tarihi binalar yüksek ağaçlar arasında geçmişin anılarını ve tüm güzelliliklerini taşıyorlardı. Mekânlar ayni fakat geçmişteki insanların büyük bir bölümü yoktu. Pazar gününün sessizliği içinde toplanmış eski ve yeni mezunlar ana dekanlık binasının önüne kurulmuş sahnenin çevresinde toplanmıştı. Bölüm binalarına giden yolun kenarlarına kurulmuş açık servis çadırlarında gelenlerin kaydı yapılıyor ve ikramlarda bulunuyordu. Kimi mezunlar bölüm bahçelerindeki masaların etrafın toplanmış geçmişi yâd ediyordu.
Rektör Cemal hocam ve Dekan Ahmet hocamın etrafına toplanan eski mezunların yüzlerinden geçmişin güzel günlerine dönmenin heyecanı ve sevinci okunuyordu. Birbirini bir yıldır belki de yıllardan beri görmeyen insanlar koyu bir sohbete girmişlerdi. Eski ve yeni mezunlar iç içe idi. Şarkılarla folklor gösterileri ile dolu güzel organizasyonun keyfini çıkarıyorlardı. okul arkadaşları ile yeniden bir arada olmanın hazzını tadıyorlardı. Geçmişin sıcaklığını mekânlarda ve yıllardan sonra karşılaştığı arkadaşlarında buluyorlardı. Aramızdan ayrılan arkadaşlar da hüzünle anılıyordu.
Tüm mezunlar eski yeni bir aradaydık yeniden. Yıl farkı olmadan yeniden mezun olmanın farklılığını yaşıyorduk. Hocası ile öğrencisi ile zamanda yolculuk yapıyorduk. Yapılan sohbetlerde aramızda olmayanları sanki hayata döndürdük ve andık. Mezunlar gününe katılamayan arkadaşlarımızın da kulaklarını çınlattık.
Herkes gibi bu güzel günde birçok eski okul arkadaşımla karşılaştım. Yıllardan beri görmediğim bazı arkadaşlarımı orada buldum. Yeni mezun arkadaşlarla tanıştım. Diğer bölüm ve dönemlerden Nahide, Adalet, Oğuz, Mustafa, Recep, Naci, Şenol, Nermin ve daha birçoğu oradaydı.. Ayni dönemden bölüm arkadaşlarımı ve birçok hocamı bulamadım. Ama okulun bahçesinde ve binaların çevresinde attığım her adımda bıraktığım genç ve güzel haliyle kaybettiğimiz Murat, Ayşen ve Ahmet kardeşimi andım. Füsun, Bedii, Çetin, Mehmet, Seval, Çiğdem, Feridun, Aysel, Olcay, Hüseyin, Gürhan, Nilgün, Tülin, İbrahim, Ayhan, Hakan, Gülşen, Nurşen, Kenan, Kudret, Şule, Ayşe kardeşlerimi ve diğer bölümlerdeki arkadaşlarımı aradım.
Bir daha ki mezunlar gününde bir arada olmak için bu günün güzel bir fırsat olduğunu düşündüm. Bunun kendime yapacağım en büyük iyilik olduğuna inandım. Bence sizde kendinize iyilik yapın, okulunuzun bir sonraki mezuniyet gününüze katılın, geçmiş zamana yolculuk yapın, eski dostlarınızla bir arada olmanın güzelliğini yaşayın.