Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Temmuz '11

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
1160
 

Bunu bizim Kürtler bilmez mi?

Bunu bizim Kürtler bilmez mi?
 

Barış, savaşla değil sadece vermekle gerçekleşir! 

Allah yüce kitabında sürekli olarak: 

“Benim verdiklerimden başkalarına da verin” diye öğütlüyor. 

Vermek, insanda verene karşı bir saygı uyandırıyor. 

Alan insan içten bir bakışla verene saygısını sunar. 

İşte o saygı insanda müthiş bir “yeniden verme” isteği uyandırır. 

Gerçek mutluluk, veren insanın yaşadığıdır. 

Bunun dışındaki mutlu yaşam yanılsamadır! 

Bir bakarsınız mutlu sandığınız kişi müthiş bir tatminsizlik içinde kıvranmaktadır. 

Allah öğütlerine bu bakış açısından bakılmalı. 

İnsanı, “vermek” gerçek mutluluğa götürür. 

Robin Sharma, “Liderlik Bilgeliği” adlı eserinde erdemli olmanın yollarından biri “veren olmaktır” der. 

Veren insan gördüğü saygı ile öz saygı kazanır bu onu özgüven sahibi yapar. 

Özgüven sahibi insan başarılı olur ve çevresini başarılarıyla geliştirir, mutluluk yaratır. 

İnsanlar arasında her yönden bir bağlılık ve dayanışma oluşur. 

Bu, insanlarda birbirlerine saygı yaratır ve barış böyle doğar. 

Birbirlerine çok yönden bağlı olan insanlar arasındaki temel olgu barıştır. 

Bugün insanlarımız arasında bu bağlamda bir oluş yok! 

Devlet barışı sağlasın diye Apo denilen “barış yıkıcısına” sarılmaktadır! 

“Öldürme hastalığına” yakalanmış birisinden yaşamak anlamına gelen barış çabası nasıl beklenir? 

Uzun zamandır barış üzere düşünüyorum, bulduğum en kolay yol: 

Müslümanlığıyla övünen ülkemiz insanlarına Allah’ın Kuran’da sıkça öğütlediği: 

“Hayra ve barışa yönelin” öğütlerinin sıkça hatırlatılması ve yine vermekte "gönül bolluğuna" ulaşmayı öğütlemek olduğudur. Bunun için Diyanet İşler Başkanlığı aşırı gayret göstermeli. 

Müslümanlara bu Allah öğüdü sıkça anlatılmalı. 

Okullar “hayra ve barışa” yönelişi derslerde sıkça işlemeli. 

Sivil toplum kuruluşları da öyle yapmalı. 

Hükümet toplumu her yönden “barış ve hayır” kuşatmasına almalı. 

İktidar partisi muhalefet partilerine bugün yaptığı gibi ters davranmamalı. 

İlk önce o barışı istemeli, barış uğrunda adımlar atmalı ondan sonra diğerlerinin de aynı adımı attıklarını görmeli! 

Ayrılıkçı Kürtler savaşla barış kazanamayacaklarını anlamalılar artık! 

Kürtlerin iyi Müslüman oldukları biliyorum. 

Onlardan Allah’ın "cennete gitme" koşulu olarak öğütlediği; “hayra ve barışa yönelik işler yapmayı” bekliyorum. 

Müslümanlık Allah’ın öğütlerine bağlı kalarak topluma yarar sağlarsa bir anlam ifade eder. 

Aksi takdirde hiçbir şey ifade etmez! 

Ayrılıkçı Kürtlere “1905, ilk Bolşevik ayaklanmasının” hikâyesini okumalarını öneriyorum. 

1905’te Bolşevikler emperyalizmin dolmuşuna binip, vakitsiz ayaklandılar. 

Ve müthiş derecede kırıma uğrayıp yerle bir oldular. 

Onların da aynı oyuna geldiklerini görüyorum. 

Ayaklanıyor, kırıyor döküyor, “vatan görevi” için askere gitmiş gencecik insanları boş yere öldürüyorlar. 

Bugünün koşullarında onların, Türkiye’den toprak koparmalarına imkân yok! 

Bunu nasıl anlamıyorlar? 

Beş on tane askermizi şehit etmekle zafer kazanacaklarını sanıyorlar! 

İş bu değil! 

“Büyük gün” gelip çattığında kaçacak delik bulamazlar! 

Oyuna geliyorsunuz ey ayrılıkçı Kürtler aklınızı başınıza toplayın! 

Türklerle aranızı boş yere açıyorsunuz! 

Büyük silah şirketlerinin, büyük uyuşturucu kaçakçılarının ve CİA ile MOSSAD’ın gizli emellerine hizmet ediyorsunuz! 

Büyük Ermenistan hayali güdenler de sizin gibi yaptılar ama bugün hala kuyruk acılarını unutabilmiş değiller! 

"Uluslararası emperyalizmin kölesi” olan Apo’ya lider diye “tapıyorsunuz!” 

Ve yine ABD’de Yahudi olduğu konusunda kitaplar yazılan Barzani’ye güveniyorsunuz. 

Gülerim şaşkınlığınıza! 

Öğretmen yüreğimle sesleniyorum: “Eski dost düşman olmaz”! 

Barışa öykününüz barışa öykünelim, güzel günler yaşayalım! 

Emperyalizm oyununu belli ki Kürtler üzerine kurmuş... 

Şu anda en kolay oyuna gelen soy, Kürtler... 

Ne yazık ki bu böyle sevgili Kürt kardeşler... 

Haksızlıklarla mücadele etmek artık yasal yollarla çok kolayken, siz olmayacak yollara sapıyorsunuz! 

Yazık! 

Bunu bizim Kürtler bilmez mi? 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yazıya, makaleye entelektüel bir giriş yapılır. Avrupalı yazarlardan birkaç alıntı yapıldıktan sonra Allah'ın yüksek kudretiyle taçlandırılır yazı. Barışın ehemmiyetinden, ulviliğinden söz edilir. Buraya kadar ''ah canım'' tepkileri verirsiniz ve yazıyı sürgit okursunuz. Ama buraya kadar ki güzellemerin çoğunlukla yazıyla alakası yoktur; zira ana fikrin girizgah ile yakından uzaktan alakası yoktur. Hey Kürtler ''akıllı olun'', bakın bu millete baş kaldırıp başını, belini doğrultamayan onlarca insan oldu! Korkun bizden, akıl alın bizden! Bilindik, uzuz bir propaganda yazısı olmuş maalesef. Barışa öykünen bir insanın mantığı bu ise gerçekten acınası bir durumdayız, hele bu kişi öğrencileri eğiten bir öğretmen ise kat be kat acınası bir haldeyiz.

baran tekme 
 25.07.2011 17:42
Cevap :
Yanlış anlamışsın kardeşim...Ben birlikte yaşamanın koşullarını yeniden oluşturalım diyorum. Ve bu yolu birlikte bulalım diye öneride bulunuyorum. Kesinlikle senin anladığın manada düşünmemiştim, asla da düşünmem! tabiki öğretmenim ve on binleri çok aşan sayıda öğrencilerim var. Bunların içinde öldürülse, zarar görse çok üzüleceğim Kürt öğrencilerim de bir hayli çok! Siz beni tanımıyorsunuz onlar tanıyor...Taa 1974 yılından beri konuştuğumuz, senede bir kez yüzlercesiyle birlikte olup beraber yemek yediğim öğrencilerim benim onlar! Tabii ki onlara ve soylarına zarar gelmeden onların yaşamalarını isterim ve bunun tek yolunun da barış olduğunu görüyor bunu söylüyorum. 0/082 si dindarım diyen bir toplumun da barışa öykünmesi dine dayansa fena mı olur? Bir şekilde barışı yakalayalım istiyorum ben! Öteki yazılarımı okursan orada barış içinde ayrılmayı daha çok denemeyi öneriyorum Kürtlere.. Ben sadece barışı getirecek arayışları dile getiriyorum, sizin görüşünüzü de dinlerim.Saygılarımla...  26.07.2011 13:36
 

Gerisini bilirsiniz değil mi? PKK geldiği zaman yemek veriyorsunuz (Başka ne yapabilirdi adamlar?) diye köyleri yakılıp boşaltılp şehirlerin varoşuna işsiz güçsüz, evsiz atılırken, 7.500 Kürt evlerinden, işyerlerinden, yollardan alınıp faili meçhul(?) katledilirken, İşkencehanelerde binlerce Kürde dünyada eşi benzeri görülmedik işkenceler yapılırken, Kürtlere bok yedirilirken neredeydiniz sayın hocam? Din KARDEŞİYİZ diye diye anadilini, kültürünü, türküsünü yasakladığın Kürtlerin, asimile etmek için kafası kırk yerden kırılırken neredeydiniz? Barış mı diyordunuz? Şu son 13 şehidin hepsinin yoksul aile çocukları olduğunu da mı göremiyorsun hocam? Siz hiç, bir gazetecinin, televizyoncunun, beyin, zenginin, paşanın oğlunun Şırnakta, Hakkaride askerlik yaptığını işittiniz mi hocam? İşitseydiniz, azıcık kafa yorsaydınız, bu ne biçim iş arkadaş diye sorsaydınız bu savaş başladığı gün biterdi sayın hocam. Sökeden yazmak kolay, gidin5 yıl Cizrede yaşayın sonra yazın barışı mümkünse olur mu?

hazandagüzeldir 
 24.07.2011 17:44
Cevap :
Bu konuyu etraflı olarak tartışmak isterim sizinle... Ancak söylediklerinizin hepsini kabul ediyorum ki bunları yazıyorum! Zararın neresinden dönersek kardır diyenlerdenim kardeşim. Ben üzüm yemek istiyorum bağcıyı dövmek değil amacım! Söylediğiniz yerde olmasa da daha yukarularda yaşadım, merak etmeyin! Hem de oradaki öğrencilerimle etle kemik gibiyiz hala! Ve her sene ülkenin bir yerinde buluşup birlikte yemek de yiyoruz biliyor musun! Onlar benim canlarım, canlarım! Teşekkür ediyorum sana...  25.07.2011 20:15
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1237
Toplam yorum
: 5020
Toplam mesaj
: 118
Ort. okunma sayısı
: 172
Kayıt tarihi
: 04.07.10
 
 

1949 yılında Söke Nalbantlar köyünde doğdum. Ege Üniversitesi Fen Fakültesi Matematik bölümünden mez..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster