- Kategori
- Edebiyat
Buram buram Anadolu kokan bir şiir .

Bu dizeleri otuz yıl kadar önce memuriyetimin ilk yıllarındayken dinlediğimde çok etkilenmiştim!
Hatta gözlerimden süzülen birkaç damla yaş’a engel olamamıştım!
Köyde doğup büyümemiş olmamaktan duyduğum ezikliğe üzülmüştüm belki!
Yada amcanın derdini anlatmaya fırsat bulamadığı, o Makamdaki kibirli kişi olmadığıma sevinmişte olabilirim!
Şiir’i okuyan kişi, aynı zamanda Hukuk Fakültesi son sınıf öğrencisi olan bir mesai arkadaşımdı..
Görme engelliydi bu arkadaş.
Sesinin buğulu olmasından olsa gerek, okurken duygusal anlamda kendisinden çok şey katmıştı.
Bu dizelerde, bir zamanlar kentlilerin efendisi olarak anılan bir Anadolu köylüsünün çaresizliği tüm sadeliğiyle anlatılmaktaydı.
Ve karşı koyamamanın kızgınlığını içine gömdüğü!
İlk birkaç satırını hatırlıyordum birkaç gün öncesine kadar.
Google imdadıma yetişti ve o satırlar yardımıyla arayarak tamamını okuma imkanı buldum.
Ve sizlerle paylaşmak istedim.
Yazarı; Abdurrahim Karakoç
Gitmişti makama arz-ı hâl için,
'Bey' dedi, yutkundu, eğdi başını.
Bir azar yedi ki oldu o biçim...
'Şey' dedi, yutkundu, eğdi başını.
Kapıdan dört büklüm çıktı dışarı,
Gözler çakmak çakmak, benzi sapsarı...
Bir baktı konağa alttan yukarı,
'Vay' dedi, yutkundu, eğdi başını.
Çekti ayakları kahveye vardı,
Açtı tabakasın, sigara sardı.
Daldı.. neden sonra garsonu gördü,
'Çay' dedi, yutkundu, eğdi başını.
İçmedi, masada unuttu çayı;
Kalktı ki garsona vere parayı,
Uzattı çakmağı ve sigarayı,
'Say' dedi, yutkundu, eğdi başını.
Döndü, gözlerinde bulgur bulgur yaş,
Sandım can evime döktüler ateş.
Sordum: 'memleketin neresi gardaş? '
'Köy' dedi, yutkundu, eğdi başını.
Yürüdü, kör-topal çıktı şehirden,
Ağzına küfürler doldu zehirden;
Salladı dilini... vazgeçti birden,
'Oy' dedi, yutkundu, eğdi başını.