- Kategori
- Sivil Toplum
ÇARE SEÇİM MİDİR
Her okuduğum yazı/haber, tanık olduğum olay , nerede biteceğini bilmediğim bir karamsarlığa sevk ediyor beni. Ciddi anlamda yazar kıskançlığım bu karamsarlıkla birleşerek yazma zevkimi öldürmeye başladı. Bu nedenle yazılarım güncel olmayabiliyor. Gerçi Türkiye' nin de güncellik sorunu yok. Her şey nasıl olsa tekrarlıyor. Sayın okurlar 13 aralık pazar tarihli Milliyet gazetesinde Sn. Mehmet TEZKAN "Çare seçimdir" başlıklı makalesinde "...tıkanan siyaseti açmanın yolu belli. Bunun için çare seçimdir diyorum." yazmıştı. Okudum pes dedim. Çıldırdım, yemin ediyorum kıskandım.
Sayın okurlar nasıl olurda Türkiye' de seçim çare olabilir. Evet demokrasilerin olmazsa olmaz kuralı gizli oy, açık sayım ve herkese tek oy hakkı ile seçimlerin belli zaman dilimlerinde (bazan erken) sandık güvenliği sağlanarak yapılmasıdır. Bu teorik bir kuraldır. Bu kural ülkemizde de uygulanmaktadır, uygulanmalıdır da. Şimdi gelelim gerçeklere.
Sayın okurlar seçim eyleminin teori dışında pratik olarak anlam ifade edebilmesi için ilk koşul, ortada - GERÇEKTEN farklı seçeneklerin olmasıdır. İkinci çok önemli koşul -ki aslında ilkinden çok bağımsız değildir- seçmenlerin bu farklılığı algılayabilecek / değerlendirebilecek analitik düşünce sistematiğine sahip olmaları, oylarına sahip çıkabilmeleridir. Üçüncü koşul -aslında ilk koşul ve herşeyin temeli- seçmen kitlesinin azımsanmayacak bir çoğunluğunun zaten sürekli olarak aynı eğilimin içinde düşünen ve hadi o eğilimden vazgeçmese dahi hiç değilse sorunlarını tartışmaktan kaçınan bir yapıda olmaması gerektiğidir. Eğer bu üç temel nokta geçerli değil ise yineliyorum seçimin çare olabileceğini nasıl iddia edersiniz.
Bakın bu sayfalarda seçimler olmadan seçim sonuçlarını yazdım. Gazete patronlarına samimiyetle yalvardım. Ben halka nabız turu yapmadan, araştırma şirketlerine para vermeden size seçim sonucu yazayım vallahi doğru çıkar dedim. Çıkıyorda. Ama acı olan, bu tahmin için siyasi deha veya üstat yazar olmanın gerekmemesi.
Türk toplumunun en az % 70' i sağ eğilimlidir. Ancak bu çok vahim bir konu değildir. Vahamet bu oranın tamamına yakınının analitik düşünen çağdaş kapitalist / liberal / demokrat bir yapıda olmamasıdır. Zaten eğer olsaydı bugün hiç değilse tek bir şey başka gerçekleşirdi ki o şeyin ne olduğu da hiç önemli değil. İster trafik, ister sağlık, ister spor. Türk toplumunun en fazla % 30' u sol! kabul edilebilir. Ama burada asıl vahamet bu kitlenin tamamına yakınının gerçek çağdaş sosyal demokrat olamamasıdır. Eğer olsaydı herhangi bir konuda tek bir tane farklı proje dinlerdik. Ve daha büyük vahamet sanki farklı gibi düşünen iki eğilimi birbirinden ayıran çok az temel özelliğin var olmasıdır. Örneğin bu ülkenin tamamına yakını duble yol konusunda fikir ayrılığında değildir. Bu ülkenin tamamına yakını üniversitelerin sayısal olarak artmasının aleyhinde değildir. Bu ülkenin tamamına yakınının devletin herkese bir şekilde adeta para enjekte etmesi konusunda fikir ayrılığı yoktur.
Şimdi bu toplumsal yapı içerisinde (özetle yeni fikir yok, yeni oluşum yok) kim, neyi, neden farklı seçecekte, seçim çözüm olacak. Yok eğer oranlardaki küçük değişimler ve bu değişimlere bağlı olarak meclisteki vekil sayısında küçük oynamalar dışında makro yapı değişmeyecek -ki öyle olacak- ve Sn. Tezkan' a göre sorun da bu tablo ise o zaman seçimle ne çözülmüş olacak? Mevcut oy nitelik / nicelik oranının nüanslar dışında teyit edilmesi mi bir çözüm mü olacak? Eğer hiç bir şeyin değişmeyeceği bu kadar açıkken bir yazı konusu seçim olabiliyor ise o zaman ben yazarlık mesleğini kıskanmıyayım da neyi kıskanayım.
Tekrar tüm gazete patronlarına, tüm genel yayın yönetmenlerine yalvarıyorum ben size gerçekten her konuda farklı yazıları çok ucuza yazarım, lütfen bana bir olanak verin.