​ Çiğdemli olmanın verdiği mutluluk / Etkinlikler / Festivaller / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Haziran '10

 
Kategori
Etkinlikler / Festivaller
 

Çiğdemli olmanın verdiği mutluluk

Çiğdemli olmanın verdiği mutluluk
 

Halayımızdan bir kare :)


Zamanın nasıl da akıp geçtiğini anlamazsınız bazen. Ne zaman küçüktük, ne zaman büyüdük şaşar kalırsınız halinize. Hele birde saçlarınız da beyaz aklarınız çıktıysa da daha bir efkarlanırsınız hayata karşı.

Yıllar, biz insanları yorarken her birimiz savuruluyoruz rüzgar misali bir yöne. Kimimiz, dimdik ayakta dururken, kimimiz de yürekler de yas bırakarak, sonsuzluk yolculuğuna çıkıyoruz. Bazı yaşamlar kum saati gibi sessizce biterken, geride kalan yaşamlar da duvar saati gibi tik tak, tik tak ses çıkarır. İşte bu sesle de yaşamın bir şekilde devam ettiğini anlarız.

Geceleri bazen çekmecemde duran ve pili biten eski zilli saat, kendiliğinden çalışmaya başlar. Tik tak, tik tak. Eskiye karşı bir direniş mi acaba? derim. Saat dile gelir ‘Boş ver yeni yetme saatleri, telefon alarmlarını. Ben bir çaldım mı, duvar arkasındaki komşun bile uyanır. Bak pilim bitti ama, zilim çalıyor. Akrep de yelkovan da yerli yerinde çok şükür’ Nedense eşyaların da dili ve duygusu olduğunu düşünürüm. Birde ben küçükken bu saatlerin içinde, yem yiyen tavuklu olanlarından vardı. Tavuk, her kafasını oynattığın da, çocukluğumuzdan bir gün eski olup gider ve hafızalarımızda anı olarak yer alırdı.

İnsan, eskiyi hatırlatan, güzel günlerini özlüyor. Ve özledikçe de eskinin aslında daha değerli olduğunu anlıyor.Çocukluğumun çok güzel geçtiğini söylerim her zaman. Hepi topu elli haneli köy gibi bir mahalleydi yaşadığım yer. Herkesin kendine ait bahçesi, çoğu evin kendi bahçesinde tandırı, kiminin de beslediği hayvanları vardı. Tarladan samanlar toplanır, tezek yapılır ve Ankara kışının soğuklarının en çok hissedildiği, yaşamı zor olan semtlerinden biriydi benim mahallem.

Çiğdem mahallesi.

Şimdilerde Ankaranın en güzel ve nezih semtlerinden biridir. Mahallemize sonradan katılanlar bilmez eski halini de anlamazlar belki de değerini. Odtü ormanlarıyla çevrilidir etrafı. Nefes alamak için şehirden uzaklaşmanıza gerek yoktur yani. Çam, badem, ve iğde ağaçlarından yayılan güzel kokularla yaparsınız yürüyüşünüzü. Efelek toplar, dolma yaparsınız, çiçeklerden de buket yapar, Ankara manzarısını izlersiniz doya doya.

Gece konduydu eskiden güzel mahallem. Her evin önünde, ağaçlar ağaçlar da türlü türlü meyveler. Sokaklar da koşturan eli yüzü kir içinde çocuklar. Yoksulluğun yüzlerine yansıdığı, hayatı devam ettirebilmek için çabalayan insanlar. Bu yoksulluğa rağmen de inatla gülümseyen neşeli hayatlar.

Hafta sonu, canım mahallemin insanlarıyla beraber bir etkinliğe katıldım. Biliyorsunuz hayatımıza artık bir paylaşım sitesi olan feys girdi. Herkes de takılır oldu bu feyse. Ben feyse kayıt olduğumda henüz Türkçe değildi ve anlaşılması çok zordu. Biraz zaman geçtikten sonra çözebildim. Ve baktım herkes bir grup kuruyor. Ben de neden benim mahallemin insanları da burada olmasın diye düşünüp, Çiğdem mahallesi çocukları 7’den 70’e diye bir grup kurdum. Sanırım çok da iyi ettim. Grup zamanla, yakınlarım ve arkadaşlarım sayesinde gelişti. Herkes, Çiğdem mahallesinde geçirdiği güzel günlerin fotoğraflarını yükledi. Bu paylaşımla da çok güzel bir fotoğraf arşivi ortaya çıktı ve çoğumuz bu fotoğraflarla hasret giderdik. Mahallemizde, gece kondular yıkılıp yerine yapılan binalardan sonra bazılarımız, burada yaşamaya devam etti. Bazılarmız da başka yerlere gitti. Durum böyle olunca da görüşemez, buluşamaz olduk.

Günler, günleri kovaladı ve bir de baktım ki bu grup üzerinden birçok Çiğdemli çocuk görüşmeye başladı. Çocuk dediğime bakmayın, çocuklukları bu mahalle de geçmiş koca koca insanlardı aslında hepsi. Fakat anladım ki o koca adamların hepsinin yüreği hala Çiğdem deydi. Eskiyi hatırlamak, eğlenmek ve görüşmek istiyorlardı. Ben sadece grubu kurdum çok fazla takip edemedim ama gördüm ki bu bile bir başlangıç olmuştu.

Geçtiğimiz günlerde de bir piknik düzenlendi. Çiğdem’den öyle ya da böyle yolu geçen bir çok kişi oradaydı. Herkesin yüzünde bir heyecan ve mutluluk vardı. İnsanlar sarmaş dolaş, gözler hafif hüzünlü, ama mutluydu. Kimi kaybettiği çocuğunun arkadaşlarını gördü ve üzüldü. Kimisi sınıf arkadaşını gördü sevindi. Kimsi de akrabalarını görmenin sevincindeydi. Çiğdeme gönül veren birçok insan hem piknik yaptı, hem de geçmişi yad etti. Kah sevindik, kah hüzünlendik hep beraber.

Düğün gibi bir gün yaşadık. Davul, zurna halay çektik hep beraber. Halay başka şey hani. Davulun vurmasıyla başlar heyecan. İnsanlar, el ele bar tutmaya başlar ve o ses işler bir anda yüreğinizin ta içine. Haydaaa diyesiniz gelir hemen ve kaynatırsınız bir anda. Bazen de bir zılgıtla coşarsınız. Mühim değildir, elinden tutuğunuz insanın kim olduğu. Önemli olan, o anı, o dostluğu ve sevgiyi paylaşmaktır aslında. İnsanlıktır aslolan benim mahallemde. Din, dil, ırk ayrımı yoktur. Kim olduğunun da önemi yoktur, yeter ki insan olabilelim. İşte halayımız da aynen öyleydi. Alevisi, sünnisi ve Kürdü mahallemde yaşamış ve yolu bir şekilde oradan geçmiş herkes o halayda tek yürek olup coştular. Davul sustu, türkü söylendi. Türkü sustu, uzun hava dinlendi. Karagöl, Çiğdemlilerin şen kahkasıyla inledi zaman zaman. Masalar arasında bizim meşhur ketelerimiz gitti geldi. Hamurun içine kavrulmuş un. Herkesin en iyi piknik yiyeceği keteydi, tıpkı eski günlerdeki gibi.

Hem büyükler hem de küçük çocuklar için yarışmalar yapıldı. Çuval yarışı, yoğurt yarışı ve yumurta yarışı. Bu yarışmalar sonucunda birinci olanlara hediyeleri verildi. Çocuklar gibi şendik hepimiz. Palyaçolar eğlendirdi çocuklarımızı. Hoş biz büyükler daha çok eğlendik ya. Bir Pazar gününü, daha önce hiç böyle keyifli geçirmediğimi anımsadım nedense.

Umarım böylesi güzel bir günü tekrarlarız. Gelmeyenler çok şey kaçırdınız, bilesiniz. Emeği geçen herkese, Ali, Bener ve Necdet abi özellikle sizlere ve beni oraya gelmem için ikna eden kendi abime çok teşekkürler. Yüreğinize ve emeğinize sağlık.

Tüm Çiğdemlilere sevgilerimle...

 
Toplam blog
: 164
: 4548
Kayıt tarihi
: 26.03.08
 
 

Hayatı sevmek ve düzgün yaşamak isterken bulurum kendimi. Yaşamın bana verdikleriyle yetinmeye çalış..