- Kategori
- Gündelik Yaşam
Çile ve arınış

Günlük hayatta karşımıza çıkan sorunların parasızlığın, sevdiğimizin bizi terketmesinin ya da çok istediğimiz bir tatile çıkamamanın ne kadar üzücü olduğuna kendimizi inandırmışken, pat diye duvara toslayıveririz bazen. Asıl sorun buymuş deriz bir yakınımızın çok ağır hastalığını ya da öldüğünü haber aldığımızda. O an istersek kendimize ait uçaklarımız yatlarımız olsun ister sadece birkaç öğünlük yiyeceğimiz biz insanlar ne kadar da eşitleniriz birden. Hayatımız iskambil kağıtlarından kule gibi yıkılmaya ne kadar da çok müsaitmiş meğerse.
Böyle duvara toslayıp yalnız güçsüz ve aciz bir toplu iğne başı kadar küçük olduğumuzu farkettiğimiz anda o bize en yakın olan gelir aklımıza nihayet.Herşeyi yaratan herşeyin sahibi varlığı heryeri kaplayan bize bizden yakın olan yani.Adına ne dersek diyelim Allah, Tanrı ya da Rab...Yalnız bir derviş gibi, sessiz bir kırda, bir su kenarında yere diz çöküp, boynumuzu büküp sadece, O herşeyi yaratan, herşeyin sahibi ve herşey olanla başbaşa olduğumuzu hissettiğimizde, uzunca zamandır görmediği annesine kavuşan çocuk misali titrer dudaklarımız. Ağlamaya başlarız.
Biz bu dünya sahnesine yapayalnız doğduk annemizin karnından ama onun bizim üzerimizdeki sevgisi merhameti ve ilgisi bizimleydi herzaman. Belki biz dünya gailesi içinde unutur gibi olduk onu ama o bilmemizi istediği gibi şahdamarımızdan da yakındı bize hep.
İşte bütün bu birikmiş duygular içinde, büyük çilelerden sonra yurduna gelen yolcu gibi , gözlerimizden yaşlar süzülürken, çok derinlerde zihnimizde, kalbimizde, bedenimizde biriken yanlışlar da erir gider, her bir damla gözyaşıyla ruhumuz arınır sanki.Başımıza gelen bir büyük musibet, bizi ona döndürmüştür yeniden ve ummadığımız anda çaresiz gözyaşlarımız ruhumuzun arınışı olmuştur işte.
Böyle duvara toslayıp yalnız güçsüz ve aciz bir toplu iğne başı kadar küçük olduğumuzu farkettiğimiz anda o bize en yakın olan gelir aklımıza nihayet.Herşeyi yaratan herşeyin sahibi varlığı heryeri kaplayan bize bizden yakın olan yani.Adına ne dersek diyelim Allah, Tanrı ya da Rab...Yalnız bir derviş gibi, sessiz bir kırda, bir su kenarında yere diz çöküp, boynumuzu büküp sadece, O herşeyi yaratan, herşeyin sahibi ve herşey olanla başbaşa olduğumuzu hissettiğimizde, uzunca zamandır görmediği annesine kavuşan çocuk misali titrer dudaklarımız. Ağlamaya başlarız.
Biz bu dünya sahnesine yapayalnız doğduk annemizin karnından ama onun bizim üzerimizdeki sevgisi merhameti ve ilgisi bizimleydi herzaman. Belki biz dünya gailesi içinde unutur gibi olduk onu ama o bilmemizi istediği gibi şahdamarımızdan da yakındı bize hep.
İşte bütün bu birikmiş duygular içinde, büyük çilelerden sonra yurduna gelen yolcu gibi , gözlerimizden yaşlar süzülürken, çok derinlerde zihnimizde, kalbimizde, bedenimizde biriken yanlışlar da erir gider, her bir damla gözyaşıyla ruhumuz arınır sanki.Başımıza gelen bir büyük musibet, bizi ona döndürmüştür yeniden ve ummadığımız anda çaresiz gözyaşlarımız ruhumuzun arınışı olmuştur işte.