Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Kasım '16

 
Kategori
Deneme
 

Çocuk kal

Çocuk kal
 

Gönül durağında sessiz bir yolcu gibisin. Şarkılar söylersin kendine uzun, derinden, yüreğine dokunan. Kimseler duymaz yalnız sen duyarsın umurunda da olmaz üstelik. Kimselerin bilmediğidir gerçeklik buna inanırsın çünkü. Bazen anlatma ihtiyacı içinde bile olmazsın; sevginin, doğruluğun anlatmaya ihtiyacı yoktur diye düşünürsün. Sesini duyurmak için dağlara haykırmana gerek yoktur büyümüşsündür artık. Bütün durumların üzerine gerçekliğin üzerinden yürürsün; kendi gerçekliğin.
 
Yıllar yıllar geçtikçe anlamsızlık içinde çığlık atan zihnin ve göz yaşların durulmuş. Akıl ve duygu birbirine küsmez olmuş artık arada duygu sorarmış akla neden kalabalık değilsin diye; akıl ise yalınlığımda artık daha sahici geliyorum kendime diye cevaplamış. Sahi nedir akla ve duyguya olan bu kitlenmelerimiz?
 
Yorgunum dostum dediğim zamanlar rüzgara takıldı artık; yorgunluğumu geçtim. Rüzgarda bıraktığım kokuları geçtim; vefasızlığı geçtim; ne çok şeyi geçerek yaşadım. Bilinenin ve bilinmezin demi bazen acı bazen tatlı bir duygu bırakıyor damağımda. Hayat uslanmaz bir çocuk gibidir; öğretir,acıtır,gülümsetir. Dedim ya uslanmaz çocuk duygularıyla dalar hayatın içine vurgunlar alıp götürür götürür de bilirim yine merkezine döner farklılaşmış olarak.
 
Şu an soruyorum kendime anlatmak istediğin bir şey mi var yoksa? Sonra ne münasebet neyi anlatabilirim; anlatmak istediklerimin uzağındayım sanki. Kendimle sohbet etmeye çalışıyor gibiyim derinlere gömdüğüm hazineleri hop diye bir defada çıkarabilir miyim dersiniz; zannetmem. Ahkam kesmeyeli uzun zaman oldu büyüdükçe haddimi bilmeye başladım sanırım. Uzun soluklu gerçekleri bir defada önünüze seremiyorum. Kendimi acemi ve çocuksu hissediyorum çünkü her öğrendiğimi düşündüğüm zamanlarda tekrar bir bilinmezin içinde oluyordum.
 
Geniş zamanlar yok öyle inanma çocuk; anlarında var olan ufak zaman dilimlerinden ibaretsin ıskaladıkça uzadığına inanırsın başka çaren yoktur fakat üzülme hayatı ıskalaya ıskalaya öğrenir ve nihayetinde sen olursun. Düştüğünde dizlerin kanadığında ağlama çocuk. Canını yakan ne varsa sev ve bırak arkanda. Gece yarısı başını kaldırıp gökyüzünü izle; gün doğarken güneşin doğuşunu ve gün batarken güneşin kızıllığına bak ve gülümse çocuk. Tüm zorluklara rağmen yürekte bıraktığın güzel duygulara gülümse çocuk; bilhassa kimseleri incitmediğin için çocuk. Gerçeklik sensin çocuk öğrenilmemiş saflığın, hesapsızlığın...
 
Her zaman çocuk kal... Sensin dünyanın rengi, gökyüzünün mavisi, ormanın yeşili. Hakikat sensin çocuk. Çocuk yüreği ile gülümseyebilen herkes bir parça umut ve bir parça sevgi sunar dünyamıza...
 
Toplam blog
: 42
: 263
Kayıt tarihi
: 29.09.14
 
 

Eczacılık mesleğimin yanında Edebiyatın da olmasını istedim çünkü çok sevdim. Yazma eylemi; hayalle..