​ Çocuk suistimalleri-2 / Gündelik Yaşam / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Kasım '06

 
Kategori
Gündelik Yaşam
 

Çocuk suistimalleri-2

Çocuk suistimalleri-2
 

Günlerden pazar. İstanbul'da büyük alışveriş merkezlerinden birinde tokat sesleri yankılanıyor. Tokatın çıplak tene vurduğu anda çıkardığı o acı ses. Ensemdeki tüylerin diken diken oluyor. Sesin geldiği tarafa elimde olmadan bakıyorum. Beş, taş çatlasa altı yaşlarında bir kız çocuğu. Uzun saçlarını iki örgü yapmışlar. Yüzü acı içinde bir kolu babası olduğunu zannettiğim adamın elinde, adam kızın kolundan asılıyor, kız kurtulmaya çalışıyor. Adam kzı hırsla çekip kendine yaklaştırınca basıyor tokatı. Adamın eli kızın kollarında şaklıyor. Tokat sesi silah gibi patlıyor. Küçük kızın yüzü acı içinde kendini kurtarmaya çalışıyor, kız kurtulmaya çalışınca adam daha da bir hırslanıyor, bir tokat daha atıyor.

Adama yaklaşıp ne yapıyorsun diye soruyorum. Suratıma sana ne oluyor, sen de nereden çıktın diye bakıyor. Cevap korkunç: Terbiye veriyorum. Kızcağız babasının elini bırakıyormuş, adam da kızının o kalabalıkta kaybolacağından korkuyormuş, elini bırakmasın diye de terbiye veriyormuş!

Bu kez hafta içi. Yine şehir İstanbul. Yine büyük bir alışveriş merkezi. Yürüyen merdivenleri başında köşeye kıstırılmış bir oğlan. Bu seferki daha da küçük. Genç kadın çocuğun ağzına vurmaya çalışıyor. Zavallıcık minik elleri ile ağzını kapatarak korumaya çalıştıkça kadın gayrete geliyor, sonrası malum şiddeti artan dayak. Bu sıradayaşlı kadın ağzına vurma, k.çına vur diyerek beni daha da hayretler içinde bırakıyor. Çocuğu dövmeyin, yoksa sizi güvenliğe şikayet edeceğim diyorum. Cevabın yorumunu da sizlere bırakıyorum: Sen benim kim olduğumu biliyor musun. Sen beni güvenliğe nasıl şikayet edersin. Çocuğumu terbiye ediyorum!

Örnek daha çok, bende de sizde de. Bu ülkede, topluma açık alanlarda, herkesin içinde çocuk dövmek neredeyse olağan. Hatta sıradan. Hem ebeveynler çocuklarını terbiye ediyorlar. Bize ne ki canım! Bir bir nesil terbiyesiz ve hatta edepsiz mi olsun. Basarız şamarı, hizaya girerler. Hem dayak cennetten çıkmadır öyle değil mi. Zaten başlarında büyükleri de var. Çocukta kalıcı hasar bırakmayacak ama canını acıtacak yerlere vuruyorlar. Profesyonelce. Ruhlarda kalan kalıcı hasarları ise nasıl olsa kimse görmüyor.

Düşünmeden edemiyorum ve herkesi düşünmeye davet ediyorum. Çocukları döven bu kişilerin anne ve babaları olduğunu nereden biliyoruz. Ya onlara korkunç şeyler yapan ya da yapmaya çalışan yabancılarsa? Anne ve babaların çocuklarını dövmesi olağan mı? Dayaksız terbiye olmaz mı? Dayak şart mı? Dövüle dövüle iyice terbiye edilen yeni nesil geleceğimizi ve yaşlılığımızı emanet edeceğimiz teminat mı? İyice yaşlanıp, fiziksel güçten düşünce yaptığımız hatalar için bizler de dayak yiyerek mi terbiye olacağız? Okullarda birbirlerini öldüren ve döven gençler sakın hatalı bulduklarını terbiye ediyor olmasınlar?

 
Toplam blog
: 22
: 789
Kayıt tarihi
: 16.10.06
 
 

Bebekken çok sessiz olduğum için gerizekalı şüphesiyle doktora götürülmüşüm. Çizgi filmlerde bile ağ..