​ Çok kızgınım, çok! / Gündelik Yaşam / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Ocak '09

 
Kategori
Gündelik Yaşam
 

Çok kızgınım, çok!

Çok kızgınım, çok!
 

İnternetten... Öylesine...


Şimdi Zühal Voigt imzalı bir yazıdan geliyorum, kızgın boğalar gibiyim, bir yorum yazdım kendisine, hızımı alamadım!

Yok, mümkün değil, kızgınlığım geçse sinirim, sinirim geçse esefim geçmez, geçemez!

Söz konusu yazı budur: http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=156935

……

Sevgili Zühal Hanım, yorumumda da açıkladığım üzere, en hassas olduğum konulardan birine, pek de güzel parmak basmışsınız, yorum kapasitemi doldurduğumdan, teşekkür dahi edemedim size, yüreğinize sağlık!

Sizin yazınızdan aldığım gazla, izninizle, yorum devamım tarzında devam etmek istiyorum, burada…

……

Üşenip de linke tıklamayanlar için kısa bir not: Sekiz yaşındaki Kardelen, Almanya’da tecavüze uğruyor, ardından da boğularak öldürülüyor!

Tam da bildiğimiz Türk işi yani! (Önyargılı olmak istemiyorum ama öyle tanıdık, öyle, maalesef, kanıksanmış bir durum!)

Tam olarak yorumda nasıl ifade ettim, inanın o kızgınlıkla farkında değilim, ancak ne idamın ne de ağırlaştırılmış cezaların nihai bir çözüm olamayacağını, üzülerek, belirttim!

……

Cezalar ağırlaştırılmalı, o bir gerçek! Tedavi ile de desteklenmeli, o da ayrı bir gerçek!

Türkiye suçsuz insanına destek sağlayamayan bir ülke iken, bunun altından nasıl kalkar diye de düşünmek gerek!

Bir taraftan suçsuz insanlar aç, açık dolaşırken, suçlular yıllarca hapishanelerde beslensin mi diye isyan edenler de var!

Eeee, bunlar da gerçek!

……

Peki, ne yapalım?

Çocuklarımızı, kızlarımızı kafesler ardına mı saklayalım?

Öcü gibi tüm erkeklerden korkutalım, sakınmalarını öğretip, çarşaflar altında mı büyütelim?

……

Ah… Evet işte… Yüzyıllar öncesinden atılan zehirli tohumların meyveleri bunlar, bilmem ayrımında mısınız?

Bu zehir sağaltılmadıkça, üzgünüm ama, ne idam, ne de müebbet hapis cezaları, ne de rehabilitasyonlar işe yarar!

……

İnsanız!

Önce bu gerçeği kabul etmemiz gerek!

Din ile korkutularak, insanlık, cinsellik ayıp, günah sayılarak insanlıktan çıkarılanların insan gibi davranmasını nasıl bekleyebiliriz ki?

Hayvan da diyemeyiz, onların doğaları devam ediyor çünkü, o nedenle kur yapıyorlar, o nedenle dişi istemedikçe tecavüz etmiyorlar mesela!

……

Ne kızlar kızlıklarını yaşıyorlar, ne delikanlı erkekler erkekliklerini…

Ne kadınlar kadınlıklarını, ne erkekler adam gibi adamlıklarını!

Öpüşmeden evlenir mesela çoğu genç kız bizim ülkemizde, öpüştüğü kızlara, eğer olmuşsa, ucuz kız muamelesi yapar çünkü bizim gençler, ucuz kızlarla da evlenmezler, öyledir yani, hem anneleri, hem de babaları istemezler, öpüşmeden evlenmiştir de çünkü onlar!

Genç adamlar ilk deneyimlerini ya eşeklerle, ya da paralı ilişkilerle yaşarlar…

Cinselliği böyle sanırlar, böyle duygusuz, böyle cinsel açlıktan göz dönmüş hali…

Günah bedenler, günah organlar, günah yaşamlar!

Ay, hadi siz söyleyin, kim mutlu bu halden?

……

Neden bizim yaşlılarımız hep problem çıkarırlar?

Çünkü hiç biri kendi ayakları üzerinde duramazlar!

Birey olmalarına, bireysel insanlığını deneyimlemelerine izin verilmemiştir ki hiç!

……

Ah… Çok yazdım ben bunları!

Tekrar, tekrar, nereye kadar!

……

Neyse… Laf bitmez bende, toparlayacağım derken, penceremi genişletirim, ben yazarım sıkılmam da, üzülürüm, okurken siz bunalırsınız, o nedenle hızlıca kendi çözüm yollarıma geçeceğim!

……

Bir: İyi bir müminseniz eğer: İnsan olduğunuzu kabul etmeniz gerekir!

Allah’ın yarattığına kurallar koymak Allah’a kendinizi eş koymak demektir!

İki: Kendinize hak bulduğunuz insanca her şey, bir başka insan için de haktır! Altmış yaşında siz cinsellik yaşıyorsanız, on sekiz yaşındaki oğlunuz ve kızınızın da buna hakkı vardır!

Üç: Empati kurun! Anne ve babalar, size yasaklanmış olanları değil de, kendi isteklerinizi lütfen bir zahmet düşünün!

Nelerin hayalini kurmuştunuz?

Bilin ki benzer hayaller kuruyor oğlunuz ya da kızınız!

Hangisine kavuştunuz?

İzin vermezseniz, aynı hayal kırıklığını yaşayacaktır o çok sevdiğiniz, yaşamınızı adadığınız çocuklarınız!

Üç: Cinsellik günah değildir, vücudumuz günah aracı değildir, günah olan var olanı yok saymaktır, yalan, dolandır, kandırmacadır, başkası ne kelime, kendini kandırman bile Allah’ı yanıltmaya çalışmandır!

……

Bana kalsa, erkeklerin sünneti gibi, kız çocuklarının da bekaret zarlarını minik bir operasyonla aldırtırdım!

Zorunlu kılardım!

Namusu doğru yerde arasınlar diye!

Yok yere kızlar ölmesin, yok yere intihar etmesin, öldürülmesin diye!...

Erkekler hem birlikte olacakları partner arayıp, hem bakire kız arayışına girmesinler, kızlar erkeklerden bu kadar korkmasın, yani korkutulmasın, erkekler bu kadar sığ düşünmesin diye…

Tecavüzler olmasın, tecavüz edildi diye kızlar ailelerince öldürülmesin diye…

Bir de, evlenirken hepatit B, AIDS, gibi taramaların yanında psikolojik problemlerin araştırılması var, hele ki genetik ise, bir AIDS ne ise, aynı şekilde önlem alınması gerekiyor!

Haa, en önemli önlemlerden biri de, bir doku parçasına yüklenen bunca yükün nedenini anlamak, bu uğurda harcanan ama yitik canların, ama cahillikten kaynaklanan mahpuslarda geçen yaşamların, bunların analarının, kardeşlerinin hesabını doğru yapabilmekte!

Bu gün bir Gazze için ki, keşke o da olmasaydı, ayaklanan halkımızın bu nedenle bir değil, kaç savaşa eş kaybımızın farkında olmalarını isterdim!

Sıcak değil, o yüzden midir, din ile kurgulanmış, toplumsal onur olarak benimsenmiş diye midir, bir gözünüzü açın ne olur, bunca ölümler, bunca eziyetler yetmedi mi?

Ne olurdu, aşık olan kız ve erkek öpüşseydi, sevişseydi…

Cinsellik bu kadar sekiz yaşındaki kızlara kadar düşmeseydi…

Bu utanç ortadan kalksın diye Kardelen’ler öldürülmeseydi!

……

Hanginiz cinsel yaşamınızdan fedakarlık yapıyorsunuz arkadaşlar, zorunlu durumlar olmadıkça?

Kendinize reva gördüğünüzü bir başkalarına yasaklamak ne kadar insanca?

Kimse mutlu değil bu durumdan!

Kimse sorgulamıyor ama, nedeni çok da basit: Günah!

İnsanı insanlığından utandırmak, insan sevgisi olamaz!

Yemin ediyorum, bunu Kuran da asla yapmaz!

Yapsa yapsa korkak yobazların işidir, yüzyıllar öncesinden, korkak yobazların da ezbercileri hali hazırda tekrar etmektedirler!

……

Nokta!

Şu an için!

Üzgünüm, ne bu konu biter, ne de benim sinirim!

……

İnsana insanlığını utandıranlara sözüm olamaz, nasıl olsa anlamazlar, onlar on üç yaş kızlara tecavüz ederler, sonra da beni ayarttı derler, falan…

Sözüm, henüz, insanlığından feragat etmemiş olanlaradır: Ahh… Ne yazıktır, ne günahtır! Tüyü bitmemiş kızların, dahi oğlanların, namus diye yırtınırken peşkeşçisi oluyoruz, farkında mıyız?

Bizim kızımız, bizim oğlumuz olduğunda, lütfen, fazla ağlamayalım, onun kızı, onun oğlu olduğunca serinkanlı olalım!

Hep bana dokunmaz sanıyoruz ya yılanlar…

Ah o yılanlar…

Öyle hin, öyle cin ve öyle kindardırlar ki, gözünü kapatıp da unuttuğun ne varsa, hafızasındadır onların!

Sana dokunmayabilir, kaytardığını zannetme, yedi sülalene de dokunur günü geldiğinde, ah… Ne olur o zaman fazla üzülme…

Kaç kişinin başına geldi, düşün, hani ne denir “Elle gelen düğün bayram!”

Hani demem o ki, başına gelmediyse, hem teşekkür et, hem de elinden ne geliyorsa, kaç kişi varsa etrafında, haberdar et!

Böyledir yani bu işler!...

……

Gülgün Karaoğlu
Ocak,20/09

 
Toplam blog
: 1269
: 1343
Kayıt tarihi
: 18.09.07
 
 

İzmir, 1963 doğumluyum. Dokuz Eylül Üniversitesi İngilizce bölümü mezunuyum ve özel bir şirkette ..