Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Mart '22

 
Kategori
Kişisel Gelişim
Okunma Sayısı
80
 

Çözülmeler...

  Merhaba,

  Bu yazı biraz daha ruha hitaben bir yazı olacak, şimdiden keyifli okumalar diliyorum. Başlıktaki 'Çözülme' kelimesinin özellikle yeri ayrı olacak bu yazıda. Ruhun çözülmesi, çözümleme değil, çözüm değil, çözülme hali...İnsan katman katman, her bir katmanda neler saklı ve her biri kişiye özel, tıpkı ruhun yolculuğu gibi...Ruhun hareketleri beden gibi hızlı değildir, beden öğrenir deneyimler, ruh zaten bilgedir. Ruhtaki çözülmeler, kişiyi, kendi yolcuğunda daha da derine götürürken, kişinin bedensel alanı daha da genişler, kişi kendi gölge yanları ile karşılaştıkça, kendisinin daha da farkına varır. Gölge yanları ile savaşmadan, onları ışığa dönüştürdüğü takdirde kendi ışık bedeni de genişler. 

  Acı çeken bedendir, ruh acı çekmez, ruh saftır, enerji halindedir. Ruhun bilen yanı ile bedenin acı çeken yanı karşılaşınca huzursuzluk başlar, ruhun zaten bildiğini beden hatırlar. Ruhu olan bedenler değiliz, bedeni olan ruhlarız. O yüzden çözülme ruhta başlar, duygu, bedende yaşar, herhangi bir durum ya da olay ile tetiklenen duygu, bedende tepkimelere yol açar. İnsan niye bayılır? Bedenin daha fazla taşıyamayacağı yükü, kişi kendisine daha fazla zarar vermesin diye bilen tarafı, onu bayıltarak en az zarar görecek konuma yönlendirir. 

  Ruhun bilgeliği, sessiz bir zihin ile ortaya çıkar, insan meditatif haldeyken, aslında kendisine en yakın haldedir. İç ses denilen de bu bilgelik, kişinin kendisi ile iletişim kurma halidir, zihin yapısı gereği devamlı düşünür, sayısız düşünce geçer aklımızdan, bunu susturmak değil, dingin hale getirmektedir marifet. Susmaya , bastırmaya zorladıkça başka bir yerden kendini gösterecektir huzursuzluk, karmaşa hali, kaos durumu. Kişi en çok kendisinden kaçar ve bunu an gelir kendisi bile fark etmez hale gelir ama ruhun bilgeliği, kişi ne kadar kaçmaya çalışırsa çalışsın, bunu türlü durumlar ile, karşılaştığı kişiler ile kişiye bir şekilde göstermeye devam eder. 

  Ruh, dünyaya geliş amacını bilir, ruhun kanıta ihtiyacı da yoktur. İnsan, kendisini arar durur, başka yüzlerde, başka ilişkilerde...Taa ki olanın, olmakta olanın kendisi için en doğru olduğunu anlayana kadar döner durur, dolanır durur, taa ki uyanana kadar aynı rüyayı görür durur. Evrenin sonsuz zekasında gizli olan sır, hem ortadadır, hem de saklanmıştır. Makronun içindeki mikro olan insan, aslında hem her türlü sırrı barındırır içerisinde hem de her türlü çözülmeyi...

  Bir başka yazıda buluşmak dileğiyle,

  Hayalleriniz gerçek olsun...

  

ETEM SEVİK bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 13
Toplam yorum
: 2
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 59
Kayıt tarihi
: 14.02.22
 
 

Merhaba, Erinç, ben. 1981, İstanbul doğumluyum. İngilizce Öğretmenliği Mezunuyum, Sosyoloji okuma..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster