- Kategori
- Felsefe
Cümle mahkemesinde yersiz bir yargılama...

“Ölmekte olan bir dünyayı kurtarabilmenin tek yolu, içine hayalleri yerleştirebilmekti...”
Kim aldı ki hayallerinizi elinizden, çocukluğunuzda hiçmi kağıttan kayık yapmadı elleriniz, ya da hani şu renki uçurtma uçuran ve size sorduklarında bu benim dediğiniz resimler çizmedi mi? parmaklarınız, çocukluğunuzda hiçmi sormadılar size ne olmak istiyorsun? Büyüyünce diye, doktor ya da öğretmen v.s. demedi mi? dudaklarınız hayalinizde ki geleceğiniz...Sahi kim aldı hayallerinizi ellerinizden...Sanırım unuttunuz ellerinizi aklınız yönlendirir, elinizden alınmış bir şey yoktur aslında siz kendiniz teslim edersiniz hayata kendinizi, siz nasıl teslim olursanız hayatta öğle tutsak eder sizi, ruhunuzu, bedeninizi...Kimse kimsenin hayalini çalamaz aslında siz anahtar teslim vermezseniz düşlerinizle döşenmiş ruhunuzu...
“HİÇ BİR DİN, IRK, FUTBOL TAKIMI, POLİTİK PARTİ, BÜTÜN İNSANLARIN İSTEDİKLERİNİ KARŞILAYACAK KADAR ONURLU OLAMAZDI...”
Sanırım şimdi bir pazar gününün ertesi çoğunuz birazcık da olsa bir tatil gününde artık kiralık olarak kullandığınız ruhunuzun hayal odalarında dolaşmanın ertesinde pazartesi ndesiniz...Yine para piyasaları, alacaklar-verecekler, siftahsız yüzü asık bir gün başlangıcı mı diyorsunuz...Kime kızıyorsunuz hükümetlere, kapitalizme mi sövüyorsunuz yoksa, kendi hayallerinizi ipotek ettirdiğiniz hırsınız yanınızda yok mu? Kağıttan kayıklar yapsanız şimdi o hayallerinizi kendi ellerinizle ittiğiniz parmaklarınızla düşleride batırırsınız ilk seferlerinde...Hem antetli kağıtlarlada yapmayın zaten onları da satılığa çıkarma fikrine kapılırsınız sonra... Şimdi oturmuş bu yargılama faslını neden yapıyorum dersiniz belki kendi kendinize...Uykum kaçtı gecenin pazarın çitinden atlayıp ertesinin topraklarına girdiği bu saatlerde, kahve içtim, kafayini cümleleri dürttü, sizin gözlerinizde bu dürtüden kendi kendime sayıklamaları misafir etti diyelim...Sadece gerçek olan para değildir diyorum kendi kendime...Siz diyebiliyormusunuz?Merak ediyorum...
“Çocukken basittik. Dünya komik bir gerçeklik, hayaller oyunların bahanesiydi. Sokaklara ağaçlar ve yollar, evlerde kahkahalar ve rüyalar yaşardı. Sonu olmayan masallar anlatırdık sıkılmadan. Zamanın nerede oturduğunu bilmezdik. Herkes çok büyük, ölüm imkansızdı.”
Not: Çift tırnak içindeki yazılar k dergisinin Kurt VONNEGUT’u anlatan sayfadan alıntıdır...