Deja vu / Öykü / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Aralık '11

 
Kategori
Öykü
 

Deja vu

Deja vu
 

insanigelisim.com.tr


"Hayatım, yatmıyor musun? Geç oldu. Yarın erken kalkacaksın"

"Çok ilginç, sanki ben bu anı daha önce yaşadım."

"Hangi anı yaşadın?"

"Şu an konuştuğumuz sahneyi. Hatta üzerindeki pijama bile aynıydı."

"Ama ben bu pijamayı bugün aldım."
"Deja vu dedikleri bu olsa gerek."
"Zaman zaman ben de aynı sahneleri sanki dahi önce yaşamışım gibi geliyor."
"İlginç, biraz önce okuduğum şu kitap..."
"Hangisi?"
"Paralel evrenler."
"Paralel evrenler mi?"
"Evet, bak kitapta ne yazıyor?"
"Deja vu konusunda mı?"


"Evet, evet...Boyutlardan söz ediyor. Bizler bu boyutta yaşamaya devam ederken nasıl oluyor da yaşamda tecrübe ettiğimiz bazı olay ve hisleri sanki daha önce yaşamışız gibi algılıyoruz? Ya da birisiyle karşılaştığımızda, o kişiyi uzun zamandır tanıyormuşuz gibi gelmez mi? Acaba “evren” diye adlandırdığımız içiçe geçmiş, birbirleri ile iletişim halinde olan paralel evrenlerin bulunduğu sonsuzluğun içindeki bir kesit mi?"

"Sanıyorum o bir teori"

"Evet, Einstein'in teorilerinden biri"

"İlginç, haydi kafanı böyle şeylerle meşgul etme de yatalım."

"Tamam canım."

******

"Akşama dönecek misin Adapazarı'na?"

"İstanbul'daki bayileri dolaşmam gerekiyor.  Yarın da Cumartesi. Sanıyorum işim yarın akşama kadar  sürebilir."

"Gece nerede kalacaksın?"

"Herhalde Orhan'da kalırım. Zaten uzun zamandır görüşmüyorduk. Bana sitem edip duruyordu."

"İyi, selam söylersin ona da."

"Tamam, canım, hoşçakal."

"Dikkatli git,"

******

Emre Adapazarı'ndaki bir otomobil fabrikasının Satıştan sorumlu Genel Müdür Yardımcısıdır. Türkiye'deki bütün bayiler kendi departmanına bağlıdır. Zaman zaman bayileri dolaşıp, yeni modeller hakkında bilgi alış verişinde bulunur, bu arada servisleri denetler. Aslında kendisi bir mühendistir. Yüksek lisansını ise işletme üzerine yapmıştır. Fabrikaya mühendis olarak girmiş daha sonra kısa zamanda yükselerek fabrikada Genel müdür yardımcısı olmuştur. Eşiyle üniversitede tanışmışlar. Okul bitince de evlenmişlerdir. İki çocukları vardır. Kendisi 42 yaşındadır. Eşi ise kendisinden 2 yaş küçüktür.

*****

"Ahmet bey, İstanbul'a giderken piyasaya yeni çıkacak XT Turbo model araçla  gitmek istiyorum."

"Ama Emre bey, o aracın testleri henüz tamamlanmadı."

"Şimdiye kadar en fazla yerli malzeme kullandığımız araç olacak bu. Belki de bundan sonraki aşama tamamen yerli üretim olacak."

"Haklısınız Emre bey, motor testlerinde problem yok. Ama aktarma organları ve diğer kısımlar henüz test aşamasına yeni girecek."

"Olsun o aracı İstanbul'daki bayilere biran önce göstermek istiyorum. Hem uzun yol testini de ilk defa ben yapmış olurum."

"Tamam, siz öyle diyorsanız, sorun değil,  ama yine de dikkatli olun."

"Merak etme, ben kaç yıldır bu araçların içindeyim. Bir problem olmaz."

"Peki Emre bey, iyi yolculuklar. Anahtar aracın üzerinde."

"Tamam Ahmet'ciğim teşekkürler. Yarın akşam görüşürüz."

******

"Seni çok özlemişim hayatım."

"Ben de öyle canım"

"Seninle neden daha sık görüşemiyoruz?"

"Kimbilir belki de aynı şehirde olmadığımızdandır"

"Ama ben her zaman senin yanında olmak istiyorum."

"Nasıl olacak bu?"

"Birlikte yaşayabiliriz örneğin."

"Ama ben evliyim, biliyorsun. Sonra çocuklarıma karşı sorumluluğum var."

"Yani, ben ancak, ayda bir kaç kere uğradığın sıradan bir kadınım. Değil mi?"

"Ne ilgisi var? Sen başarılı bir avukatsın. İyi bir mesleğin var. Senin yanında ben de çok mutlu oluyorum. Seninle devamlı birlikte olmak ben de isterim. Ama, biliyorsun işte..."

"Ben seninle yatmak, seninle birlikte uyanmak istiyorum hayatım. Seni çok seviyorum."

"Ben de seni seviyorum"

"Benim tek amacım var, o da seni mutlu etmek."

"Mutlu ediyorsun işte, gel buraya....."

******

Nazan kendisi gibi avukat olan babasının kurduğu bir avukatlık şirketinin ortaklarındandır. Emre'nin şirketinin de hukuki işlerine bakmaktadır. Bayilerden birinde çıkan hukuki bir sorun sırasında Nazan'ı tanıyan Emre, belki de evlendiğinden beri ilk defa başka bir kadına ilgi duyuyordu. Nazan 25 yaşındaydı, aralarında 17 yaş fark vardı. İstanbul'a geldiğinde sanki ikinci bir evlilik yaşıyor gibi hissediyordu. İş hayatında gayet ciddi, acımasız bir avukat olmasına rağmen, Nazan fizik olarak bir manken gibiydi. Özellikle seks konusunda Emre ile çok iyi anlaşıyorlardı. Nazan'ın fantazileri Emre'yi çılgına çeviriyordu. Emre tam bir kaos içindeydi.

******

"Genel Müdür içerde mi Aylin hanım?"

"Biraz önce bir telefon bağladım kendisine"

"Tamam, görüşmesi bitince benim geldiğimi söyler misiniz?"

"Tamam bitti, şimdi söylüyorum."

"Efendim, imalat müdürü sizinle görüşmek istiyor."

"Peki, gelsin, kızım"

******

"Efendim, büyük bir sorunumuz var."

"Nedir Ahmet bey?"

"Piyasaya yeni süreceğimiz XT Turbo modeli aracın direksiyonunda sorunumuz var."

"Nasıl bir sorun?"

"Hidrolik, direksiyon milini çok fazla ısıtıyor, bir zaman sonra, ısı nedeniyle emniyet kilidi devreye giriyor ve seyir halindeyken direksiyon kilitleniyor."

"Kontak anahtarı açıkken nasıl kilitlenebilir ki?"

"Kontak dışında ikinci bir emniyet sistemi kurmuştuk, çalınmalara karşı, ama ısıdan etkileneceğini düşünmemiştik."

"O zaman seri üretimi durdurup, bütün direksiyon sistemini elden geçirmemiz gerekecek."

"O ikinci emniyet sistemini iptal edeceğiz. Şimdilik başka çare yok."

"Teknisyenlerimiz çalışmaya başladılar bile."

"Ne aksilik...Bütün programımız aksayacak şimdi. Şimdilik gelen siparişleri erteleyelim."

"Tamam efendim."

******

"Ooo çok geç olmuş, hayatım."

"Hemen gitmek zorunda mısın Emre'ciğim"

"Daha bayilerin yarısına bile uğrayamadım. Hemen bir duş alıp çıkıyorum ben."

"Sen duş alırken, ben kahvaltıyı hazırlayayım."

"Tamam, öyle detaylı bir şey hazırlama. Bir kahve içip, hemen çıkmam gerek."

"Seni aç gönderemem, şimdi herşeyi hazırlarım."

******

"Emre seni dün bekliyordum."

"Boşver şimdi. Aysel ararsa, dün gece sende kaldım tamam mı?"

"Tamam da, bak sen bu kıza kendini fena kaptırdın. Sana dikkatli ol derim. Başına dert açabilir bu kız."

"Neyse, satışlar nasıl gidiyor."

"Müşteriler şu son modeli bekliyorlar. Siparişler birikti epey."

"Gel bak, sana XT Turbo'yu göstereyim."

"Nerede göstereceksin?"

"Adapazarı'ndan o araçla geldim."

"Gerçekten mi? Bakalım hemen."

*****

"Ooo mükemmel bir model. Fotoğraflarını görmüştüm ama, araç fotoğraflarından çok daha güzel, hele göstergeler çok değişik. İnsan  bu aracı  kullanırken kendini pilot gibi hissediyor."

"Hız göstergesine baktın mı? 280 gösteriyor."

"Nerede yapacaksın o sürati?"

"Bizim hız limitlerinin aşağı yukarı 2 misli sürat yapıyor."

"Emniyet yastıkları diğer arabalardan daha farklı"

"Değil pilot, ben kendimi astronot sandım bir an için."

******

"Akşam yemeği yeseydik Emre!"

"Benim eve gidip bir karar vermem gerek."

"Ne kararı?"

"Aysel'i daha fazla aldatmak istemiyorum."

"Eeee"

"Ona herşeyi anlatmak istiyorum."

"Nasıl yani?  Nazan'la beraberliğinden mi bahsedeceksin."

"Bilmiyorum Orhan, bilmiyorum. Ne tepki verir bilmiyorum."

"Ne tepki verecek? Hemen boşanmak isteyecektir senden."

"Ben boşanmak isteyeceğime o istesin daha iyi."

"Saçmalıyorsun Emre. Aklını başına topla. Karına öyle şeyden bahsetme. 1 yıldır birlikte olduğun kadını nasıl eşine tercih edebilirsin?"

"Neyse, şöyle veya böyle bir karar vermem gerekecek. Ama ne zaman"

"Bak sana son defa söylüyorum Emre bir saçmalık yapma. Tamam mı?"

"Tamam Orhan, düşüneceğim."

"Haydi, takma kafana, dikkatli git. Haftaya ben de fabrikaya uğramak istiyorum. O zaman görüşürüz."

"Tamam görüşürüz. Haydi hoşçakal."

"Güle güle..."

******

"Yanımızdan geçen aracı gördün mü?"

"İlk defa görüyorum böyle bir aracı. Jet gibi bir şey bu."

"Ne yapıyor bu adam?"

"Viraja nasıl girdi bak? Frene bas. frene bas...Adam bariyerlere bindirdi."

******

"Biri ambulans çağırsın."

"Araç ters dönmüş. İtfaiye'yi de çağırmak gerekir. Biz çıkaramayız."

"İzmit-Adapazarı 30. kilometresinde bir trafik kazası, acilen ambulans ve itfaiye ........"

******

"Neredeyim ben?"

"Âlem-i Berzah'tasın."

"O da ne demek?"

" Âlem-i Berzah, Dünya ile ahiret arasındaki yer demektir. "

"Siz kimsiniz? Sizi göremiyorum."

"Bizim adımız Kirâmen Kâtibin'dir. Bizi göremezsin, burada ancak sesimizi duyabilirsin. Dünyada sesimizi de duyamazsın."

"Siz yazıcı meleklersiniz. İyilikleri ve kötülükleri amel defterine yazanlar. Öyle değil mi? Peki, ben öldüm mü?"

"Evet doğru. Biz o melekleriz.  Şu an ölmedin. Ölüp ölmeyeceğini şu an söyleyemeyiz. Ölmezsen, dünyaya geri gideceksin. Ölürsen, ahirete gidip, tekrar yaratılacaksın."

"Tekrar yaratılmak mı? Reenkarnasyon gerçek demek ki..."

"Dünya bir sınavlar boyutudur. Bu nedenle her varlık bu boyutta deneyim kazanmak ve bilinç aşaması yaparak evrimini tamamlamak üzere birden fazla enkarne olmaktadır"

"Ama din adamları böyle demiyorlar."

"Peygamberiniz Bakara 259 da bunu size bildirdi ama, şu anki bilinçler bunu anlayacak düzeyde değil."

"Peki ben ölüp, sonra yaratılacaksam, hangi bedende yaratılacağım."

"Yine aynı bedende yaratılıp, doğduğun tarihe döneceksin."

"Ama zaman ilerledi."

"Zaman nedir ki? Zaman sizin yarattığınız bir olgu. Güneşin her  doğduğu ana siz gün diyorsunuz. Aslında zaman dediğiniz tekrarlardan oluşan bir olgudur. Geçmiş, gelecek aynı anda yaşanır. Zaman bir küredir. Herşey aynı anda oluşur. Ancak sizin bilinciniz bunu anlayacak boyutta değil."

"Peki ben yaratılırsam hangi yılda yaratılacağım?"

"Daha önce doğduğun sizin tarih dediğiniz 1969 yılında doğacak ve hayatını tekrar ama bu defa daha bilinçli olarak yaşayacaksın."

"Peki bu benim kaçıncı yaratılışım?"

"İkinci defa. Daha önce birçok hatalar yaptın ve dünyaya ikinci defa geldin."

"Neler yaptım ki?"

"Sen aracınla evine gidiyordun değil mi?"

"Evet"

"Bir kaza oldu. Şu anda ölümle pençeleşiyorsun."

"Aracımın direksiyonu kilitlendi. Nasıl olduğunu anlayamadım."

"Daha önceki hayatında böyle bir kaza olmadı. Evine gittin ve karına yaşadığın ilişkiyi anlattın. Eşin kısa bir süre sonra senden boşandı. Sen sevgilinle evlendin. Yeni eşin sana üvey ağabeyi dediği kişiyi tanıttı. Ağabeyi oto alım satımı yapıyordu. Sen ona bayilik verdin ve eşinle birlikte o üvey ağabey seni dolandırdı. Bu yüzden işinden de oldun. Eski sevgilin ve yeni eşin senin bu durumunu görünce seni terketti. Sen de kendini alkole vurdun. Hayatın ise bir akıl hastanesinde sona erdi."

"Nasıl tekamül edebilirim?"

"İnsanların tekamül etmesi için bunun eşikleri vardır. Birinci kural kibir ve gururdan uzaklaşacaksın. Kimseye kin duymayacaksın. Daha sonra mal-mülk dediğiniz madde eşiğini aşıp, ondan sonra gelen dostluk eşiğini de geçeceksin. Bundan sonraki eşikler hoşgörü eşiği, kendini kendinden silme eşiği ve birleşme eşiğidir. İnsanlar bir sudan yaratılmışlardır, tekamülün son safhasında ise ışık olurlar"

"Hiçbir şey anlamıyorum."

"Bunları yaşadıkça anlayacaksın, daha önce yaptığın hataları yapmayacaksın. Yoksa bu eşikleri geçemezsen devamlı tekrarları yaşayacaksın. Önceki yaratılışlar hatırlanmaz, ancak zaman zaman sizin de ja vu dediğiniz anlık sahneler gözünüzde canlanır ama bunun anlamını da çözemezsiniz."

"Peki ben öldüm mü?"

"Hayır, sana bir şans daha verilecek. Ama buradaki hiçbirşeyi hatırlamayacaksın. Bundan sonraki yaşamına bilincin karar verecek. Eğer bu kazanın sana bir uyarı olduğunu anlarsan, hayatın daha değişik devam edecek."

******

"Doktor bey, kocam kurtulacak mı?

"Biz elimizden geleni yaptık. Ameliyat başarılı geçti. Beyindeki kanamayı durdurduk. Şimdi ki işimiz beklemek ve dua etmek."

"O araçtan yaralı çıkması bir mucize. Allah onu bize bağışlayacak. Buna eminim."

******

"Emre'nin durumu nasıl Aysel?"

"Doktorlar 1 haftadır uyutuyorlar. Bu gün uyandıracaklarını söylediler. Klinik bulguların iyi olduğunu söylüyorlar."

"Kazadan önce son görüştüğü kişi bendim. Hiç aklıma gelmedi böyle bir kaza olacağı. Daha sonra fabrikayla konuştum. Aracın direksiyon sisteminde imalat hatası olduğunu söylediler. Neden o aracı kullanmak için bu kadar acele etti ki?"

"Kader işte Orhan. Ne diyelim. Olacağı varmış."

"Bak doktor da yanımıza geliyor."

"Gözünüz aydın Aysel hanım. Hastamız kendine geldi. Bilinci açık. İlk önce sizi sordu."

"Kendisini görebilir miyim?"

"Sadece 5 dakika. Hemşireler sizi yoğun bakıma girmeniz için hazırlasınlar."

"Çok teşekkürler doktor bey. Allah sizden razı olsun."

*****

"Ohh, Emre'ciğim ne kadar korkuttun bizi"

"Affet beni Aysel."

"Sus, konuşup kendini yorma. Doktorlar söyledi durumun gayet iyimiş. Birkaç gün sonra seni odaya çıkaracaklar. O zaman bol bol konuşuruz. Hem affedilecek bir şey yok. Denenmemiş bir araçla yola çıkman hataydı ama bunu önceden bilemezdin tabii."

*****

"Aysel sakın beni bırakma olur mu?"

"Neden bırakayım ki, bu kaza seni çok hassas yapmış anlaşılan. Sen çocuklarımın babasısın"

"Ben de seni ömrümün sonuna kadar bırakmayacağım. Birlikte yaşlanacağız."

"Tabi hayatım. Bak yoğun bakımdan çıkalı 10 gün oldu. Durumun gayet iyi. Birkaç güne kadar taburcu edecekler. Bir süre de evde istirahat eder, sonra işine dönersin."

"Orhan burada mı?"

"Evet aşağıda, kafetaryadan içecek almaya gitti."

"Sen git istersen. Çocuklar eve gelecekler, biraz da onlarla ilgilen istersen. Orhan burada nasıl olsa."

"Tamam hayatım. Akşama uğrarım yine."

"Tamam canım."

******

"Bugün çok iyi görünüyorsun Emre."

"Gel Orhan, ya bu kaza bana bir uyarı mıydı acaba?"

"Bence de uyarıydı."

"Biliyor musun, ben Nazan olayıyla ilgili çok pişmanım. Nedense artık onu görmek istemiyorum. İşe başlayınca onların şirketiyle sözleşmeyi de feshetmek istiyorum."

"Şimdi zamanı değil ama, sana bir şey söylemek istiyorum."

"Nedir?"

"Nazan burada, senin ziyaretine gelmiş."

"Görmek istemiyorum artık onu, nedenini de bilmiyorum ama görmek istemiyorum artık."

"Bu hasta ziyareti, şimdi geri çevirmek ayıp olur. Tamamen iyileştikten sonra durumu anlatırsın ona."

"Yalnız mı gelmiş?"

"Hayır yanında bir adam var."

"Kimmiş o adam. Sen tanıyor musun?"

"Hayır ilk defa görüyorum."

*****

"Geçmiş olsun Emre, duyunca çok korktum nasılsın şimdi?"

"Ölümden döndüm işte. Nasıl olayım?"

"Bak sana üvey ağabeyimi tanıştırayım. O da sana geçmiş olsun demeye geldi. Kendisi İstanbul'da  oto alım satımı yapıyor."

Emre'nin bir an için gözleri dalar ve kimsenin duymadığı şekilde ağzından bir kelime dökülür.

"DEJA VU"

 
Toplam blog
: 974
: 3444
Kayıt tarihi
: 16.01.07
 
 

2017 Basın özgürlük endeksine göre 180 ülkeden 155. sırada olan ülkemizde yemek tarifleri  ve tel..