- Kategori
- Deneme
Derine

Kim için yaşıyoruz? Kendimiz için mi? İnsanlık için mi? İbadet? Aşk? Avuçlarımın içinde tuttuğum hayat kime hediye. Bana mı yardım ettiğim insanlara mı? Bana yapılanların hikayesini mi yaşıyorum benim yapacaklarımın mı? Kaçımız biliyoruz avuçlarımızın içerisinde ateş böceği misali hareket edip ışık saçan bu ömrü yaşamayı? Ailen, arkadaşların, başını okşadığın sokak hayvanları, ağladıkların, güldüklerin ve birde aşık oldukların. Bile bile avuç içlerinden kayıp gidenler. İnsan aynı anda bir çok duyguyu yaşayabilir mi? Kafanın içinde bu kadar olay yaşanıp bu kadar savaş nasıl çıkabiliyor. Ne mi diyorum?
Aynı anda bir çok savaş var beynimin içinde ve bir sürü sulh. Hücrelerimin yarısı aşık yarısı avaz avaz isyankar. Derinlerde her zerrem keşfetmek istiyor dünyayı. En derinlerde vurgunlar oluyor, su yüzüne çıkınca bütün damarlarımı tek tek patlatan. İnsan yok orada. İnsanlar yok. Dünya var, evren var, kainat var, rengarenk gezegenler var, masmavi okyanuslar, rengarenk balıklar adını bilmediğim hayvanlar var. Kızıl ve turuncu hayaller var. Hafif tarçın kokularının yayıldığı, üşütmeyen rüzgarın güneşle ahengi var. Saçları düğüm düğüm olmuş kız çocukları var. Cinsinin meşrebine kurban gitmeyen erkek çocukları var, hepsi yalın ayak, hüzünlerin üzeri çikolata kaplı, meyveler ağaçlarında taptaze. en güzelinden en çirkinine bütün hayvanların inlerinden çıkıp ahenge katıldığı bir müzikal var orada. Kazanlarda kaynayan tarhana çorbaları, şelalelerden akan berrak sular.
Yaratıcının affı ve şevkatı üzerimde, köşeden izliyorum herşeyi, gözlerimde tuzlu sular, dünyanın acısına gebe. Zaten bu memleket de kadınlar en çok acıya gebe.
ZASYAZAR