Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 

22 Nisan '16

 
Kategori
Öykü
 

Dersaadet Kütüphanesi

Dersaadet Kütüphanesi
 

29 Ekim 2023, Dersaadet Kütüphanesi, Haliç Kıyısı- İstanbul

En azından dünyaca meşhur birkaç eseri kurtarmak için kütüphaneyi yakmaya gelen askerleri var gücüyle durdurmaya çalışmıştı. Ancak Kurtuba düşeli beri katliam ve yağmadan gözü dönen askerlerin onu dinleyecek vakti yoktu. Ancak başlarındaki subay;

- Sana on dakika müsaade peder, diye bağırdı vahşi bir kahkaha atarak.

- Bu süprüntülerden alabildiğini al. Geç kalırsan onlarla birlikte çatır çatır yanarsın..

İhtiyar çılgın gibi raflara koşup, papaz olduğu halde serbestçe gelip incelediği kıymetli kitapları bulmaya çalıştı. Bu kitapların bir gün Avrupa’da aydınlanma çağını başlatacağını iyi biliyordu. Bereket böylesi kitapların yerini çok iyi bildiği için hızla alabildiğini alıp, yere yaydığı abasının üzerine dizdi. Sonrada çuval gibi sırtına vurup dışarı koştu. Aynı anda da büyük salondaki kitap dolu raflara meşaleler yağmur gibi yağmaya başlamıştı. Çok geçmeden Endülüs’ün, 400 bin kitap bulunan Kurtuba Kütüphanesi cehenneme dönmüştü. Binanın etrafında dört dönen İspanyolların vahşi sevinç çığlıkları arasında çatır çatır yanıyordu.

Ketboğa Noyan’ın emri kesindi. Dünyaca ünlü Bağdat Kütüphanesi hemen ateşe verilecekti. Bir milyon yazma eseri içinde bulunduran, İslam Medeniyeti’nin göz bebeği Bağdat Kütüphanesi’nin ölüm fermanı çoktan mühürlenmişti. Ketboğa Noyan; her biri yüzlerce insanı kadın çocuk demeden kılıçtan geçiren komutanlarının tereddüt ettiğini görünce adeta zıvanadan çıkmıştı:

- Ne duruyorsunuz aptallar?

diye haykırdı.

- Bu Hülagü Han  buyruğudur. Başı omuzuna ağır gelen dinlemesin bu emri.

Kan dökücülükte babası Cengiz’i bile gölgede bırakan Hülagü’nün ürküntü verici hışmından çekinen ne kadar Moğol varsa kütüphaneye üşüştüler. Bakmaya bile kıyılamayan nice emsalsız eser kütüphaneden çıkartılarak meydanlara yığıldı. Yağmur gibi atılan meşalelerle tutuşup yanmaya başladı. Alevler göklere yükseldi. Yetmedi, onbinlerce kitap Dicle’ye atıldı. Nehir günlerce mürekkep aktı. Ketboğa Noyan’ın Bağdat Kütüphanesi ile işi bittiğinde yüzlerce yıllık bir medeniyetin bütün birikimi mahvolmuştu. Ne hazindir ki, bu medeniyet bir daha belini doğrultamıyacak ve sönüp gidecekti.

21.Yüzyılda artık böylesi felaketler yaşanmasa bile – tera baytlık bellekler bile tarih olmuştu.  Zeta baytlık belleklerde tarihin başlangıcından bu yana yazılmış ve basılmış bütün kitaplar, dergiler ve gazeteler sığabiliyordu çünkü- dijital devrimlerle yok olması beklenen kitap en görkemli dönemini yaşıyordu. Dünyanın her yerinde kitaba dönüş hızlanmıştı. İnsanlar kitap sayfalarının tablet veya cep telefonlarının daracık ekranına sıkıştırılmasından artık bıkmışlardı. Kitap denen harika nesneyi elinde tutarak, kağıdını, mürekkebini koklayarak okumanın zevki bambaşkaydı çünkü..

Kitaba verilen değer arttıkça kütüphaneler de önem kazanıyordu. İçinde yüz milyondan fazla kitap barındıran dev Amerikan Kongre Kütüphanesi başta olmak üzere eski çağın efsanevi kütüphanelerini akla getiren böylesi kütüphaneler ileri teknolojiye meydan okuyordu. Yüz milyon kitap..Üst üste konulduğunda yaklaşık beş bin kilometre tutan bu muazzam kaynak ne yazı ki yalnızca Amerika’ya gidebilen ve İngilizce bilenlerin hizmetindeydi. Gerçi kitapların çok büyük bir bölümü sayısal ortama alınmıştı ama dil güçlüğü her zaman gündemde kalacaktı.

Hal böyle olunca Türkiye’de büyük bir kütüphane açmak her zaman gündemde olmuştu. 2020’lere gelinceye kadar Ankara’da bulunan Milli Kütüphane ülkenin en büyük kütüphanesiydi. Ancak iki milyona bile ulaşmayan kitap varlığıyla dünyadaki benzerlerine kıyasla çok geride kalıyordu.

İşte Cumhuriyetin yüzüncü yılına yakışacak büyük bir kütüphane kurma fikri 2010’ların sonunda filizlenmiş, nüfusu 20 milyona varan İstanbul’un en merkezi yerlerinden biri olan Haliç kıyısındaki eski tersane sahasında yer tahsisi yapılmıştı. Bir yandan inşaat devam ederken, çok büyük bir bütçe ayrılarak yüzbinlerce kitap ve basılı kaynak satın alınmış, Osmanlı Arşivlerindeki yazma eserlerin buraya nakledilmesine karar verilmişti. Devasa depolarda istiflenen bu kitaplar yeni kütüphane binasına taşınıp, tasnif edilerek raflardaki yerini almayı beklerken inşaat da kısa zamanda tamamlandı.

Yeni kütüphane yalnızca binalardan oluşmuş bir kompleks değildi. Parkları, havuzlu bahçeleri, cafe, restoran, sinema ve konferans salonlarıyla adeta bir üniversite gibiydi. Binalar arasında ulaşımı sağlamak için golf arabalarına benzeyen vasıtalar tahsis edilmişti. İnsanı okuma ve araştırmaya özendiren çok güzel okuma salonları vardı. İstenen bir kitabın oturduğunuz masaya gelmesi için dakikalar yeterli oluyordu. Kütüphanede bilim ve teknoloji konulu onbinlerce yerli ve yabancı kitap ve dergi yanında, temel bilimlerden uzay araçlarına kadar görsel malzeme dolu salonlar vardı. Bu kütüphanede çok rahatlıkla bilimsel araştırma ve Ar- Ge çalışması yapmak mümkündü.

Cumhuriyetin yüzüncü yıldönümünde düzenlenen etkinliklerden biri de bu süper kütüphanenin açılışıydı. Bizzat cumhurbaşkanının da iştirak ettiği büyük bir törenle açılan bu görkemli kütüphaneye tarihi bir ad verilmişti: Dersaadet Kütüphanesi..

Dersaadet Kütüphanesi takip eden yıllarda dünyadaki rakipleriyle yarış eder bir hale geldi. Sahip olduğu kitap hazinesi bir milyondan on milyona çıkmıştı.      

Bu fütüristik öykü 2015 yılı ortalarında yazıldı. Başbakanın bugün ( 22 Nisan 2016) yaptığı bir açıklamaya göre harabe halindeki Rami Kışla arazisinde içinde 10 milyon kitap barındıran dev bir kütüphane yapılacakmış. Bu kütüphanenin öyküde anlatıldığı gibi 2023 yılında açılmasını ve adının Dersaadet Kütüphanesi olmasını dilerdim. Ayrıca yapmış olduğum öngörülerin birer birer gerçekleştiğini görmek beni inanılmaz mutlu ediyor.

 

   

 
Toplam blog
: 343
: 446
Kayıt tarihi
: 19.02.11
 
 

Marmara Üniversitesi İktisadi İdari Bilimler Fakültesi mezunuyum. Teknoloji Yönetimi dalında mast..

 
 
 
 
 

 
Sadece bu yazarın bloglarında ara