- Kategori
- Güncel
Devletin İtikatlı Memurları

Vali ve Müftüden şaşırtılacak karar.Pisuara işemek mekruh'tur. Yani caiz değil. Yani ayıp ve günah.
Kim ne derse desin, ilginç bir ülke burası. Her zaman gün geçmeye görsün enteresan bir haberle karşılaşıveriyoruz. Bugünkü “süper” denilebilecek haberlerden biri de şu meşhur “Pisuar” hikayesi. Gazetelerde ya da internet sitelerinde okumuşsunuzdur. Ordu Valiliği camilerdeki pisuarları kaldırtmış. Gerekçe! Okuyun lütfen !..
Makam olarak önemli bir makam olan valilik makamlarından birinde oturan Ali Kaban Ordu valisidir. Kendisi bizzat devletin en önemli makamlarından birinde oturmaktadır. Bir şehrin en üst yetkilisidir. Kaymakamlar, belediye başkanları, emniyet amirleri, müdürler, vs. onun emri altındadır. Onlardan, bir şehrin kalkınması, emniyeti ve huzur içinde yaşaması için gayretli çalışmalar beklenir, şehrin sorunlarına çözüm bulması, öncülük yapması istenir. Ama zaman zaman bu ülkenin bazı valileri, makamlarına yakışmayacak eylemlere de imza atarlar. Bunlardan en yeni olanı da, bu hikâyenin kahramanı Ordu Valisi Ali Kaban.
Efendim, habere göre Ordu’da sayın Vali’nin isteği üzerine, İl müftülüğünün de onayı, daha doğrusu emriyle, ildeki 18 ilçe müftülüğüne gönderilen bir resmi yazı ile, il ve ilçelerde bulunan tuvaletlerin pisuarları hijyen kurallarına uymadığı ve <ı>“dinen mekruh”ı> sayıldığı gerekçesiyle kaldırılmış. İlginç bir uygulama değil mi? Ordu Müftü vekili Veysel Çakı imzalı, ilgili yazıda <ı>“Bazı camilerimizin tuvaletlerinde bulunan ve temizliğe, sağlığa elverişli olmayan, dinen de uygun görülmeyen pisuarların kaldırılması sağlanacak...”ı> deniliyor.
Yani pisuarlar dinen mekruh sayılmış. Peki, “mekruh” ne demek? Mekruh, Arapça bir kelime. İslam dinince <ı>“hoş görülmeyen, beğenilmeyen”ı> manasına geliyor. Ayrıca, İslam dini bakımından yasaklanmış olsa da yapılmaması istenen eylemlere de mekruh deniliyor. Fakat bu kelime eski Türkçe’de “iğrenç ve tiksindirici” anlamında da kullanılmış. İşin yanisi, pisuarlar hem İslam dinince <ı>“uygun görülmeyen”ı> bir durum, hem de tam Türkçesiyle <ı>“oldukça iğrenç”ı> bir nesne kabul edilmiş.
Bu karara imza atan kim? Odu Müftü Vekili. Ama kendisi <ı>“Sayın Valimizin talebi oldu, uygun bulduk. Zaten dinen de mekruh sayılıyor”ı> demiş. Ordu Valisi Ali Kaban da, camilerdeki pisuarların kaldırılması ile ilgili yaptığı açıklamada, olayın gayet normal olduğunu söylemiş. Pisuarların kaldırılmasından bilgisi olduğunu kaydeden Vali Kaban, <ı>“Bilgim olmadan yapamazlar. Arkadaşlarımız dediler ki, ayakta bevletmek, bizim itikadımızca doğru değildir. Ben de dedim o zaman kaldırın. Yani senin itikadına ters bir şeyi kendi şeyine koyuyorsun. ‘Böyle saçmalık olmaz’ dedik. ‘Kaldırın o zaman’ dedik. Kaldırdılar yani”ı> diye belirtmiş. Demek ki, önce sayın vali de <ı>“pisuarların itikadımıza ters”ı> olduğunu düşünerek, pisuar meselesini kendi makamında <ı>“mekruh”ı> saymış ki, iş dinen onaylamaya müftülüğe kalmış.
Peki, sonra ne olmuş? Ne olacak? Müftülük ve Valilik emrini alan görevliler, Ordu merkez ve ilçelerdeki camilerin tuvaletlerinde bulunan tüm pisuarları sökmüş. Gerekçe malum. Yukarıda anlatıldığı gibi. Ama bir de işin başka şekli var. İlgililer, ayakta durarak <ı>“bevletmenin”ı> yani çiş yapılmasının aslında mekruh sayıldığını belirtmişler. Aslında pisuarların sökülmesinin altında yatan sebep bu. Yani bundan sonra Ordulular çişlerini direkt tuvalete yapacaklar. Ya da yapmayacaklar.
Müftülüklerin, camileri denetimleri altında tutmaları gerçekten çok önemli. Camilerin içlerinin, dışlarının, şadırvanlarının ve tuvaletlerinin temiz ve sağlık şartlarına uygunluklarını denetlemeleri elbette ki normal bir olay. Bunda sırıtan bir durum yok. Ama <ı>“pisuarlar dinen mekruh” ı>denilerek camilerden sökülmesi oldukça garip. Bunun yerine, kullanımının uygun şekilde yapılmadığını biliyorsan, önce o cami yetkililerini uyarır ve bilgilendirirsin. Sonra da camiyi kullanan cemaati bilgilendirirsin. Olamaz mı? Bu ülkede camilerde ne vaazlar verildi. Verilmektedir de hala. Örneğin, bir camide <ı>“bir futbol takımının galibiyete ve başarıya ulaşması”ı> için vaaz verilip, toplu olarak dua edilmedi mi? Bir cemaatin hocası vaazlarında <ı>“ cep telefonlarınıza ezan sesi ve besmele yükletip, sonra onu kıç cebinize koyup, tuvalete gidiyorsunuz. Günahtırı>” diye telkinde bulunmadı mı? O zaman, camilerdeki tuvaletlerin ve de pisuarlarında nasıl kullanılması gerektiği demek ki cemaate lisan-ı münasiple anlatılabilir. Pisuarlar, bir valinin isteği ve emri ile hemen yerlerinden sökülmemeliydi.
O valinin daha ilerici ve yol gösterici olup, daha yapıcı olması gerekirdi. Türkiye’nin AB’ye girme ve Avrupalı olma mücadelesi verdiği bu günlerde, daha batılı gibi davranıp, ona uygun bir karar alması gerekirdi. Bir de şöyle düşünün. Ordu’ya giden bir şehirli ya da turist pisuar göremeyince, nereye yapacak çişini? Ya da bir özürlü düşünün, kendisine uygun bir pisuar ya da hacet giderecek uygun bir yer bulamazsa, nasıl zor durumda kalacak. Ya Ordu ve Türkiye’nin imajı? Yerlerde mi sürünecek? Türkiye daha ilerici, daha demokrat ve Batılı gibi mi düşünecek? Böyle düşünenlerce mi idare edilip, yönetilecek? Yoksa her tarafımızı saran, oldukça itikatlı yöneticiler mi karar verecek, Türkiye’nin nasıl yönetilmesi gerektiğine !..
../..