- Kategori
- Gündelik Yaşam
Diplomayla emeklilik ve öğrenci hallerim

Alıntı: school.discoveryeducation.com
Hatırlamıyorum ilk günümü. Annem elimden mi tuttu getirdi yoksa her zamanki gibi bağımsız olma çabamla tek başına mı gittim bilmiyorum. Çevreye nasıl alıştım, neler yaptım, evimi mi özledim onu da bilmiyorum.
O zaman deseler ki, daha on sekiz yıl daha okula gideceksin, eğitim göreceksin, ne tepki verirdim onu da bilmiyorum. Kelimemden de anlaşılacağı üzere o sürenin sonuna geldim. Ne hikayeler daha bıraktım ardımda hatırlamadığım. Nasıl arkadaşlıklar kaldı ardımda, ya da hala beraberimde. Derler, kaybedince anlarsın. Elime son diplomamı verecekler, hiçbir hikayem üzerinde yazmayacak ama artık şunu biliyorum devletin bana sağladığı eğitim hakkını kullanmak üzere, üzeri kazılı sıralarda oturmayacağım. Ama özlediklerim olacak tabi ki. Arkadaşlık kurmak için doğal bir ortamım olmayacak. Benim seçeneklerim dahilinde de olmayacak çevrem. Koca okulda yüzlerce insan arasından arkadaşlıklar kurma şansım varken artık çevrem daha da daralacak, hayatımın sınırları içinde çevre kurabileceğim. Sonra belki diyeceğim; oysa önceden böyle miydi?
Son beş yılım tabi ki diğer eğitim kademelerimden tamamıyla farklıydı. Artık kendi evimde, ailemden ve doğduğum şehirden uzaktaydım. Kendi ayaklarım üzerinde deyimine hiç de aykırı değildim. Hayatımda bunu hep istediğimi kendime gösterdim bir kez daha. Anneme sordum o da hatırlamıyor ilk günümü, ama herhalde tek başıma gittim ilk okul günüme.Yani inatla, kendi ayaklarım üzerinde. Madem ki önceki eğitim kademelerimi pek iyi hatırlayamıyorum, hatıralarım tazeyken kaydedeyim bir yerlere. Neler değişmiş hayatımda onu bir görebileyim. Okudun da ne oldun sorusuna cevabım olacakken, okurken neler oldu sorusuna cevaplar verebileyim.
Bu arada, eski hesapla, 6 yıl daha okusaymışım emekli olacakmışım...Artık üç beş kuruş da olsa kazanabileceğim işim olacağına göre diken üstü para harcamalarım olmayacak. Olsa bile kendime bağlı olacağım. Para isteme günümü bir gün daha geciktirmek için yapacağım harcama planım olmayacak. Babamla telefonda konuşurken kapatma esnasına, farklı tonda ‘Baba’ sözüm de olmayacak. Belki babam da ne zaman ‘Baba’ diyecek bizim oğlan diye beklemeyecek. Gönderemeyeceğinden değil de, herhalde öğrenci psikolojisine girmek istediğimden.Herhalde en çok özleyeceğim şeylerden biri de simit-peynir bazen peynirsiz artı çay ya da bazen çaysız kahvaltılarım da olmayacak. Elektrik ve su faturalarını da zamanında ödeyememe gibi bir derdim de olmayacak. Ev sahibinin ‘öğrenci değil mi işte!’ bakışından da etkilenmeyeceğim, mahallelinin de. Evi su basmasını tüpün bitmesine de değişmeyeceğim. Belki en önemli değişiklik, otobüslerde, sinemada öğrenci ücreti ödeyemeyeceğim. Öğrenci kartım da olmayacak. Alışverişte ‘abi öğrenciyim’ muhabbetine de giremeyeceğim. Telefon hatlarında, öğrenci tarifesi kullanabileceğim bana ait bir hat da olmayacak.Komşuların öğrencidir yardım edelim, ya da sıcak yemek yesinler düşüncelerine dahil olamayacağım.
Final streslerim, soru tahmin etme çabalarım, ödev yetiştirme derdim, devamsızlık sınırı takibim olmayacak. Not hesaplamalarım, diploma notu derdim de olmayacak. Kayıt yenilemelerim, harç ücretlerim de olmayacak. Ayın yedisinin hiçbir arkadaşım için anlamı olmayacak.
Kafelere daha az gideceğim, sosyalitem de azalacak. Arkadaş buluşmalarım kaç kişiyi geçecek bilmiyorum ama yirmi kişiyi bir araya toplama şansım azalacak, belki de hiç olacak. Halı sahaya takım toplarken aklımda garanti yedi-sekiz kişi olmayacak.
Sabahlayamayacağım her istediğimde. Gecenin üçünde dışarıda kokoreççi aramayacağım.Hepsini de özleyeceğim. Ama bir yerlerde bir şekilde yaşayacağım. Özleyerek eskiyi ve bakarak geleceğe. Duyumsayarak yaşadıklarımı.