​ Doğmamış bebeğe mektup / Deneme / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Ocak '08

 
Kategori
Deneme
 

Doğmamış bebeğe mektup

Doğmamış bebeğe mektup
 

...


Dolunayı seyrettim uzun uzun... Düşündüm... Kim olduğumu, bu dibi delik dünyada ne aradığımı düşündüm... Saat gece yarısını vurduğunda balkabağına dönüşmeyi bekledim; olmadı... Gece yarısını bir geçe, tam akreple yelkovanın öpüşttüğü saatte, kendi içimde kaybolmaya başladım yine...

Sana bunları neden mi anlatıyorum?Aslında ben de bilmiyorum... Dünyaya geldiğin anda 'insan' damgası vurulacak alnına! Bir kader tutuşturulacak eline ve işte cehennettesin bebeğim... Cennet ve cehennemin kesiştiği yerde... Ben cehennet diyorum ya buranın kayıtlarda geçen adı 'dünya'... Acımasız, adaletsiz; dansöz dünya...

Bana kalsa hiç gelme derim... Ama ben illa geleceğim dersin diye anlatıyorum bunları sana... İyi dinle beni...

İyi-kötü, güzel-çirkin, aç-tok hepsi burada... Herkes bir çıkış yolu arıyor! Herkes hayata kenarından köşesinden tutunmaya çalışıyor... Herkesin elinde görünmez kazma kürek... Yol açmaya çalışıyor... O yol ya açılmalı ya açılmalı... Hayatta kalmak istiyorsan mecbursun bunu yapmaya! Ya açacaksın yolunu ve devam edeceksin yada uçurumdan aşağı düşeceksin... Oyunun kuralı böyle...
Herkes birinin kuyusunu kazıyor... Yardımın buradaki adı 'çıkar'... sevgiler hep 'çünkü' türünden... Bu cümlelerin çünkülü kısmını hiç duymayacaksın sen... Ben seni 'rağmen' ile sevmeye hazırım... Biliyorum daha çok var buluşmamıza... Ama inan şu anki gözyaşlarım senin için bebeğim...

Duyuyor musun? Dalgalar sahili dövüyor yine... Nazlı ve saygılı... Ay ışığı denizle oynaşıyor... Yıldızlar göz kırpıyor... Ama bunlara rağmen yaşamak bana ağır geliyor... Büyüdükçe aclıar da büyüyor... İçimdeki yara büyüyor benimle birlikte, en ufak bir tırnak değmesinde kanıyor...

Tırnaklarını geçirmezsen toprağa ne işin var burada? ''Ölüm kırışıksız bir deniz... Hadi at kendini, at ve kurtul...'' Ne güzel söylemiş söyleyen! Ama bu da olmuyor... Bu kadar çok engel varken ölemiyorsun bile... Ölümü düşündüğün için en ağır cezalara çarptırılıp en umarsız mahkemede yargılanıyorsun... 'Ölümü düşündün' diyor içindeki hakim! 'Kararı açıklıyorum, kalk ayağa!' ve devam ediyor 'Cezan: Yaşamak...'

En ağır cezaya çarptırılıyorum her seferinde. Burada yaşamak ceza!Ben hayatı iki kişilik yaşıyorum... İki gözyaşımdan biri senin için... Aldığım iki nefesten biri senin için... Ama şimdi elimde bir tane kürek var... Senin yolunu da ben açacağım... Sen yolunu bulacaksın... Çekilen sen olmayacaksın hayattan, hayat senden çekilecek günü gelince...


Sonsuzlukta seni bekleyen annen...

 
Toplam blog
: 2
: 1529
Kayıt tarihi
: 24.01.08
 
 

1988 Edirne doğumluyum. Trakya Üniversitesi Halkla İlişkiler öğrencisiyim. ..