Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Haziran '09

 
Kategori
Blog
Okunma Sayısı
404
 

Doğru teşhis, yanlış çözüm

Doğru teşhis, yanlış çözüm
 

Bir önceki yazımda, sayın Diyojen’in, kendisine ulaşan yorumlarım ile onun verdiği cevapların aynı zamanda yayınlanmamasından duyduğu rahatsızlıktan bahsetmiştim. Bunun sırf sayın Diyojen için değil, benim için de bir rahatsızlık unsur olduğunu ve kesinlikle çözülmesi gerektiğini dile getirmeye çalışmıştım.

Elbette soruna çözüm bulması gerekenler editörlerlerimiz. Ancak editörlerimizden bu talebe iki farklı şekilde olumsuz yanıt gelebilir. İlki kesinlikle elde olmayan sebeplerle, teknik bir sorunun bu aksamaya neden olduğunu söyleyebilirler. Ki elbette buna inanmak durumundayız. Diğeri ise editörlerimiz böylesi denetim mekanizmalarına hukuki nedenlerle ihtiyaç duyduklarını ve bu yöntemde bir değişiklik yapmayı düşünmediklerini iletebilirler. Ki bu durumda da bu tercihe saygı duymak durumundayız. Ne de olsa istesek de istemesek de kuralları onlar belirliyorlar.

Böyle bir durumla karşılaştığımızı düşünelim. Yani çözüm yok ve ortada bir sorunvar. Ben sayın Diyojen’e yorum yazıyorum, o yoruma bir cevap verip yayına veriyor. Benim yorumum hemen, onun cevabı ise gecikmeli yayınlamaya devam ediyor. Bu durumda ne yapmamız gerekir.

Sayın Diyojen’in bir mesaj ile bana ilettiği önerisi, benim bundan sonra onun yazılarına yorum yazmamam şeklinde olmuş. Yorumun ve cevabın yayınlanması arasındaki zaman farkının bir haksızlığa ve birçok yanlış anlamaya vesile olacak olması dolayısı ile, onun yazılarına yorum yazmamamı rica ediyor. Bu noktada yorumlarıma son derece değer vermekle birlikte (farklı da olsa saygı duyulacak fikirler olması dolayısı ile elbette, doğru bulmak anlamında değil) üzülerek de olsa haksız bir uygulamaya cevaz vermemek adına yorumlarımı onaylamayacağını belirtiyor.

Ben sayın Diyojen’in bir art niyet taşımadığına ve önerisine gerekçe kıldığı görüşlerinde son derece samimi olduğuna inansam dahi, önerdiği yöntemi doğru bulmadım. Öneride iki yönlü problem var. Öncelikle çözüm mantığı doğru değil. Bir iletişim şeklinin önünde bir aksaklık varsa, sorunu çözmek için iletişimi ortadan kaldırmak anlamlı bir yöntem değil. Sorunu, ağır aksak da olsa çözme uğraşı vermek, hatta sorunu olduğu gibi kabullenmek dahi, iletişimi bu şekilde sonlandırmaktan daha anlamlı bir uğraştır.

Çözüm mantığı ne yazık ki, bu coğrafya da çok etkin olan bir yöntem. Yani sorunu görmezden gelince sorunun aslen yok olacağını zannetme hali. Bunun gerçek bir çözüm olmadığını da, ülkemizin gerçeklerinden çok iyi biliyoruz.

Bulunduğumuz ortamın, fikirlerimizi meydana sürerek ve karşılıklı etkileşmelerini sağlayarak daha da etkinleşeceğini düşünecek olursak, sunulan önerinin en başta bulunduğumuz ortama zarar vereceğini düşünüyorum.

Çözümün diğer bir sorunlu noktası ise, ortada bir haksızlık olmakla beraber, çözümün sorunun derinliğine tekabül etmemesinden kaynaklanıyor. Yani sorunla çözümün güç dengesi eşit değil.

Neden değil?; Çünkü yazı ve yorum meselesinde güç her zaman yazıda ve yazı sahibindedir. Neredeyse sınırsız bir alan kullanımı ile karşı karşıyadır ve konuyu istediği gibi şekillendirme, kurgulama, mantık altyapısı örme, iddialarını sergileme hakkına sahiptir. Başlığını ve görselini istediği fikrin oluşumu ve desteklenmesi için kullanabilmektedir. Yorum sahibinin ise elinde topu topu 1000 basımlık bir boşluk vardır ve eğer karşıt bir fikir sergilemek istese dahi bu hali ile koca yazının karşısına zayıf bir malzeme ile dikilmek durumunda kalır. Elbette 1000 basımlık boşluğu birkaç kez kullanma olanağı vardır ama yorum yazısında bütünlüğü kurmak, bir yazı formatı ile şekillendirmek oldukça zordur. Ana yazı her zaman yorum üzerinde baskın bir malzemedir, araçtır.

Bu nedenle yorumun yayınlanmaması, yorumun cevabının yayınlanmamasından daha büyük bir sorundur. Çünkü iktidar olan yazıdır, muhalefet ise yorum. Bu noktada, böylesi bir durumda pozitif ayrımcılık esas tercih olmalıdır. Yani iktidarın cevabının 3-4 günlük gecikmesini sorun yapıp, muhalefetin sesini kısmak ne yazık ki anlamlı bir yöntem değildir. Elbette sayın Diyojen’de takdir eder ki, buradaki iktidar ve muhalefet benzetmesi bir teşbihtir ve yalnızca ana yazı ile yorum arasındaki güç dengesi üzerinden kurgulanan bir benzetmedir.

Ben editörlerimiz nezdinde gereken aksaklıkların giderilmesi yönünde çabalayacağım. Ancak bir sonuç elde edemezsem dahi, böyle bir sorundan kaynaklı olarak yorum yazma özgürlüğümü kısıtlamayı düşünmüyorum. Farklı görüşlerimin oluştuğu durumlarda sayın Diyojen’e yorum göndermeye devam edeceğim ama elbette yorumları yayınlama ya da yayınlamama hakkı kendilerine aittir. Ancak, benim de soruna gerçek çözümler üretmesini de kendisinden talep etme hakkım olduğunu düşünüyorum. önerdiği yöntemi bir kez daha gözden geçirebilir.

Aslen iki kişi arasında bir sorun gibi gözükse de, bir yanıyla mesaj kutusu düşündüklerimi aktarmak için yetersiz olacağından, diğer yanı ile yaşanılan problemin genele yansıyan örneklerinin azımsanmayacak düzeyde olduğunu düşündüğümden bir blog ile aktarmayı tercih ettim. Umarım konu ile hiç ilgisi olmayan kişilerin zamanlarını çalmamışımdır.

Saygılarımla

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 453
Toplam yorum
: 1886
Toplam mesaj
: 174
Ort. okunma sayısı
: 1804
Kayıt tarihi
: 14.11.06
 
 

36 güneş yılı. 27 yıl G.antep, 9 yıl İstanbul. İstanbul, 90’lı yıllarda yaşandı, bitti.  Hep şe..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster