- Kategori
- Kişisel Gelişim
Dünyaya kendinizi sunuş şekliniz nasıl?

Bir insanla ilk kez tanıştığınızda neye bakarsınız? Özgeçmişine, diplomasına, kimliğine, sosyal statüsüne mi?
Yoksa dış görünüşüne mi?
Şüphesiz karşınızdaki insana ilk baktığınızda gördüğünüz dış görünüşüdür. Çünkü dış görünüş, pek çok kişiye karşısındaki insan ile ilgili mesajlar verir.
Sizin konuşmaya başlamanızla da, karşınızdaki insanlar, hakkınızda bir takım tahminler yapmış, kendi kişisel deneyimleri ve önyargıları ile size hak ettiğiniz puanı çoktan vermişlerdir!
Haksızlık mı yaptılar?
Peki, o zaman kendinizle yaptığınız konuşmalara kulak verin. Diğer insanlar gibi, kişileri değerlendirirken, kişisel önyargılarınız ile karışınızdakini eleştirip, kararlar vermiyor musunuz?
Evet, ilk izlenimler çok önemlidir.
Ancak sadece dış görünüşe bakarak yanlış fikirlere kapılabilir insanlar.
Araştırmalar gösteriyor ki insanların “gördüklerine inanmaları”, tamamen insan beyninin biyolojik yapısıyla ilgiliymiş.
California Üniversitesi’nin yapmış olduğu bir araştırma, insanların kararlarında görme duyusunun ağırlığının %85 olduğunu kanıtlamış.
Bir başka araştırmaya göre kullandığımız ses tonu, nasıl göründüğümüz, giysilerimiz, beden dilimiz, hatta renklerimiz bizimle ilgili ilk izlenimlerin oluşumunda kelimelerimizin içeriğinden çok daha fazla önem taşıyormuş.
İlk izlenimler sizin başkalarının zihnindeki görüntünüz yani imajınızdır. O görüntü başka insanların kafasının içinde sizi temsil eder.
İnsanlar yanınızda değilken, sizin hakkınızdaki kararlarını, kafalarının içindeki o “vekiliniz”, yani imajınız üzerinden verirler.
Çok sık duyulan bir sözdür, İnsanlar kıyafetleriyle karşılanır ve fikirleriyle uğurlanır.
Doğru mesajlar vermek istiyorsak, içimizle dışımızın bir olması gerekir.
Fikirlerinizin dinlenmesi, sözlü mesajınızın alınması ve hedefe ulaşabilmeniz için olumlu izlenimlere sahip olmalı izleyiciniz. Karışık mesajlar vermemeliyiz.
İnsanların sizinle ilgili olumsuz bir izlenime kapılmamaları için hem görüntünüz, hem de sözcüklerimiz paralel olmalı, birbirini desteklemeli.
Uzmanlar diyor ki ;
“Bir kişi, imajının ve doğru algılandığının farkına nasıl varır?
Bu, kişinin kendisini nasıl gördüğü ile ilgili. Kişinin bir imajı zaten var. Kişinin algılanışı ile istediği imajı birbirine paralel gidiyorsa bir rahatsızlık olmaz. Ama algılanır imajı ile ilgili bir problem varsa kişi kendisini iyi ifade edemiyor demektir. Profesyonel ve sosyal yaşamında birlikte olduğu kişilerle iletişiminde yanlış anlaşıyorsa, kendini sürekli yeniden ifade etmesi gerekiyorsa, sevilmiyor, güvenilmiyor, saygı gösterilmiyorsa yanlış imaja sahiptir. Kendini iyi ifade edememek, kişiliğini tanımayan insanlarda ortaya çıkar..."
Özünde mütevazı ve zeki bir kadının, seksi ve dikkat çekici giyinmesi, bu kadını ilk gören için yanlış algılamalara yol açabilir. Kadını görenler ister istemez, ilk etapta zekâ ve kültürüne değil de, seksiliğine ve dikkat çekici giyimine odaklanırlar ve o kadın için bu yanlış anlaşılma, yanlış insanları da beraberinde getirebilir.
Bu yüzden kendinizi dünyaya ve insanlara sunuş şekliniz çok önemli.
Nasıl tanınmak istiyorsanız öyle görünün. Kendinizi dünyaya sunuş şekliniz, kişiliğinizle örtüşmeli.
Mevlana’nın dediği gibi “Ya göründüğün gibi ol, ya da olduğun gibi görün.”
NOT:
Yazı için ilham perime teşekkür ederim.