- Kategori
- Eğitim
DURUM I,II,..
I. DURUM
Demokrasinin; ilkel toplumlarda, kaynakları kıt, halkı eğitimsiz ve eşitlik duygusundan yoksun ben yerine biz diyemeyen, empati yeteneği gelişmemiş toplumlarda adaletli çalıştırılması mümkün değildir. Eşitlik esası olmayan vatandaşlık bilinci olmayan toplumlarda vatandaşlık eşit hakları yerine daha fazla hak isteyen, bunun için her türlü alavere dalavere çevirmekten çekinmeyen toplumlarda demokrasi olsa olsa dürüst insana işkence olabilir ki birçok toplumda da nitekim bu işler böyle oluyor.
Laiklik yerine göre layık olmak olarak algılanıyor ki bu durum herkesin kendisine layık gördüğünü başkasına layık görmemesinden kaynaklanıyor.
İki akraba konuşuyor, birisi A diğeri ise B görüşünde ve ne yazık ki A ve B birbirinin tersi görüşte olmakla kalmıyor, resmen birbirinin tersi. Bir insan diğerinin nasıl tersi olabilir demeyin, oluyor, insanın tersi başka bir insan. Değilinin değili durumu sanki. İkisinin de çocuğu aynı okulları bitirmiş. Saygın bir meslek en azından Türkiye’de.
A: Senin çocuk ne iş yapıyor?
B: Serbest çalışacak,
A: Benim çocuk serbest çalışmayı kendine yakıştıramadı, ben de bir adam buldum, devlete soktum,
B: Devlete torpille mi soktun.
A: He,
B: Serbest çalışmayı kendine yakıştıramayan torpil yaptırmayı kendine nasıl yakıştırır?
A: O başka, bu başka.
II. DURUM
Nüktedan bir Çorumlu anlatıyor:
Uçakta üç yolcu var, İngiliz, Fransız ve Ankaralı
İngiltere’de bol olan bir şeyi hiç önemsemeden uçağın camını açıp aşağı atınca diğerleri hemen “sen ne yaptın” diye atılıyorlar.
İngiliz umursamaz bir tavırla: “Bizim orada bundan çok var” diyor.
Aradan bir süre geçince Alman da Almanya’da bol olan ama son derece pahalı bir eşyayı aynı İngiliz gibi camdan aşağı atınca bu sefer de diğerleri aman sen ne yaptın diye yerlerinden fırlıyorlar. Bu defada Alman gayet umursamaz bir tavırla:
“Bizim orada bundan çok var”diyor.
Aradan bir müddet geçince bu sefer de Ankaralı Çorumluyu tuttuğu gibi camdan aşağı bırakınca bu sefer de diğerleri “aman beyefendi sen ne yaptın” diye atılıyorlar.
Ankaralı yaptığından gayet emin bir şekilde ve yaptığı şeyi önemsemeksizin;
“Bizim Angara’da bundan çok var”diyor.
III. DURUM
Mektup alıcısına, okuruna giderse okunur. İlhan almak isteyen, ilham alacak olana bir rüzgâr, kuş sesi, bir hışırtı, gölge yeter.
IV. DURUM
İki uyanık bir hamam gidiyorlar. Hikâye biraz farklı ama burada yumuşatarak anlatalım. Bakıyorlar ki hamamda bir âmâ yıkanıyor. Yıkanan âmânın duyacağı şekilde ya geçenlerde sağ olasın gözüm görmüyordu sen nasıl da gözümü açtın diyor.
Kör adam yazık kulak kabartıyor. Bir umut sesin geldiği adama doğru yavaş yavaş yanaşıyor. Usulca gözü açtığını söyleyen adama sokularak bir “kardeşim benim de gözümü açar mısın” deyince adam bu işin karşılığı olacağını, bedavadan göz açamayacağını söylüyor.
Âmâ adamın her istediğini yapıyor ama göz bir türlü açılmıyor. En sonunca uyanık, “ya kardeşim senin gözün anadan doğma mı, sonradan olma mı” diye soruyor. Âmâ gözünün anadan doğma kör olduğunu söyleyince “pes” diyor “kardeşim pes yahu bunu daha önce niye demedin, bu uygulama sadece sonradan kör olanlar içindi…”