Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 

26 Mart '08

 
Kategori
Haber
 

Düştü... Düştü...

Düştü... Düştü...
 

Bugün gündemde Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Başkanı Sayın Rıfat HİSARCIKLIOĞLU’nun önderliğinde bir araya gelen <ı>“Sivil Toplum Kuruluşları” başkanlarının açıklaması vardı. Aynı zamanda Türkiye’nin 81 ilinde eş zamanlı olarak yapılacak toplantılarda, aynı <ı>“Açıklama” yapılacaktı.

Yapıldı da…

Hatta teknolojiden yararlanan TOBB; diğer illerdeki eşzamanlı toplantılardan da görüntüler aktardılar. Başkanları konuşturdu. Bu arada Denizli’deki “Başkanın”, İstanbul’daki Genel Başkan’a <ı>“Arz”ını da izlemek şansına eriştik. Toplantının bu bölümü bayağı fiyakalı oldu hani…

Evet…

Bu gün düştü… Sanmayın ki <ı>“Cemre” düştü, o düşeli çok oldu. Bu gün gündeme, basının kullana kullana yalama ettiği bir deme ile <ı>“Bomba” gibi düşecekti ama olmadı, ya da ben öyle bir patlama sesi duymadım. Düşen; yukarıdan aşağı doğru, beyaz güvercinin gövdesinden kopmuş <ı>“Tüy” gibi süzüle süzüle indi.

Sonuçta, <ı>“Sivil Toplum Kuruluşları” kime ne demiş oldu?

Önce ne dediklerine bakalım mı?

<ı>“Türkiye zor bir dönemden geçmektedir. Ülkemizin bu kritik dönemden hiçbir yara almadan geçmesi tek temennimizdir. Türkiye'nin bir an önce uzun dönemli büyümesini sağlayacak ve işsizlik başta sosyal ve ekonomik sorunlara eğilmesi lazımdır. Türkiye demokratik sosyal laik bir devlettir. Türkiye'de yaşanan politik süreç huzursuzluk ve karamsarlığı arttırmaktadır. Siyasi partiler demokrasinin vazgeçilmezidir. Siyasi partilerin kolaylıkla kapatılması ve aynı kolaycılıkla kurum ve kişilerin özgürlüğünün kısıtlanması zarar verir. Kuvvetler ayrılığı son derece önemlidir. Kuvvetler ayrılığı kutuplaşmayı, bölünmeyi ve çatışmayı engeller.

<ı>

<ı>Amacımız gelişmeyi ve AB sürecini hızlandırmak olmalıdır. Türkiye’nin evrensel değerlerle kendi değerlerimi birleştirecek bir sivil anayasaya ihtiyacı var. Bizler, memur, işçi, esnaf, çiftçi Türkiye'nin huzuruna katkı sağlamaya her zaman hazırız. Bütün kurumlar uyum içinde çalışırsa aydınlık yarınlar yakındır. Türkiye'yi kaosa atmaya hiç kimsenin hakkı yoktur<ı>

<ı>

<ı>Çok önemli bir çağrı yaptık. Bu çağrının karşılık bulacağına yürekten inanıyoruz."<ı>

Hep beraber okuduk mu? Okuduk, peki kime ne demiş anlayabildiniz mi? Daha doğrusu ne demiş?

Bana kalırsa hiçbir şey dememiş, ama demiş gibi yapmaya çalışmış…

Adını <ı>“Huzura topyekûn çağrı” diye koyabileceğimiz girişim için yukarıdaki ifadeler yeterli olmamıştır. Türkiye’deki svil toplum kuruluşları da yapmaya kalkıştıkları işin ağırlığını kavrayamamışlar.

Evet kavrayamamışlar ne yazık ki!...

Kavrayabilselerdi, adına ister açıklama deyin, ister bildiri, yukarıdaki gibi olmazdı.

Sokak ortasında kavga eden mahalle bebelerine, yoldan geçen yaşlı amcanın <ı>“Hadi bakayım evinize… Sizi gidi yaramazlar siziiii… Babalarınıza söylerim ha…” gibisinden bir uyarıya benzemiş…

Bildiri ya da açıklama ya da uyarı, adına ne derseniz deyin, bana göre olmamış, <ı>“S<ı>ivil Toplum Kuruluşunun ağırlığı ile <ı>“Mütenasip” (Orantılı) olmamış…

Beklenti, başka türlü olduğu için <ı>“Patlamayan bomba” etkisi yarattı.

Peki ne olmalıydı?...

Olması gereken şuydu: <ı>STK olarak öncelikle <ı>“Türkiye Cumhuriyeti Devleti” şekline ve <ı>“Laik, demokratik, sosyal hukuk devleti” ile Atatürk ilke ve devrimlerine dikkat çekilmeliydi. Bir tarafa <ı>“Ateşle oynama” demelilerdi.

Diğer tarafa da <ı>“Onlar mangaldaki ateşi kurcalamaktan hepten vazgeçtiler, sen de bundan böyle kenarından köşesinden mangalın külüne üfleme” demeliydiler.

Ve her iki tarafa birden <ı>“Türkiye’nin ve milleti ve vatanı ile birlikte bölünmez bütünlüğü” konusunda çalışmaya davet etmeliydiler.

Bu arada dönüp bir de kendilerine bakmalıydılar. Böyle bir uyarıyı yapmak için ekonomik sorunlar kapıya dayanana dek beklemelerinin, ülkeye nelere mal olacağını düşünmeliydiler.

Ben, bu uyarının bu şekliyle hiçbir etki yaratmayacağını, AKP iktidarının yine Anayasa’yı kendi çıkarları doğrultusunda değiştirme girişimlerine devam edeceğini, Sayın Başbakan’ın iktidarda kalmak, görüş ve düşüncelerini millete rağmen uygulamaya koymak uğruna girişimlerinden vazgeçmeyeceğini görüyorum.

Yapılan açıklamanın millete yansımasına bakınız…

İnternet sayfalarındaki habere <ı>Ceren GÖRÜR adındaki bir okuyucu yorum yazmış. Daha doğrusu <ı>Kenya Kurucu Devlet Başkanı’ndan bir alıntı aktarmış, sizlerle paylaşayım, çünkü çok beğendim…

Şöyle diyor<ı> Kenya Kurucu Devlet Başkanı: <ı>Batılılar geldiklerinde ellerinde İncil, bizim elimizde topraklarımız vardı. Bize, gözlerimizi kapayarak dua etmesini öğrettiler. Gözümüzü açtığımızda ise; bizim elimizde İncil, onların elinde topraklarımız vardı.

<ı>

Sivil Toplum Örgütlerinin bu bildirisi, göz açmaya ne yazık ki yeterli değil.

O nedenle de gündeme <ı>“Düşen”; beyaz güvercinin gövdesinden kopmuş <ı>“Tüy”e benzedi ve yukarıdan aşağı doğru süzüle süzüle indi, kimseye değmeden…

<ı>26 MART 2008

 
Toplam blog
: 1104
: 918
Kayıt tarihi
: 28.01.07
 
 

Emekliyim ama “Tekaüt” değilim. 1961 yılından beri değişik “Anadolu” gazetelerinde yazdım. 1984-8..

 
 
 
 
 

 
Sadece bu yazarın bloglarında ara