​ e-günlük bakış açısına, bir sinirlendi iki sakinleşti:) / Gündelik Yaşam / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Nisan '09

 
Kategori
Gündelik Yaşam
 

e-günlük bakış açısına, bir sinirlendi iki sakinleşti:)

Olaylara bakış açımız çok değişti. İşin özüne bakardık eskiden. Bir sorun olduğunda, o sorunun "neden" olduğunu bulup, o konuyu çözmeye odaklanırdık. Şimdi sadece seyrediyor ve birilerinin söylediklerine inanıyor, destekliyoruz. Neden inandığımızı ve neden desteklediğimizi açıklamakta zorlansak da körü körüne destekliyoruz. Nerede ise bütün ölümlerin sebebi, ortalık kanserojen maddelerden geçilmezken, en büyük suçlu sigara oldu. Binlerce hayvan ve bitki çeşidinin soyunu tükettik. Hiç biri sigara içmiyor du ama suçlu, iklim değişikliği, yaşam alanları darlığı dedik. Buzullar erimeye başladığında suçlu, küresel ısınma oldu. Ekvator bölgesinde hiç bir korunması olmadan yaşayan insanlara hiç bir şey olmazken, biz de cilt kanserinin suçlusu, güneş ışınları... Daha neler neler... (neler?) Hiç biri gerçek sebep değil di. Tek sorun var dı yeryüzünde İnsan!!! Doğa'ya bile meydan okuma cesaretine sahip, bilinçsiz ve cahil, üzerini elbise ile kapatmayı öğrenmiş ama, ilkelliğinden kurtulamamış insan...

Merhaba e-günlüğüm; Greenpeace üyeleri, dün, Boğaziçi Köprüsü’nde eylem yaptı. Kendilerini köprüden aşağıya sarkıtan eylemciler, üzerinde Obama’nın resmi bulunan ve “Barış için iklimi kurtar” yazan bir pankart açtı. Anlamadım, iklimi kim kurtaracak? Obama'mı? Gerçekten çevreci bir eylem mi yapılıyor yoksa Obama'nın "dünya'nın tek kurtarıcısı" reklamı mı yapılıyor? Obama kim ya? Senin benim gibi bir vatandaş. Bu dünya için yapabileceği bir şey varsa onu da özel yaşamında yapabilir. Siz de öyle, biz de öyle, ben de öyle... Bu bireylere düşen bir mücadeledir, liderlere değil. Bir aydır bütün konularda yapmadıkları "forum", yapmadıkları "zirve" kalmadı. Ne oldu, neyi kurtarabildiler... Onlar toplandıkça, onlar zirve yaptıkça dünya daha da kirleniyor. Karbondioksit salınımının azalmasını isteyenler, plastiklerden, kimyasal ve atık maddelerden uzak dursunlar yeter. Bas bas bağırmaya gerek yok...

Önce sendikalardan başladılar. Hepsi işçiyi savunup, işçi ve proleterya için mücadele ederken, aniden devletle ve sistemin yardakçıları ile masaya oturup anlaşan örgütler oldular. Düşünebiliyor musun e-günlüğüm; adamın biri tam 34 yıl X sendikası'nın başkanlığını yapmış... Olacak şey değil. Sendika değil, hükümdarlık... Sivil toplum örgütleri adı altında devletin yan kuruluşları türedi her yer de... Belli günler de sözde eylem yapıyor, diğer günler bol bol toplantı yapıp sosyal faaliyetlerde bulunuyorlar. Cemaat ilişkileri bunlar...
Yakında yasalar çerçevesinde illegal örgütler çıkarsa hiç şaşırmam. Örneğin: DUMVMYÜKFSM-KON (Devrimci, ulusal, milliyetçi, vatansever, mücahit, yurtsever, ülkücü, koministler ve faşistler silahlı mücadele konfederasyonu.) Yılda bir kongre yapılacak, bol bol toplanıp ülke, vatandaş ve işçi sorunları görüşülecek, ara sıra devlet izin verirse eylem yapılacak... İşte demokrasi! Bizim ülkemizde silahlı mücadele örgütü bile var, hem de yasal. Dünyada ilk ve tek, sadece bizde. Bir üye olana ikincisi bedava... Üye olan, örgütün açılımını anlamak için on beş sene kafa yoracak, bir on beş sene de amacını anlamaya çalışacak ve yaş kemale erince bir adet bile karşı eylem yapamadan örgütten ayrılacak. Hahaha. Sonra çocuklarına "biz sizin yaşınızda silahlı mücadele derneklerine üyeydik. Bu ülke için çok savaştık, çok mücadele ettik, çoook" diye maval okuyacak...

Bir slogan bile beni sinirlendirmeye yetiyor... Çok sinirlendim. Biraz nefes alıp vereyim de sakinleşeyim... Oh tamam sakinleştim.
Dün akşam eve gittiğimde midem sancıyordu. Her halde yine bir şeylere sinirlendim... Bahçede kurdum masayı içtim rakıyı, bir şeyim kalmadı. Demek ki vücudumda ki rakı seviyesi düşmüş...

Değerli e-günlüğüm; Sabah kalktığımda iyiydim. Cıva gibi geldim. (akarak) İş yerini açtım, fakat karga ve kedi seslerinin birbirine karışmasından rahatsız olup dışarı çıktım. Salak kedi ağacın tepesine çıkmış, karga'ların yeni yapmakta olduğu yuvalarını taciz ediyor. Karga'larda kabile olarak üzerine üşüşmüş, dört taraftan sarmışlar kediyi. Kedi ne yapacağını şaşırmış vaziyette dalda bağırıp duruyor. Sonra baktı olacak gibi değil, yavaş yavaş indi ağaçtan aşağı. Ben de rahat rahat huzur içinde sabah çayımı içtim.

Öğle yemeğimi yerken siparişler çıktı ve onları götürdüm. Bu yüzden bu sefer Linda ihtiyaçlarını gidermekte gecikti. Çok sabırlı, hiç sesi çıkmadan beni bekliyor. Gelince biraz geç de olsa çıkardım ve rahatladı. Sonra yerine geçip kıvrılıp yattı. (akşam yemeği saatini bekliyor)

Öğleden sonra yağmur kesildi ve hafif güneş açtı. Siparişlerimiz geldi (akşama doğru) ve kamyonu boşalttık. İşler çok yoğunmuş, onun için siparişlerimin yarısı geldi. Yarısı yarın gelecek miş...

Biz de gündemi Obama falan değiştiremiyor. Obama geldi diye şaşırmıyor, kamyon boşaltmaya devam ediyoruz. Siparişler devam, temzilik vs her şey devam ediyor. O'nun sevdiği yemekleri değil, bulduğumuzu yiyoruz. Obama gidince gündeme "keneler" oturacak. Ondan sonra kene katliamı başlayacak. Obama'nın arkasından burada iken konuşamadıklarımız konuşacağız. "şekerim görüyor musun, adam her şeyi çözdü şu kene ölümlerini çözemedi" diye kadınlarımızı öne sürüp şikayet ve sıkıntı masaları oluşturacağız.

E-günlüğüm; Dün yorulur gibi olmuştum, bu gün de hiç yorulmadım gibi oldum. (ne demekse) Linda ve bendeniz akşam yemeğimizi yedik, işimizin başına döndük. Telefon zaten çok seyrek çalıyor. Rahat rahat çayımı sigaramı içebilirim. Önce seni postalamam lazım. (pul yapıştırarak) Yarın yine yazışacağız, bir yere kaybolma sakın. Hoşçakal.


Biliyor musun: Arizona'da yasalara göre bir eşeğin küvette uyuması yasak mış...
Çirkin söz: "Bayrak denilen şey, pislik yığını üzerine çekilen paçavradır..." Benito Mussolini
Güzel söz: "Sevinçli anında kimseye vaadde bulunma, Öfkeli anında kimseye cevap verme..." Çinli ataların sözü

 
Toplam blog
: 512
: 549
Kayıt tarihi
: 06.02.08
 
 

Bir varmış, bir yokmuş... Sağlık, huzur, mutluluk. Başka hiç bir şeye önem vermem bu hayatta. Bu yüz..