- Kategori
- Gündelik Yaşam
E-günlükte tamirat ve kısa haberler...
Mesai bittikten sonra dün akşam iş yerinde kalıp bilgisayarın kasasını söktüm. Bazı bağlantılarda gevşeme olduğunu düşünerek sıkılaştırdım. Daha sonra bilgisayarı bir kaç kere açıp kapadım bir sorun çıkmadı. Herhalde bir daha olmayacak. Olursa da ara sıra açarım çünkü aynı zamanda içini temizledim. O ne toz birikimi öyle. Bir faraş toz çıktı. Böööğğ.
Merhaba e-günlüğüm. Dün akşam geciktiğim için Boss yemeğini biraz geç yedi. Ben söylenir diye bekledim ama hiç sesini çıkarmadı. Herhalde daha kötüsü olabilir di diye düşünüyor. Geç gittiğim zaman hiç kızmıyor. "ya hiç gelmese ben ne yaparım" diyor her halde.
Dün akşam hava daha sakindi. hırka ile oturmadım ama yine üzerime bir tişört aldım. Malum soğuk şeyler içiyorum.
Sabah işyerine her ihtimale karşı erken gelip hemen bilgisayarı açtım. Bir sorun çıkmadı. Peşinden yazar kasayı açtım, açılmadı. Açtım, açılmadı, Üzerini okşadım, güzel şeyler söyledim ve kapatıp tekrar açtım, açıldıııı. Bir oh çektim ve hemen çayımı demledim. Kepenkleri açtım ve çayımı yudumladım. Sonrasında mesai başladı ve servislere gidip geldim.
Biraz önce de, haber geldi servisinde bu haberi okudum. Haber şöyle: Bolu Belediyesi bir ailenin beslediği ‘Beyaz’ ve altı yavrusu olan ‘Lessi’ adlı köpekleri zehirli iğne ile zehirliyerek öldürdü. Zabıtanın olayla ilgili açıklaması ‘Mahalleli şikayet ediyordu’ oldu. (ntvmsnbc) "Yazık bize" dedim kendi kendime. Sanırım eğitimimizde aşılması zor yanlışlıklar var. Normal bir insanın böyle bir şey yapabilmesi mümkün değil. Hadi bir birlerini öldürüyorlar nüfus planlaması oluyor. Ama köpeklerin nüfusu zaten günden güne azalıyor. Onlardan ne istiyorlar? Anne ve diğer köpeği öldüren adamı ve bu gibi eylemleri gerçekleştirenleri, barınağa kapatsınlar ve bir köpeğin ne hissettiğini anlayana, yazılı olarak anlatana kadar orada kalsın. Önerimi kabul edenler el kaldırsın...
Manavgat ormanları elektrik telleri yüzünden yanmış. Elektrik telleri en kısa sürede idam edilsin!
Kim ne derse desin harika bir ülkede, harika bir iktidar tarafından yönetiliyoruz. Enflasyon eksi çıkmış ve alım gücümüz günden güne artıyor.
Adamı böyle ziyaret ederler işte. Generaller emekli olur mu sanıyorsun, asla olmaz... Onlar ölünceye kadar general, bilmiyor muydunuz? Siz gidin biraz Orhan Pamuk okuyun. Eminim iyi gelir.
Araba ile giderken hoş bir bayan çevirdi yolumu. "Ne kadar karizmatiğim" dedim kendi kendime. Meğer bayan hoş görünümü ile bayi yapıyormuş. Sinirlendim tabi, arabadaki yazıdan çevirmiş yolumu. Aynı sektörde olduğumuz için beni çevirmeye çalışıyor kendi firmasına. Olmaz öyle şey. Ticarette bile sadakat ön plandadır bizde. Öyle gördük. İhanet yok. Aldatma olabilir ama ihanet olmaz. (Neyse uzatma) Yarım saat falan sohbet ettik, şartları konuştuk, birbirimizin kartlarını alıp ayrıldık. Eminim bir daha gelecek... Bardak suları varmış, belki onları pazarlayabilirim. (bizim markanın yok)
Değerli e-günlüğüm; Bu gün trafik biraz daha kalabalık idi. Yavaş yavaş araçlar boğucu fazlalığa ulaşıyor. Egzos gazlarının yarattığı pislikten gırtlağım tıkanıyor, ondan anlıyorum. Yoksa araçları saydığım falan yok.
Linda'ya kilo aldın dediğimden beri günde üç kez kaka yapmaya başladı. Hızla kilo veriyor. Bravo ona. İnsanlar bile bu kadar hırslı değil.
Bu gün de kısa kesiyorum ve gidiyorum sevgili e-günlüğüm.
Yarın yazışmak dileği ile. Hoşçakal
"Şimdi saklambaç oynayalım. Yüreğime saklanırsan eğer, seni bulmak zor olmaz. Ancak kendi kabuğunun ardına saklanırsan, seni kimse bulamaz" demiş Halil Cibran. Ne de güzel söylemiş...
Biliyor musun: Kurtlar yiyeceklerini otuz km taşıyıp yavrularına götürürmüş... (yaşam savaşı diye buna derim)
Güzel söz: "Randevuya her zaman zamanında gitmek, öteki kişinin gecikmesini onun yüzüne vurma sanatıdır... Sir W. Scott (sayın sir; vursan da aldırmıyor artık insanlar)