Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Mayıs '11

 
Kategori
Turizm
Okunma Sayısı
948
 

Eda Gürel ile turizm eğitimi

Turizme Değer Kat projemize büyük bir heyecan ile başlarken, ilk adımımızı akademik bir bakış açısıyla atmak istedik ve 2010 yılı Turizmde Gençlik Ödüllerinde Yılın Akademisyeni ödülünü alan Sayın Eda Gürel Hocamız ile bir röportaj gerçekleştirdik. Bu vesile ile tekrar herkese “MERHABA” der, Turizme Değer Kat yolunda bizlerle birlikte olan bu ekibin tüm emektarlarına bir kez daha teşekkürlerimi sunarım. 

Kariyer geçmişinizi incelediğimde nasıl bir Eda Gürel çıkar karşımıza? Kısaca rica edebilir miyiz? 

1994 yılında Bilkent Üniversitesi Turizm ve Otel İşletmeciliği Bölümü’nden 3. olarak mezun oldum. 1995 yılında TEV (Türk Eğitim Vakfı) ve İngiliz Kültür (British Council) bursiyeri olarak, İngiltere’de University of Surrey’de Turizm Pazarlaması üzerine mastır yaptım. 1996-1998 yılları arasında, KKTC’de Doğu Akdeniz Üniversitesi’nde Okutman olarak, Turizm Bölümü’nde çeşitli dersler verdim. 2000-2006 yılları arasında, Hacettepe Üniversitesi İşletme Bölümü’nde doktoramı tamamladım. 1998’den beri Bilkent Üniversitesi’nde mezun olduğum bölümde başta pazarlama olmak üzere dersler veriyorum. 2006’dan beri yardımcı doçentim. 

Turizmde gördüğünüz en büyük sıkıntı nedir? Bu sıkıntının çözümü için nasıl bir öneriniz olur? 

Turizm’de gördüğüm en büyük problem, sektörde çalışan eğitimli ve kalifiye elemanların az olması. Turizm, sadece Türkiye’de değil, dünya genelinde ücretlerin yüksek olmadığı bir sektör olduğundan, eğitimli çalışanların sayısı, diğer sektörlerle karşılaştırıldığında, daha düşük. Bu da, verilen hizmetin kalitesinin zaman zaman olumsuz etkilenmesine sebep olmakta. Gerek turizm, gerekse diğer sektörlerde ihtiyaç duyulan kalifiye eleman ihtiyacını karşılamak amacıyla, Türkiye’de, Bolonya Deklerasyonu çerçevesinde, 2001’den beri, meslek liselerine ve iki-yıllık eğitim veren programlara önem verilmektedir. 

Lisans bitirme projem olduğu için çok açık söyleyebilirim ki, öğrenciler için çok büyük bir sorun olan ders tekrarı durumu var. Özellikle meslek lisesi mezunu arkadaşlarımız bir çok dersi benzer şekilde önlisansta ya da lisansta tekrar alıyorlar. Bu konuda nasıl bir çalışma yapılabilir? Konu derslerden açılmışken bir başka sorun da içerik bakımından oldukça benzer derslerin farklı kodlarda ve isimlerde kredi doldurmak adına veriliyor olması. Dersin hocasından sınavdaki sorusuna kadar aynılık baş gösteriyor. Bu konudaki düşünceleriniz nelerdir? 


Meslek liselerinin öncelikli amacı, meslek yüksekokulları gibi, işletmelerde ihtiyaç duyulan ara elemanı yetiştirmektir. Bu nedenle, meslek liselerinde verilen eğitimin, bir öğrenciyi, bir iş yerinde başarılı olabilmesini sağlayacak bilgi ve beceri ile donatması gerekir. Meslek liselerinin öncelikli amacı, ara eleman yetiştirmek olduğundan, doğru olan, verilen eğitimin buna göre şekillendirilmesidir. Meslek liselerinden mezun olduktan sonra, çalışma hayatına atılmak yerine, daha iyi bir eğitim alarak, hedeflerini büyütmek isteyen öğrenciler için, yükseköğretim kurumlarında bulunan programlara devam etmeleri de mümkündür. Ancak, bu programlar sadece meslek liselerinden gelen öğrenciler için hazırlanmadığından, meslek liselerinden gelen öğrencilerin konulara yabancı olmamaları çok doğaldır. İngiltere’de mastırımı yaptığım sırada benzer bir problem benim de başıma geldi. Mastır programı, sadece lisans düzeyinde turizm ve otelcilik eğitimi almış olan kimseler için özel olarak hazırlanmadığından, bir çok konu ve ders, benim çok yeterli olduğum alanlarla ilgiliydi ve benim için bir tekrardı. Ancak, her eğitim kurumu, öğrencileri farklı şekillerde ve açılardan geliştirir. Yükseköğretim kurumlarının amacı, öğrencilerin “higher order thinking skills” yani üst düzey düşünme yeteneklerini geliştirmek olduğundan, konular aynı gibi görünse de, öğrencilere kazandırılmak istenenler farklıdır. 

Genç Turizmciler tarafından ilki geçen sene düzenlenen Turizm Gençlik Ödülleri’nde Yılın Genç Akademisyeni ödülünü aldınız. Bir kez daha tebrik ediyorum. Genç akademisyenlere ne gibi tavsiyelerde bulunursunuz, neler yapmalılar ki donanımlı akademisyenler olarak başarıları ile konuşulsunlar? Bununla bağlantılı olarak bir soruyu daha bağlamak istiyorum. Bir çok öğrenci sektörel deneyimi olmayan akademisyenlerden yana dert yanıyorlar. Dönem dönem söyleşilere, panellere sektörden insanların gelmesindense, sektörde deneyimli hocalarının olmasını ve işlenen konularda anında sektör örneği istiyorlar. Sizce de haklı değiller mi? 

Teşekkür ederim. Benim için çok büyük bir onur. Akademik kariyer yapmak isteyenlere, yabancı dile önem vermelerini öneririm. Bir akademisyenin, alanına yapabileceği en önemli katkı, akademik yayınları ile olacaktır. Türkçe yayınlar yanı sıra, yabancı dilde yapılan yayınlar da çok önemli. Literatürdeki çalışmaları takip etmek için, iyi derece yabancı dile sahip olmak gerekiyor. 

Sadece turizm ve otel işletmeciliğinin değil, işletmenin, bir bilim mi, yoksa sanat mı olduğu tartışılabilir. Bu nedenle, işletmecilik konusunda, birçok kişi, bir üniversitede akademik kariyer yapmak yerine, uygulamaya hakim olmanın daha faydalı olabileceği görüşünde. Bu konuda dünyada pek çok farklı görüş ve uygulama bulunmakta. Örneğin, İskandinav ekolüne göre, girişimcilik eğitimi, uygulamaya yönelik olarak verilmekte, öğrencinin eğitimi sürecinde bir işletme kurması ve bunu devam ettirmesi beklenmekte. Öğrencinin dilediği zaman, eğitmenlerinden tavsiye ve yardım alması sağlanmakta. 

Akademik altyapının ve uygulamaya yönelik tecrübelerin yerlerinin ayrı olduğunu ve birbirlerini tamamladıklarını düşünüyorum. Birçok yükseköğretim kurumunda, Bilkent Üniversitesi’nde olduğu gibi, akademik kariyer yapan eğitimciler yanı sıra, sektörde tecrübe sahibi olan eğitimciler de bulunmakta. Üniversitede kariyer yapan kişilerin, sektörden örnek veremeyecekleri görüşüne katılmıyorum. Bir akademisyen, alanındaki yazılanlar yanında, sektörde olup bitenleri de takip edebilir. İşletmelerin kurumsal uygulamaları ile ilgili olarak, konusunda bilgi sahibi olan kişilerin, konuk konuşmacı olarak derslere davet edilmelerinin, her dalda, öğrenciler için faydalı olduğu görüşündeyim. Bu gibi örnekler ve akademik altyapının birbirlerini tamamladığını düşünüyorum. 

Genç Turizmciler olarak Turizme Değer Kat dedik. Sizden turizme katılabilecek bir değer istesek bu ne olur? Ve son olarak şunu sormak istiyorum. “Hedef 2023” diyoruz. Siz Türkiye turizmini 2023’te hangi konumda görüyorsunuz? Gördüğünüz ve görmek istediğiniz tabloda ne gibi farklılıklar var?  

Bu çok zor bir soru. Turizme değer katabilmek için, iyi bir eğitimci olmaya çalışıyorum. Bilgili, hedefleri olan, çağdaş gençlerin yetişmesine elimden geldiğince katkı sağlamaya çalışıyorum. Başarabiliyorsam ne mutlu bana.
Dünya Turizm Örgütü’nün son rakamlarına göre, 2009 yılında, dünyada 880 milyon kişi seyahat etmiş. Bunların %50’den fazlası, eğlenmek ve tatil yapmak amacıyla seyahat etmiş. Buna karşılık, 852 milyar Amerikan doları gelir elde edilmiş. Kişi başına harcama, 970 dolar. Bu tabloda, Türkiye’nin yeri ise şöyle; Türkiye, dünyada Fransa, İngiltere, İspanya, Çin, İtalya ve İngiltere’den sonra en popüler destinasyon; 25.5 milyon kişi Türkiye’yi ziyaret etmiş. Buna karşılık 21.3 milyar dolar gelir elde edilmiş. Basit bir hesapla, kişi başına 835 dolar harcama yapıldığı görülüyor. Bu rakam, dünya ortalamasının altındadır. Buna karşılık, dünyadaki en popüler destinasyonun, Fransa’nın 2009’da 74.2 milyon kişi ağırlayarak, 93.3 milyar dolar kazandığı görülmektedir. Kişi başına harcama ise, yaklaşık olarak, 1257 dolardır. Türkiye’nin, toplam turist sayısını arttırmanın yanı sıra, gelen turistlerin harcamalarını arttırmaya yönelik strateji geliştirmesi gerektiğini düşünüyorum. Bunun için, öncelikle, ülkenin Akdeniz çanağı içindeki ve hatta dünyadaki konumunun (positioning strategy) belirlenmesi gereklidir. Bir turist, neden Türkiye’yi tercih etmelidir? Bu sorunun yanıtı, şimdiye kadar hep “fiyat” oldu. Ancak, sürdürülebilir bir turizm için, fiyat dışında bir konumlandırma stratejisinin belirlenmesi gerektiğini düşünüyorum. Türkiye’nin, bir turizm destinasyonu olarak, yeniden konumlandırılması gerekmektedir. Bu uzun soluklu zor bir süreçtir. Konuma karar verildikten sonra, yapılması gerekenlere karar verilebilir. 

Kaynak: htt://www.turizmedegerkat.com 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 5
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 494
Kayıt tarihi
: 02.04.11
 
 

Tanıdığım çoğu insana göre Bulut Bağcı; idealist, sonuca ve sürece iyi odaklanan, yardımsever, vizyo..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster