- Kategori
- Eğitim
Eğitim ve kırsal kalkınma

Ülkemizde hangi sektör olursa olsun sektörü değerlendiren raporlarda ve araştırmalarda en temel sorun olarak eğitim sorunu gösterilir. Çünkü yapılan plan ve projelerde beklenen sonucun alınmamasında ve hedefe ulaşılmamasında eğitim yetersizliği engelleyici unsur olarak karşımıza çıkar. Doğal olarak cumhuriyetin kuruluşundan sonra geçen 88 yıldan sonra yine bu sorunlarla karşılaşmak hepimizi üzer.
Neden bu sorunu çözemiyoruz? Nerede hata yapıyoruz? Bunca yatırım boşa mı gidiyor? Gerçekten biz sorunu çözmek istiyor muyuz? gibi soruları hemen hemen hepimiz kendimize ve çevremize sorarız. Gerçekte güzel şeyler yapılmış ve yapılmaktadır. Ancak geleceğe yönelik dalgalanma göstermeyen ve sürdürülebilir başarılara ihtiyaç vardır.
Çünkü çocuklarımızdan dolayı, ya da işimizden ve gündelik yaşamımızdan dolayı çözülemeyen eğitim sorunu bizleri etkilemektedir. İstikrarsız politikalar sonucu bazen geleceğe olan ümitlerimizi bile kaybederiz.
Bu nedenle kendi içimizde veya dost sohbetlerinde yaşama dair değerlendirmeler yaparken, üzerimize karamsar bir hava çöker, biz ne zaman adam oluruz sorusunu sorarız. Hele birde kırsal kesimin eğitim sorunlarını ele aldığımızda sorun daha da derinleşir. Çünkü kırsalda eğitim altyapısı ve buna bağlı olarak da eğitim seviyesi daha da düşüktür. Kırsaldaki bu durum kalkınma politikalarını olumsuz yönde etkilemektedir. Eğitim yetersizliği nedeniyle kırsaldaki kaynaklar verimli kullanılamamakta, beklenen üretim ve gelir elde edilememekte, ekonomik sosyal ve örgütsel gelişme de sağlanamamaktadır. Karşılaştığımız bazı sorunlar karşısında bazen yerimizde saydığımızı bile düşünürüz.
Her gelişmekte olan ülkelerde olduğunu gibi ülkemizde de nüfusun büyük bir kısmı kırsal kesimde yaşamaktadır. Kırsalda yaşayanlar tarımsal üretimden veya orman köylerinde ise ağırlıklı olarak ormancılık faaliyetlerinden geçimlerini temin etmektedirler. Kırsal kalkınma bir ölçüde kırsalda yaşayan insanların gelir düzeyinin artması ve refah düzeylerinin yükselmesi ile mümkündür. Kırsal kalkınmanın sağlanması da tarım, orman ve diğer doğal kaynakların verimli ve sürdürülebilir kullanılmasına, gerekli yatırımların yapılmasına, bu alanlardaki kaynakların ekonomiye kazandırılmasına bağlıdır. Kırsal kalkınmasını sağlayamamış bir ülkenin de kalkınmış kabul edilmesi mümkün değildir.
Kırsaldaki eğitim düzeyinin yükselmesi sonucunda gücü kalitesini artacağı gibi kırsaldan göçün hızını normal seviyeye düşürerek ülkemizin gelişmesine ve kalkınmasına destek sağlayacaktır.
Eğitim neden önemlidir, Eğitimli ve eğitimsiz insan arasında ne farklılıklar vardır diye düşünecek olursak;
Birincisi eğitimli insanlar; Neyin doğru neyin yanlış olduğunu çok iyi görürler. Gerektiğinde bilgiye kendileri ulaşırlar. Aldıkları eğitimi daha iyi özümser ve yaratıcı olurlar. Sorunlarını gerektiğinde yardım almadan kendileri de rahatça çözerler. Ürettiklerinin ve emeklerinin karşılığını isterler. Sorunlarına birlikte çözüm bulmak için örgütlenirler. Gerektiğinde demokratik haklarını kullanırlar. Gelir düzeyleri ve refahları artar. Artan yaşam standartları ile kendilerine özgüvenleri artar.
Eğitimsiz insanlar ise; Gelişmelerden haberdar olamazlar. Başkasından aldığı bilgi ile yaşamına ve çalışma hayatını sürdürürler. Her zaman birisinin yardımına muhtaçtırlar. Maddi gelişme sürecileri daha yavaş olur. Fakirlik ve yoksulluk düzeyinde yaşamını sürdürmek zorunda kalırlar. Örgütlenmeye sıcak bakmazlar. Şüpheci davranırlar. Yönetmekten çok yönetilmek kolaylarına gelir. Bilgisizlikten dolayı kaderci yaklaşımı daha ön plandadır. Bilgisizlik ve şüpheci yaklaşımı ile hem daha çabuk etki altında kalır. Kendini geliştirmede güçlük çeker, örgütlerine sahip çıkmaz ve verilen eğitim çalışmalarında başarı şansı azalır.
Tabii ki bu durum karşısında cumhuriyet sonrasında da şekli biraz değişikliğe uğrayan ağalar ve beylerin yerini alan maddi ve siyasi güç sahibi olan kişiler ve onların oluşturdukları yapıların en çok tercih ettikleri eğitimsiz kitle olacaktır. Çünkü kitlenin güçlü yapıda olması maddi ve siyasi güç sahiplerinin güç dengelerini bozmaktadır. Onların kolay kazanç etmeleri engellenmektedir. Siyasi olarak kitleyi yönetmeleri zorlaşmaktadır. Karşılarında düşünen, konuşan, örgütlenen ve birlikte hakları için çalışan kitle vardır.
Kırsal alanda bugüne kadar emek vermiş kırsaldaki eğitim düzeyi düşüklüğüne üzülmekte, bitkisel ve hayvansal üretim ile ilgili verilen eğitim çalışmalarının ve kırsal kalkınma için verilen desteklerin boşa gittiği gibi bir hisse kapılmaktadırlar. Çünkü bugüne kadar uygulanan politikalar bir yazboz tahtası gibi hep sistemi değiştirme üzerine kurgulanmış gibidir. Her gelen bir öncekinin yaptıklarını yapmaktan çok değiştirme kolaylığı içine girmiştir.
Kırsalda yaşam düzeyini yükseltecek gerçekte kırsalın kendi içinde oluşturduğu kapasitedir. Bugün şehirde yaşayan insanların kırsal alana hizmet vermesi ülkemiz şartlarına göre kolay değildir. Uyum sorunu yaşanmakta, bu alanlarda çalışan insanlarda bir an önce şehre dönmenin hesabını yapmaktadırlar.
İşte bu mantıktan doğan Köy Enstitüleri ülkemiz için kaçırılmış en büyük fırsat idi. Sıfırdan bir kalkınma yaratmak üzerine kurgulanmış böylesi bir sistem basit siyasi hesapların kurbanı olmuştur. Köyün kalkınması bazı kesimlerde siyasi güç kaybı korkusu yaratmıştır. Belki o günler geçmiştir. Ancak bugün bile bu satırlarda o süreci engelleyenleri hala eleştiriyoruz.
Siyasi görüşümüz ne olursa olsun bu süreci vicdani duygularımızla değerlendirmemiz gerekiyor. Bugün bile o günlerde köy enstitülerinin gerçekleştirdiklerine imrenerek bakıyoruz. Söyleyin bugün bırakın köyü kaç tane kasabada ve ilçede tiyatro var. Kaç tane konser salonu var. Kaç tane ilkokul öğretmenimiz bir müzik aleti çalabiliyor. Kaç tane öğretmen, kırsaldaki üretim ile ilgili teknik bilgiye sahip. Kırsaldaki kadınlara ve çocuklara koruyucu tedavi konusunda aydınlatacak donanıma sahip.
Ülkemizi daha da sıkıntıya sokan 1980 yılına giden süreç ve sonrasıdır. Öğretmen okulları adeta işlevsiz hale getirilmiştir. Eğitim özelleştirilme sürecine girmiştir. Oluşan rekabet şartlarında öğrenciler ve öğretmenler bir ölçüde sömürülmeye, devlete ait okullar zayıflatılmaya başlanmıştır.
Bugün kırsalda yaşayarak o insanlarla tümgün bir arada olan eğiticilerin yerini taşımalı eğitim almaya başlamış, köyler kaderleri ile baş başa bırakılmıştır. Öğrenciler öğretmene ulaşmada zorluk çekerken, garip bir şekilde öğretmen adayları da işe alınmak için beklemeye başlamışlardır.
Tabi dün olduğu bugün de yine ayni hataları yapmaya devam ediyoruz. Eğitim seferberliği birkaç ünlü ve para sahibi olmuş insanın vicdanlarına ve gönüllerinden kopacak paraya bırakılmayacak kadar önemlidir. Televizyon ekranlarında adeta para dilenir gibi eğitimin gösteri haline getirilmesi oldukça küçük düşürücüdür.
Evet bugün İnsanımızın eğitime ihtiyacı bulunmaktadır. Ülkemizde eksikliklere rağmen yeteri kadar da her branştan öğretmen vardır. Hele ithal öğretmene de hiç ihtiyaç yoktur. Öncelikle eğitim adına toplanan kaynakların verimli kullanılıp kullanılmadığı ve planlamaların doğru yapılıp yapılmadığı gözden geçirilmelidir. Eğitim sistemi batılı birkaç uzmanın değerlendirmesi ve yönlendirmesinden çok ülkedeki mesleki örgütlerin önerileri ve teknik öngörüleri doğrultusunda, insanımızın ve ülkemizin şartları dikkate alınarak şekillendirilmelidir.
Bugün şehirlerimiz köylerden hızlı göçün yol açtığı problemlerle boğuşmaktadır. Artık şehirler kırsaldaki eğitim sorununu şehrin göbeğinde yaşamaktadır. Kurulan iftar çadırlarında, belediyelerin dağıttıkları yardımlarda ve şehirlerdeki oy hesaplarında ağırlıklı olarak bu insanlar vardır. Bugün güzel parklarına ve yüksek modern şehir devleti gibi olmuş sitelerine rağmen şehirlerimiz köyleşmiştir.
Köyünden kentine kadar tüm insanlarımızın düşünmesi gereken 21. Yüzyılın zor bir yüzyıl olacağıdır. Bu yüzyılda sıcak savaşlardan çok bilgi savaşlarını yaşayacağız. Bu savaşta güçlü olmak ve savaşı kazanmak o ülkenin bilgi gücüde eğitime bağlı olacaktır. Bu nedenle ülkemizde de kırsaldaki eğitim sorununun çözümü yönünde bir an önce tedbirler alınmalıdır. Bireyler ile ülke arasında bağlar güçlendirilmelidir. Bugün global sermaye ve global bilgi ağı mevcut maddi ve teknik hareket imkanları ile hükümetleri ve kitleleri etkileme yönlendirme gücüne sahiptir. Nitekim ülkemizde ve dünyada gerçekleşen birçok olayın temelinde bu süreç vardır.
Bu şartlar altında ülkemizin bir insanını bile kaybetme lüksü yoktur. Eğitim gerek sosyal gerekse ekonomik olarak insanlarımızı kaynaştıracak ve güçlendirecek en önemli araçtır. Bu çerçevede her ne kadar ülkemizde dünya gerçekleri gözardı edilse de kooperatifler bu süreci lehe çevirecek kırsal kalkınmayı sağlayacak sosyo ekonomik örgütlerdir. Zaten 21. Yüzyılda kooperatifleri farklı kılan da budur. Bu yüzyılda kaybolan insani duyguları canlandıracak eğitimde dahil tüm alanlarda topluma hizmet edecek ve menfaatlerini koruyacak yapılardır.
Sonuç olarak şehirler yanında kırsal alanlardaki eğitim düzeyinin yükselmesi bu ülkenin köklerinin daha sağlam olmasını sağlayacaktır. Kalkınmış ve örgütlü bir kırsal kesim ülkemize yönelik global ve sanal felaket rüzgarlarına karşı güçlü bir set olarak duracaktır.