- Kategori
- Sivil Toplum
Liderlik ve tarımsal örgütlenme

Liderlik olgusu insanoğlu var olduğundan beri görülen bir yönetme arzusu ile ortaya çıkmış bireysel davranıştır. Uzun tarihsel süreç içinde liderlik insanların yaşadıkları çağa göre çeşitli şekillerde ve yapılarda ortaya çıkmıştır. Başlangıçta bedensel gücün ağırlık taşıdığı liderlik şekli daha sonraki yüzyıllarda dini bilgi, zeka gücü ve sosyal zekanın da yer aldığı bir şekle dönüşmüştür. Bu nedenle liderlik tanımı bilim çevrelerinde ve eğitimciler tarafından çok çeşitli şekillerde ifade edilmektedir. http://www.eylem.com/lider/eylemlid.htm, raktas.etu.edu.tr/doc/liderlik.ppt
Lider kelimesi dilimize İngilizceden geçmiştir. Kılavuz, yol gösteren, rehber ve önder anlamına da gelmektedir. İnsanlık için büyük önem taşıyan liderlik konusunda tarihin her döneminde önemli araştırmalar ve değerlendirmeler yapılmıştır. Özellikle o toplumdaki liderler veya bilge yöneticiler tarafından toplumun geleceği düşünülerek bu konuda araştırma ve değerlendirmelere önem verilmiştir. Lider olacak kişiler özel olarak eğitilmiş ve geleceğe hazırlanmıştır. Liderin iyi seçilmediği dönemler de topluluklar ve ülkeler zor zamanlar yaşamışlar, büyük bedeller ödemişler ve bazıları tarih sahnesinden silinmişlerdir.
Tarımsal örgütlenme insanlık tarihi kadar eski olmakla birlikte dünyada bugünkü anlamda örgütlenmeler 1800’lü yılların sonlarına doğru başlamıştır. Ülkelerde sanayi devrimine geçiş sürecindeki örgütlenmeler tarım sektöründe de örgütlenmeleri beraberinde getirmiştir. Nitekim dünyada ve ülkemizde tarımda gerek ekonomik gerekse mesleki örgütlenmelerin başlangıcı bu yıllara rastlamaktadır.
Ancak bu ülkelerde tarımsal örgütler gelişme sürecinin en önemli aktörlerinden biri olurken, ülkemizde gerek Osmanlı döneminde gerekse cumhuriyet döneminde tarımsal örgütlenmeler büyük dalgalanmalar yaşamıştır. Özellikle sarsıntılı demokratik süreçlerde ve ekonomik dalgalanmalarda en büyük zararı tarımsal örgütler yaşamıştır. Atatürk döneminde örgütlenmelere özel önem verilmiş, hatta Atatürk İzmir'de yaptığı bir konuşmada bu örgütlenmlerden bazı çevrelerin rahatsız olacağı dahi ifade edilmiştir. “Kanaatım odur ki, muhakkak surette birleşmede kuvvet vardır. Kooperatif yapmak, maddi ve manevi kuvvetleri, zeka ve maharetleri birleştirmektir…. Müstahsillerin birleşmesinden şahsi menfaatlerinin haberdar olacağını düşünenler tabi şikayet edeceklerdir” demiştir.http://www.balkangunlugu.com/v3/index.php?option=com_content&view=article&id=424:atatve-kooperatifik&catid=103:mustafa-kaymak&Itemid=461
Atatürk sonrasından bugüne kadar yapılan uygulamalarda ise sektörler arası örgütsel ve ekonomik paylaşım ve baskılar girince tarımsal örgütlerin mali kaynakları kesilmiş, örgütler kapatılmış, parçalanmış, gelişmelerini engelleyici uygulamalar yapılmış, zayıflatılmak amacıyla ayni konuda birden fazla örgüt kurulmasının önü açılmıştır. Onlarca küçük, parçalı, benzer konularda çalışan, bir çatı altında toplanması mümkün olmayan, kadrosu olmayan, mali zorluklarla boğuşan, her an yok olma tehlikesi ile yaşayan, yöneticilerin bireysel çabaları ile ayakta duran, tabandan kopuk örgütler yaratılmıştır.
Gerek sanayi ve ticaret kesiminden gerekse etkiledikleri siyasi kesimden gelen baskılar ile tarımda güçlü örgütsel yapıların oluşması adeta istenmemiştir. Ülkemizdeki sektörlere ait örgütlere şöyle bir baktığınızda resim oldukça net görünür. Bir tarafta tarım sektöründen de gelir elde eden, elde ettikleri geliri koyacak yer bulamayan üniversiteler açan sanayi ve ticaret sektörüne ait örgütler, diğer tarafta o kadar üyesine rağmen yarınını bile net göremeyen tarımsal örgütler ve liderleri görülmektedir. Yaşanan bu süreçte tarımsal örgütlerde liderlik duruşu da büyük zarar görmektedir. Tarım politikalarına büyük katkılar sağlayacak olan güçlü, bilgili ve yaratıcı liderlik yapısı zayıflatılmıştır. Bu süreçten gerçekte ülkemiz tarımı zarar görmüştür. http://www.koy-koop.org/tarihce.html
Hükümetlere uyguladıkları politikaların doğruluğunu gösterecek mekanizmalar tarımsal örgütler ve liderlerinin demeçleri ve hazırladıkları raporlardır. Hiç şüphesiz bu uyarıların dikkate alınması hükümetlerin bir sonraki uygulamalardaki başarı şansını artıracak ülke tarımı ve ekonomisi için yarar sağlayacaktır.
Liderlik bir yönüyle yöneticilik olmakla beraber aldıkları riskleri, hedefleri, ilkeleri, verdikleri hızlı kararları, hedefe ulaşmak için kitleyi motive etmeleri, geleceğe yönelik analizleri yöneticilikten farklı bir kişiliktir.
Liderler sahip oldukları bilgi beceri ve mücadele yeteneği ile içinde bulunulan toplumda zaman içinde siyasi ve örgütsel yapılarda ortaya çıkan şahsiyetler olarak karşımıza çıkmışlardır. Liderler bulundukları toplumun sosyal, kültürel ve ekonomik durumuna göre farklı özellikler göstermektedirler.
Tarımsal örgütlerde de liderlik sektörün özelliklerine göre şekillenmektedir. Ülkemizde uygulanan tarımsal politikalar, örgütlerin kurulmasında ve gelişmesindeki imkânlar ve fırsatlar, sektördeki eğitim düzeyi ve ekonomik güç örgütlenmeyi ve örgütlerdeki liderlik oluşumunu etkilemektedir. Hele birde devlet desteğinde oluşturulup, daha sonrada devlet destekli bir uygulamaya devam edilmesi o örgütün şahsiyetinin oluşumunu ve liderliğin ortaya çıkmasını engellemektedir.
Bağımsız bir örgütlenmenin olmadığı örgütlerde gerçek anlamda liderlikten söz edilmesi mümkün değildir. Devletin politikasının bir aracı olarak kurdurulan örgütlerden devletin gölgesinin kalkması mümkün olamamaktadır. Bu nedenle örgüte üye ve ortak yapılan bireylerde örgütlerine sahip çıkmaktan çok o örgütün imkânlarından faydalanmayı ön plana almakta, örgüte sahiplenme ve katılımcılık bakımından isteksiz davranmaktadırlar. Bu tür örgütlere lider seçilen yöneticiler de örgütlerinin geleceği için üyelerinden çok devletten beklenti içine girmek zorunda kalmaktadırlar.
Tarımsal örgütlerin kamu politikalarının bir aracı olarak kurdurulması sonucu bu örgütlerin üye ve yöneticileri de gerçek anlamda sektörel ve örgütsel bir mücadele içine girmek yerine, çalışmalarını kolaylaştıran ve geliştiren yasal düzenlemeler yerine maddi ve yasal ayrıcalıklar istemekte ve bunu koruma isteği içinde olmaktadırlar. İdarenin bu davranışı zaman içinde örgütlerde tembellik yaratmakta, yaratıcı liderlik yerini bir görevi yerine getirmekten öte hedefi olmayan yöneticilere bırakmaktadır.
Aslında bu uygulamalar, gelecekte devlet kurumlarının önünü açacak bir açılım sağlamak bir tarafa, her zaman kendilerinden beklenti içinde olan ve ne denirse hatalı bile olsa kabul eden, yaratıcılıktan uzak, susan, korkan ve demokratik bilinçten uzak bir örgütsel yapı yaratmaktadır. Bu örgütsel yapılarda devlet kurumlarının yanlış politikalar belirlemesine ve uygulamasına yol açmaktadır.
Bu kapsamda tarımsal örgütler bağımsız, demokratik bir yapıda kurulmalı ve gelişmelidir. Bu örgütlerdeki oluşacak liderlik yapıları da bağımsız düşünen ve gerçekleri söyleyen, sektör için sağlıklı politikalar üreten kişilikler olmalıdır. Ülkemizde bugüne kadar uygulanan tarım politikaları ve tarımsal örgütlerin gösterdikleri mücadele süreçleri ve faaliyetleri dikkate alındığında karşımıza farklı lider özellikleri çıkmaktadır.
Bu liderlerden bir kısmı sektörün içinden gelmişlerdir. Yaşadıkları ve deneyimleri çerçevesinde örgütün geleceğine hizmeti ön plana alırlar. Gerek yönetim gerekse personel olarak örgütün kapasitesinin artırılmasına, örgütün güçlü bir kapasite ile geleceğe taşınması için mücadele verirler. Örgütü tüm bireyleri ile motive ederek güçlü bir çalışma ruhu oluştururlar. Örgütlerinin geçmişini ve geleceğini sahiplenen şahsiyetlerdir. Geçmişi inkâr etmeden geçmişin deneyimlerini de kullanarak geleceği planlayan liderlerdir. Gerektiğinde kendi varlıklarını dahi riske atarlar. Bu tür liderler başta kurucu liderler olmak üzere liderlik vasfını taşıyan önderlerdir. Zaten bu tür liderinde unutulması ve izlerinin silinmesi mümkün değildir. O lideri geleceğe götüren yarattığı ekip ruhu ve kadrolarıdır.
Bir kısmı ise geleceği kurmak yerine mevcudu korumak ya da kendi varlığın devam ettirme çabası içinde bulunan kişiliklerdir. Onlar için geleceğe yönelik güçlü yöneticileri ve teknik kapasiteyi örgüte kazandırmak yerine kendi güçlerini uzun bir süre korumak önemlidir. Örgütü büyütmek yerine mevcut haliyle geleceğe götürebildiği kadar götürmek önemlidir. Yeni bir ruh ve güçlü kadrolar yerine sadece kendine hizmet edecek kadrolar yeterlidir. Bu nedenle örgütsel motivasyon oldukça düşüktür. Geçmişin deneyimleri dikkate alınmaz. Kadroların ve yöneticileri bu tür liderlere doğruyu göstermesi de zordur. Bu tür liderlerin kısa sürede izleri silinir, örgütlere kalıcı zararlar verirler ve örgütlerin geleceğini tehlikeye sokarlar.
Bu iki lider profilini değerlendirdiğimizde güçlü, bilgili, adaletli ve motivasyon gücü yüksek liderler tarım kesiminin olduğu kadar ülkenin en önemli insan kaynaklarıdır. Tabii başarılı liderlerin çıkışını kolaylaştıran en temel şart eğitimdir. Gelişmiş ülkelerde eğitime verilen önemin sonucu lider kişilikler geri kalmış ülkelere göre oldukça fazladır. Bu nedenle örgütlerde demokratik sistem daha kolay işlemekte, üyelerin liderlere karşı güven sorunu olmamakta, sorunlar çözülmekte, daha güvenli politikalar geliştirilmektedir.
Bugün ülkemizde tarımsal örgütlerin en temel sorunu üyelerin örgütlerini sahiplenmemesidir. Örgüte baktığınızda üye sayısı kağıt üzerinde oldukça yüksek görünmektedir. Ama aktif üye sayısı oldukça düşüktür. Bu sorunların aşılması da kırsal alandaki eğitim sorunlarının çözülmesinde yatmaktadır. Bilinçli bir üye, bilgili ve inançlı bir lider ile ülkemizde aşılmayacak sorun yoktur. İşte bu noktada devletin yükü azalacağı gibi sorunların çözümü de kolaylaşacak, refahın artışı ve gelir adaletinin de sağlanması mümkün olacaktır.
Bir ülkede örgütlerden beklenen liderleriyle ve teknik ve idari güçleri ile sektör ve ülke adına başarıları ile fark yaratmalarıdır. Farkı yaratacak en büyük itici güçte liderlerin vasıflarıdır. Tarım sektörünün içinde bulunduğu sorunların çözümü için de tarımsal örgütlerde daha fazla vasıflı fark yaratacak güçlü liderlere ihtiyacı vardır.