- Kategori
- Eğitim
Eğitimin insan gücü ihtiyacının karşılanması
Eğitim faaliyeti gelişigüzel bir şekilde bir anda düşünülüp yapılmaz. Yapılacak eğitim faaliyetinin hazırlanması aşaması yani bir ön hazırlık döneminin olması gerekir. Eğitim sisteminin kurulması, ön hazırlık aşaması sonrası bina, alt yapı ve diğer gereksinimlerin de yerine getirilmesi gerekir. Tüm bunların oluşumu sağlıklı bir sistemin işlemesi için yeterli değildir. Sistemi harekete geçirecek olan insan gücünün niteliği sistemin kurulmasından çok daha fazla öneme sahiptir. Eğitim sistemi insan ilişkilerinin yoğun olduğu, insan-insan etkileşimine dayalı, girdisi insan, işleyicisi insan, çıktısı da yine insan olan sistemlerdir. Böyle bir özelliğe sahip olan eğitim sisteminin her kademesinde bulunan insan unsurunun niteliği ve niceliği büyük öneme sahiptir.
Eğitim faaliyeti bir süreçtir ve bu sürecin her aşamasında yapılacak işler uzmanlık bilgisini gerektirir. Zaman zaman televizyonlarda öğretmensizlik nedeniyle köy okullarında okuma yazma bilen yetişkinlerin öğrencileri sınıflara alıp onlara hesap, kitap öğretmeye çalıştıklarını, bunu yaparken de çocuklarının cahil kalmamasını hedeflediklerine dair haberleri izlemişsinizdir. Eğitim faaliyeti bu şekilde gelişigüzel yapılmaz. Bu şekilde yapılırsa ne olur? Elbette çocuklara hesap kitap türü bir takım derme çatma bilgiler bir şekilde verilebilir. Ancak bu tür bir faaliyet göz kararı, herhangi bir teknik araç gereç kullanmadan gelişi güzel bina yapmaya benzer. Belki bir takım temel ihtiyaçlar karşılanır. Ancak herkes için uygun bir faaliyet olmaz. İhtiyaçları tam olarak karşılamaz. Belli bir seviyeden sonra çözüm yerine sorun oluşturmaya başlar. Üstüne daha fazla yeni bilgiler konulamaz, derme çatma olduğu için estetik açıdan da güzel görünmez. Ekonomik olarak ve herkes için uygun bir uygulama olmaktan uzaktır. Eğitim faaliyeti adını verdiğimiz sürecin her aşamasında bilimsel bilgiye ve uzman personele ihtiyaç duyulur. Çeşitli alanlarda yetişmiş öğretmen, rehber öğretmen, özel eğitim öğretmeni, denetim elemanı, yönetici, yardımcı personel ve uzman kişiler kaliteli eğitim öğretim için gereklidir.
Her örgütün etkili bir şekilde işletilmesi için en başta yeterli niteliklere sahip yöneticiye gereksinim vardır. Yönetici başında bulunduğu kurumun kuruluş amaçları doğrultusunda çalışmasını sağlar. Her örgüt, yöneticisinin yeterliliğine bağlı olarak amaçlarına ulaşır. Yöneticiler örgütlerin gidecekleri yolu belirler. Bu yönüyle nicel anlamda sistemin her düzeyinde yeterli sayıda yöneticiye ihtiyaç bulunmaktadır.
Yeterli sayıda yönetici personelin bulunması eğitim sisteminin, sistemin bir parçası olan okulların sağlıklı işlemesi için yeterli değildir. Okulların var oluş amacına ulaşabilmesi için toplumun geleceği olan çocukları, gençleri yani öğrencileri istenen şekilde işleyecek olan eğitim personeline de ihtiyaç vardır. Öğretmen sınıfa girip öğrencilerle birebir etkileşimde bulunan kişidir. Öğrenciyle yüz yüze kalan kişi öğretmendir. Öğretmen sahip olduğu becerileri kullanarak öğrenciyi yönlendirir. Öğrencinin sahip olduğu potansiyeli harekete geçirir. Ona çalışma isteği verir. Onu motive eder. Kişisel becerilerini en üst düzeye çıkarmasına yardım eder. Ona rehberlik yapar. Topluma hazırlar. Toplumsal davranış kurallarını öğreterek onu toplumsallaştırır. Öğretmenin çabası bu nedenle öğrenci üzerinde büyük önem taşır. Öğrencinin potansiyeli öğretmenin potansiyeline bağlıdır. Bu nedenle öğretmenin yeterlikleri öğrencinin yeterliklerini belirler. Öğretmen öğrencilerine istenen davranışları istenen biçimde ve oranda kazandırdığı durumda eğitimin ve okulun da amaçlarına ulaşılmış olur. Bu nedenle öncelikle sayısal anlamda yeterli sayıda öğretmene ihtiyaç vardır. Eğitim öğretim faaliyetlerinin etkili bir şekilde yürütülebilmesi için öğretmenlerin nicelik itibariyle arttırılması gerekir. Okullarda yapılan eğitim öğretim faaliyetlerinin çeşitlerine göre ihtiyaç duyulan öğretmen çeşitliliği de farklılaşır. Okullarda sadece okuma, yazma, hesap, kitap türü konular öğretilmez. Okullar bireylerin her yönüyle tanındığı, geliştirildiği, yönlendirildiği yerler olması gerekir. Bu durumda rehber öğretmen, ölçme- değerlendirme uzmanı, normalden ayrılan öğrenciler için özel eğitim öğretmenleri gibi çok çeşitli uzman personele ihtiyaç vardır.
Eğitim öğretim faaliyetlerinin bizzat yapıldığı yerler olan okullar mikro düzeyde eğitim faaliyetlerini içerir. Oysa tüm okulların içinde bulundukları okul öncesi, ilköğretim, ortaöğretim ve yükseköğretim gibi genel bir eğitim kademesi, tüm kademelerin bağlı olduğu genel bir eğitim sistemi dikkate alındığında eğitimin makro düzeyde de ele alınması gerekir. Makro düzeyde eğitim faaliyetlerinin planlanması, yönetilmesi de yine ayrı bir uzmanlık alanıdır. Bu alanda yetişmiş ayrı uzman kişilere ihtiyaç vardır. Tüm bu alanlarda görev alacak kişilerin alanlarında iyi yetişmiş kişilerden seçilmesi sistemin istenen şekilde işlemesi için gerekli olan temel şarttır.
Eğitim sistemimiz içinde tüm bu alanlarda yetişmiş elemanların bulunmaması nedeniyle ortaya çıkan eksiklik uzun yıllar alan dışı kişilerin görevlendirilmesiyle karşılanmaya çalışılmıştır. Bu ise faaliyetlerin verimliliğini düşürmekte, sistemin amacına ulaşmasını da geciktirmektedir. Halen eğitim sistemimiz içinde kadrolu, sözleşmeli, ücretli, vekil, usta öğretici adı altında çok çeşitli adlarda ve çok çeşitli haklara ve uygulamalara tabi öğretmenler bulunmaktadır. Bu durum eğitim faaliyetlerinin niteliğine katkıdan çok zarar vermektedir.
İlköğretim okullarında tüm branşlardaki öğretmen yetersizliği yanında asker öğretmen görevlendirilmesi, vekil ve ücretli öğretmen görevlendirilmesi, aday öğretmenlerin iş başında yeterince yetiştirilmeden köylere zorunlu olarak tek başına öğretmen veya müdür yetkili öğretmen olarak görevlendirilmeleri gibi durumlar eğitimi olumsuz etkilemektedir.
Bu alanda yaşanan sorunların giderilebilmesi için merkezi, yerel, toplumsal, siyasal ve ekonomik alanlarda kısa, orta ve uzun vadede rasyonel, bilimsel insan gücü planlamalarının yapılması, kurumsal düzeyde ise bilimsel yönetim anlayışının yerleştirilmesi, geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması, insan kaynaklarının yönetilmesi, geliştirilmesi konusunda bilinçli politikaların işe koşulması gerekmektedir. Tüm bunların yapılabilmesi için de yine her alanda yetişmiş insan gücüne ihtiyaç vardır. Bu insan gücünün bir defa sağlanmasıyla da her şey bitmemektedir. Sağlanan insan gücünün çağın gereklerine uygun olarak yenileştirilmesi, desteklenmesi, değerlendirilmesi de istenen sonuçlara ulaşmak için gerekli şartlardandır. Bu ise nicelikten çok nitelikle ilgilidir. Bu sayılanlar yeterince sağlanamadığı takdirde eğitim hedeflerine ulaşmak, çağdaş uygarlık seviyesine ulaşmak ne yazık ki hayal olarak kalacaktır.
Soru, Görüş ve önerileriniz için….
Ali Hikmet Demir
(ahdiron4@hotmail.com)