- Kategori
- Deneme
En acı ayrılık can ile beden ayrılığıdır

Harun Yahya çiçeği Görsel alıntıdır
Gözlerin gördüğünü yürek görmüyorsa, görünen borandır, dumandır, hayaldir, sonuçta dağılır, Kardır, doludur yağar erir.
Gözlerin gördüğünü yürekte görüyorsa işte o gerçektir, daimidir, nişanedir, güzeldir, yardır, yarandır kalıcıdır, unutulmaz.
Gözlerin gördüğüne yüreğin de onayı gerekir.
Alnımdaki derin çizgileri silemem/ Çukura göçen gözlerimi gizleyemem/ Beyaz saçlarımı güllere gösteremem/ Beni bilirsin yürek, sınamaya gerek yok/ Ben hazandan bahara artık dönemem.
Seven sevdiğini demirbaş etsin düşlerine/ Bir fincan kahve yapsın seher vaktine / Siyah gözlük yapsın taksın gözlerine./ Renkli tokalar gibi taksın saçlarına/ Bir kolye yapsın taksın sinesine.
Dilerse kemer yapsın bağlasın beline./ İster hal, hal gibi taksın ayak bileğine./ Sökülmeyen nakış yapsın yüreğine/ Seven sevdiğini özlesin, bırakmasın hasret içinde.
” Sana canım dedim, bak ben canımdan oldum, doğru söz söyledim özümden oldum”
Şair, derin sevgi, sadakatli sevda ve gerçek ilgi için güzel söylemiş.
Eskiden yırtık ayıptı, yama yırtığın ayıbını örterdi, kapatırdı. Hele birde yama esasa yakın renkte ise eski yeni olurdu.
Şimdilerde yırtık olmayan giysi ayıp sayılır. Dizlerden, çizgilerden, yanlardan, kenarlardan kasten ve isteyerek yırtıyoruz yamayı ayıp sayıyoruz.
Öyle ya o dündü, gün bu gün, yarın da gelecek olacaktır. Eski dediğimiz dündü, dün bizi bırakıp gitti, onu tanıdık, sevindiğimiz, hüzünlendiğimiz zamanlar da oldu. Artık yarını ( geleceği ) bekliyoruz.
Geleceği tanımıyoruz henüz yeni tanışacağız. Değerlerimizi bizden alıp götüren dündü, dünler bizi yarınlara bıraktı. Yarınları henüz tanımıyoruz. Bekleyeceğiz, göreceğiz.
Yarınlarda bizi alıp giden değerlerimizin yanına götürür. Yine gelecekten korkmayınız. Bakarsınız sevineceğimiz günlerde olacak.
Umutların, hayallerin, düşlerin, rüyaların dünyasında omuzların en ağır yükü hayattır. Hayatın yükü günden güne ağırlaşıyor, bizler de gittikçe yoruluyoruz.
Lakin dünya öyle tatlı ki hiç farkına varmadan hayatın ağır yükünü, yürürken, çalışırken, uyurken dinlenirken, bile taşıyoruz.
Elbette bu dünyada en acı ayrılık can ile bedenin bir birinden ayrılmasıdır. Birbirini hiç yalnız bırakmayan can ile beden daimi dostlardı, sevinçleri, hüzünleri birlikte paylaştılar.
Ne çare ki değerlerimizi alıp götüren dün gibi, gelecekte bu iki dost can ile bedeni bir birinden ayıracak dönüşü olmayan ayrı, ayrı yollarda yolcu yapacaktır.
Kim bilir bir daha birbirlerini görecekler mi? Can beden için ağlarken, beden can için ağlar. En acı ve en uzun vedalaşma başlar.
Gözün gördüğünü yürek görmemiş ise, görünen göründüğü yerde kalmıştır. Sevginin, ilginin, sevdanın membası yürektir. Can ile beden ayrıldığında en çok üzülen yine yürek olacak.
Kıymetli okurlarımıza saygılar sunuyorum.
Mehmet BURAKGAZİ / MERSİN