- Kategori
- Kişisel Gelişim
Enerji hırsızlığı

İnsan zaman zaman yaşamında, kendini sıkışmış, zor durumda hissedebileceği dönemler yaşıyor.İlişkilerindeki yanlış yaklaşımların neticesinde, girdikleri yoldan dönmek, ya da amaçladıklarından vazgeçmek durumunda kalabiliyor. İlişkide olduğumuz insanların tamamıyla kendilerine, kendi ilgi ve çıkarlarına yönlenmiş olması, ilişkilerdeki eşit şartların kaybolmasına ve mutsuzluğa yol açacabiliyor. Bencilliğin ve duyarsızlığın hakimiyeti acımasızlığı da beraberinde getirebiliyor. Bu kadar çok yanlışın yaşandığı bir ortamda bulunmak, zaman içerisinde insanın savunma mekanizması geliştirerek kendi değerlerini de kontrol altına alma gereği doğuruyor ve bu da tüm yaşamsal enerjimizin başkaları tarafından çalınıp yok edilmesi demek oluyor.
Bu durum, zamanla insanın kendi içinde olan inaç ve güven kaybına yol açarak, insanı içine kapanıklığa ve karamsarlığa yönlendirebilir. Böyle olmamamlı aslında. Hayatın, insan kişiliğinin enerji, heves ve yaşam zevki ile dolacağı, yaratıcılığın çıkış noktası bulabileceği deneyimler geliştirebilmeli insan. Yaşantısında yeni girişimlere, hayatına enerji katacak başlangıçlara gebe, inançların doğruluğunu test edebileceği gelişimlerde ve girişimlerde bulunmalı. Kendi ruhsal ve yaratıcı gücünün farkına vararak, hayata geçirmek üzere, ilk tohumları atabilmeli. Yeteneklerinin, bireysel yaratıcılığının ve girişimci yanının farkına varabilmeli, keza her insanda bu güç var.
Hayatında dinamik, yapıcı ve otoriter bir dönemi başlatmak insanın kendi elinde olan bir şey.İnsanoğlu hayatının tüm sorumluluklarını üstlenerek, kararlarınızı kendini verme yeteneğine sahip tek canlı.Enerjisini yaşamındaki kaotik unsurları yoketmeye, düzen ve disiplin yaratmaya harcayabilme yetisine sahip.Tabii bütün bunları yapabilmek için enerjisini hırsızlara kaptırmamak için herkes gibi duygusallığa pek yer vermemek ve enerji harcamamak ve mantığı daha fazla iş başından tutmak gerekiyor. Koruyucu, otoriter, kural koyan bir yapıya sahip değilse diğer insanlarla problem yaşamak söz konusu olabilir.
Toplum insanı duyarsızlaştırıyor, bencillerştiriyor, değerlerinden, gelenek ve göreneklerinden yavaş yavaş uzaklaştıryor, içine kapanık ve egoist bir hale getirebiliyor.Fakat unutmamak gerekir ki herkesin bir şansa daha sahip olma hakki saklıdır.
Bu durum, zamanla insanın kendi içinde olan inaç ve güven kaybına yol açarak, insanı içine kapanıklığa ve karamsarlığa yönlendirebilir. Böyle olmamamlı aslında. Hayatın, insan kişiliğinin enerji, heves ve yaşam zevki ile dolacağı, yaratıcılığın çıkış noktası bulabileceği deneyimler geliştirebilmeli insan. Yaşantısında yeni girişimlere, hayatına enerji katacak başlangıçlara gebe, inançların doğruluğunu test edebileceği gelişimlerde ve girişimlerde bulunmalı. Kendi ruhsal ve yaratıcı gücünün farkına vararak, hayata geçirmek üzere, ilk tohumları atabilmeli. Yeteneklerinin, bireysel yaratıcılığının ve girişimci yanının farkına varabilmeli, keza her insanda bu güç var.
Hayatında dinamik, yapıcı ve otoriter bir dönemi başlatmak insanın kendi elinde olan bir şey.İnsanoğlu hayatının tüm sorumluluklarını üstlenerek, kararlarınızı kendini verme yeteneğine sahip tek canlı.Enerjisini yaşamındaki kaotik unsurları yoketmeye, düzen ve disiplin yaratmaya harcayabilme yetisine sahip.Tabii bütün bunları yapabilmek için enerjisini hırsızlara kaptırmamak için herkes gibi duygusallığa pek yer vermemek ve enerji harcamamak ve mantığı daha fazla iş başından tutmak gerekiyor. Koruyucu, otoriter, kural koyan bir yapıya sahip değilse diğer insanlarla problem yaşamak söz konusu olabilir.
Toplum insanı duyarsızlaştırıyor, bencillerştiriyor, değerlerinden, gelenek ve göreneklerinden yavaş yavaş uzaklaştıryor, içine kapanık ve egoist bir hale getirebiliyor.Fakat unutmamak gerekir ki herkesin bir şansa daha sahip olma hakki saklıdır.