Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Aralık '11

 
Kategori
Etkinlikler / Festivaller
Okunma Sayısı
377
 

Engellilik bilinci oluşumunda Antalya Falcon Otel’de başlayan organizasyonların etkisi

Engellilik bilinci oluşumunda Antalya Falcon Otel’de başlayan organizasyonların etkisi
 

Hayatımda bir şekildi hep oldu engelli dernekleri… Aktif olarak üyelikten yöneticiliğe her kademede bulundum. Derneklerdeki ruhu bilirim. Dışarıdan nasıl görüldüğünü de bilirim. Derneklerdeki üyeler arasındaki ruh, sağlam insanlardaki ruhların birebir yansımasıdır. Hiçbir farkları yoktur… Birbirleri ile iletişimlerinde sağlamlardan farklı olan bir yönleri yoktur. Toplum neyse engelli insanlarda odur… Aslında bunu daha da genellersek; engelli insanlar kendilerini tanıyan ve olduğu gibi kabul eden insanların yanında normalleşirler.  Normalleşmeden kastım sağlam insanlar neyse onlarda ruhen sağlam insanlara dönüşürler. Eksik/güçsüz bir beden ruhsal eksikliği hiç oluşturamaz çünkü... Gündelik yaşamında engellenmeden yaşayabilirlerse, ruhsal olarak hiçbir şeyden çekinmezler. Bu normalleşmeyi işte engelli dernekleri yaratırlar sakatlara… Derneklerde bir şekilde kendilerine yaşam adacıkları oluştururlar. Kendi kendilerini terapi ederler anlayacağınız…

Fakat derneklerin bu olumlu hizmetleri yanında, hayati (öldürücü) hataları da vardır. Engelli insanların hayatlarına doğrudan etki eder bu hatalar. Dernekler üyelerine yardım(?) ve kendilerini yaşatmak için sürekli talep eden konumunda kaldılar… Bu talepler hep maddi ve ayni talepler oldu… Yani devlet, yerel yönetimler, belediyeler, hayırseverler, sanatçılar ve medya hep sakatları, kendi ağızlarından yani ilk elden talep eden, isteyen (çağdaş dilencilik) insanlar olarak gördü… Sürekli olarak maddi şeyler talep eden insan imajını (sakatlara kimlik gibi) dernekler ve vakıflar verdi. Kendi üyelerinin idam kararını kendi vermiş oldu dernekler. Oysa hizmet, hak ve engelsiz erişimlerin yasalaşması, oluşturulması, projelendirilmesi için çabalamaları gerekirdi. Bu da yeni bir engelli kimliğinin oluşturulması anlamına gelecekti.

Engelli kimliğinde sakatlık ortak payda değildir. Sakatlık her sınıftan her kültürden insanın kimliğini oluşturacak bir olgu değildir… Sakatlık sadece ve sadece her biri ayrı şeyleri ifade eden bedensel eksiklik ya da zorlukları ifade eder. Sakatlık, her sakat bireyin ortak sorunlarının paydasıdır… Bu ortak payda erişimsizliktir genel anlamıyla… Sakat bireyler için yaşam erişemedikleri sanal bir şeydir. Yaşam erişebildikleri anda gerçeğe dönüşür… İşte bu sorunları aşıp gerçekliği sağlamak için sakatların ortak bir dili, ortak bir bakış açısı, ortak tavırları olmalıdır… Buna bir çeşit sınıf bilinci diyelim… Engelli kimliğinden kastım budur… Yoksa her sakat kişinin ortak derdi, engellenmişliğini aşıp, kendi kişiliğini yaşamaktır. Doğrusu ve doğal olanı da budur zaten.

Neyse bu kadar uzun bir açıklamadan sonra geleyim konuya; ben ve birkaç arkadaşım derneklerde oluşan yaşanabilir kimliği dışarıda yaşamanın zamanı geldi diye bir etkinlik başlattık. Hiç kimseden hiçbir şey istemeden, kendi gücümüzle ve olabilen imkanlarımızla yılın belli zamanlarında buluşalım dedik… Bu buluşmalarda öyle yüksek amaçlarımız da yoktu. Tanışmak, yemek yemek, içmek, şarkı söyleyip dans etmek… Sağlam insanların tatil, eğlenme anlayışı neyse o yani…

Buradan olağanüstü bir sonuç çıkacaktı bize göre… Engellenen insanlar hem kendi kafalarında normalleşecek, hem de o toplumdaki engelli insan imajını yıkacaktı. Yüzlerce sakat insan düşünün, kendi imkanlarıyla Türkiye’nin her yerinden bir yere toplanacaklardı… Otobüslere, uçaklara binecek, kendi arabalarıyla seyahat edeceklerdi… Lokantalarda müşteri olacaklar, taksiler onlara müşteri olarak saygı gösterecek, türkü barlar onları canı gönülden kabul edecek, oteller buyurun bizim otelde toplanın diyeceklerdi. Onlarda tüm bunlardan sonra toplumla birlikte, yani oteldeki diğer insanlar gibi (beş yüz) dans edip eğelenebileceklerdi. Yani kendilerini toplumdan izole etmeden… Topluma engelliyi kabul ettirmenin, saygı duymasını sağlamanın çok ötesinde onu saygın bir tüketici (müşteri) konumuna getirecekti bu etkinlikler…

Hepsi gerçek oldu bunların… En sonuncusunu bu Cuma/Cumartesi (16/17 Aralıkta) Falcon otelde gerçekleştirdik… Cumartesi akşamı sayımız 130 kişiye yaklaştı… Birlikte olmak isteyen bu insanlar, binlerce km direksiyon salladı, uçaklara bindi, saatlerce otobüs yolculuklarına katlandı… Çok güzel iki gün geçirdiler hep birlikte… Onlara yemek yerken, içki içerken, şarkı söylerken, aşık olurken, dans ederken kimse yan gözle bakmadı. Tam aksine saygı kazandılar… Onurlu yaşamları oradaki ya da geçtikleri her yerdeki insanları etkiledi… Sayısız insan (yerli yabancı) aramıza katılabilmek için izin isteyip bizle eğlenmeyi tercih ettiler…

Son söz olarak; Hayal gibi başlayıp, şu an ete kemiğe bürünmüş, kimlik kazanmış organizasyona katılan herkese kendi adıma teşekkür ediyorum. Tüm olumsuzluklara rağmen, Falcon otel’e ‘’engelsiz otel’’ diyorum… Son olarak ta tüm personele teşekkürü borç biliyorum… Bitemeyen eğlencelerimiz yüzünden epey uykusuz kaldılar yoruldular…      

Hasan Hüseyin Dulun bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

"Gönül engellilerin" olmadığı bir toplum dileğiyle etkinliğiniz için kutlar; engellilerin bu toplumun bir parçası olarak yönetimde, üretimde, siyasette, her aşamada, eşit şartlarda yer alacağı günleri tüm içtenliğimle umarak saygılar sunarım.

Eray Ergün 
 19.12.2011 17:47
Cevap :
Eray bey merhaba... Duyarlılığınızı ve ötekilerin yanında olduğunuzu her zaman hissettirmenizi hep aklımda tutacağım... Sevgiler.  20.12.2011 10:35
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 615
Toplam yorum
: 1395
Toplam mesaj
: 33
Ort. okunma sayısı
: 943
Kayıt tarihi
: 25.06.10
 
 

1959 Denizli doğumluyum.. İ.Ü. İktisat Mezunuyum.. Emekliyim ve hala çalışıyorum.. Yaşam bizden önce..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster