​ Erdek Yazıları : Dikeyden yataya... / Güncel / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Haziran '13

 
Kategori
Güncel
 

Erdek Yazıları : Dikeyden yataya...

Erdek Yazıları : Dikeyden yataya...
 

 Aaa bir baktım bizim yazılar  okunmuyor. Aslında Blog’daki herkesin müşterileri kaçmış. Yav bu millet nerde, derken kendimden kıymet biçtim. Biz de kaçıp gelip, Erdek’e sığınmadık mı?

Orada, akşamları teneke çalan Teyzemize “Bravo Amigo…” çekerken… Buraya geldik ki; akşam saat 9 oldu mu yer gök inliyor…Tavaların dipleri deliniyor… Bu nedir? Demeye kalmadı komşulardan hemen izahat geldi: “ Sen anlarsın…!” Anlarız da anlamamazlığa geliyoruz. Yani Türkiye’nin ne tarafına kaçarsak kaçalım : “Tencere tava… hep bir hava..!”

Arkadaşlara izah etmeye çalıştık ama : “Arkadaşlar, bırakalım bu numaraları;  bak  Olimpiyatlar başladı. Yeter artık “Gezi”deki 4 tane ağacın davası…Arkadaş, ben vazgeçtim; siz de vazgeçin…!”

Ohoo …Beni bir terslediler . “Bu bir vatan millet meselesiymiş…Bu memlekette Olipiyat zaten her gün yapılıyormuş…” Yunanistan’ın istemediği Olimpiyat’ı biz ne yapacak mışız..? Falan filan hikayet… Baktım ki, ne söylesem bi güzel ağzıma tıkıyorlar. Ben de ne yaptım .. Denize gidip, denize doğru  amudi değil, ufki vaziyette yattım. Sonra da kıyıya gelip uzandım 

Ulan elalemin meselesini ben mi çözümleyecem. Boşversene! Hem bu işi kim başına sardırdıysa o halletsin.
 “Ağaçları kestirecek..!”
 “Buraya Topçu Kışla’sını yaptıracam..”
 “Bir kısmı Müze olur; öbür kısmı AVM…”
 Falan, filan küsürat… Böyle sırayla atan tutan sanki ben değildim…

Haa..Arkadaş, neymiş, bu halk adama sözünü yedirirmiş… Bütün yukardaki sözlerden arta kalan ne?
 “Şimdi bir mahkeme kararı var… O hal olana kadar bu iş bekleyebilir…

Sonra ağaçlar getirilip; çıkarıldığı yerlere katma değerli dikildi … Çiçekler, miçekler… Gezi Parkı oldu mu size tam çiçek gibi Gezi Park’ı…  Artık bütün eşhas Dolmabahçe Sarayı’ndan çıkıp buraya hava almaya gelebilirler…!

Teşekkürler Sayın Belediye Başkanı, Kadir Topbaş…
 Teşekkürler Sayın İstanbul Valisi  Hüseyin Avni Mutlu…

Bu kadar sopadan sonra, İstanbullulara karşı dilediğiniz özürler kabul edilmiştir (Acaba!)

PARK Şimdilik kurtuldu… YAŞASIN!

Ama bir de duran adam çıktı.

Polisler şaşırdılar! Ulan bu Duran Adam nereden çıktı! Çıktı işte… Kıyamete doğru daha başka  neler zuhur edecek bakalım!

Adamın orasını burasını karıştırmaya başladılar. “Hemşerim sen nerelisin?” Ses Yok!... Çantası arandı. Cepleri, Pantolonu.. Adam donunu çıkaracaktı.. “Yeter…” dediler…
 Adam duruyor. .. Milletin de hoşuna gitti. Zaten milletin dörtte üçünün işi gücü yok. Geldiler buraya dikilmeye başladılar.

Bakın şu işe… Şimdi polis ne yapsın…  Su mu sıksın? İsot gazı mı atsın? Yoksa bir güzel sopa..? Yok canım o kadar da değil… Ben meseleyi orada bırakıp gelmiştim.

Burada teneke, zurna sesleriyle karşılandım… Ben de sandım beni karşılıyorlar.. “Teşekkürler, filan…”derken..
 “Sana değil, ötekine…” dediler…
 Bana ne , ben denizime girerim… Akşamleyin de, karafaki mi .. Neyse anlarsınız… Hepinize iyi tatiller.
 Dostlar bizi hatırlasın! 

Aaa bir baktım bizim yazılar  okunmuyor. Aslında Blog’daki herkesin müşterileri kaçmış. Yav bu millet nerde, derken kendimden kıymet biçtim. Biz de kaçıp gelip, Erdek’e sığınmadık mı?

Orada, akşamları teneke çalan Teyzemize “Bravo Amigo…” çekerken… Buraya geldik ki; akşam saat 9 oldu mu yer gök inliyor…Tavaların dipleri deliniyor… Bu nedir? Demeye kalmadı komşulardan hemen izahat geldi: “ Sen anlarsın…!” Anlarız da anlamamazlığa geliyoruz. Yani Türkiye’nin ne tarafına kaçarsak kaçalım : “Tencere tava… hep bir hava..!”

Arkadaşlara izah etmeye çalıştık ama : “Arkadaşlar, bırakalım bu numaraları;  bak  Olimpiyatlar başladı. Yeter artık “Gezi”deki 4 tane ağacın davası…Arkadaş, ben vazgeçtim; siz de vazgeçin…!”

Ohoo …Beni bir terslediler . “Bu bir vatan millet meselesiymiş…Bu memlekette Olipiyat zaten her gün yapılıyormuş…” Yunanistan’ın istemediği Olimpiyat’ı biz ne yapacak mışız..? Falan filan hikayet… Baktım ki, ne söylesem bi güzel ağzıma tıkıyorlar. Ben de ne yaptım .. Denize gidip, denize doğru  amudi değil, ufki vaziyette yattım. Sonra da kıyıya gelip uzandım 

Ulan elalemin meselesini ben mi çözümleyecem. Boşversene! Hem bu işi kim başına sardırdıysa o halletsin.
“Ağaçları kestirecek..!”
“Buraya Topçu Kışla’sını yaptıracam..”
“Bir kısmı Müze olur; öbür kısmı AVM…”
Falan, filan küsürat… Böyle sırayla atan tutan sanki ben değildim…

Haa..Arkadaş, neymiş, bu halk adama sözünü yedirirmiş… Bütün yukardaki sözlerden arta kalan ne?
“Şimdi bir mahkeme kararı var… O hal olana kadar bu iş bekleyebilir…

Sonra ağaçlar getirilip; çıkarıldığı yerlere katma değerli dikildi … Çiçekler, miçekler… Gezi Parkı oldu mu size tam çiçek gibi Gezi Park’ı…  Artık bütün eşhas Dolmabahçe Sarayı’ndan çıkıp buraya hava almaya gelebilirler…!

Teşekkürler Sayın Belediye Başkanı, Kadir Topbaş…
Teşekkürler Sayın İstanbul Valisi  Hüseyin Avni Mutlu…

Bu kadar sopadan sonra, İstanbullulara karşı dilediğiniz özürler kabul edilmiştir (Acaba!)

PARK Şimdilik kurtuldu… YAŞASIN!

Ama bir de duran adam çıktı.

Polisler şaşırdılar! Ulan bu Duran Adam nereden çıktı! Çıktı işte… Kıyamete doğru daha başka  neler zuhur edecek bakalım!

Adamın orasını burasını karıştırmaya başladılar. “Hemşerim sen nerelisin?” Ses Yok!... Çantası arandı. Cepleri, Pantolonu.. Adam donunu çıkaracaktı.. “Yeter…” dediler…
Adam duruyor. .. Milletin de hoşuna gitti. Zaten milletin dörtte üçünün işi gücü yok. Geldiler buraya dikilmeye başladılar.

Bakın şu işe… Şimdi polis ne yapsın…  Su mu sıksın? İsot gazı mı atsın? Yoksa bir güzel sopa..? Yok canım o kadar da değil… Ben meseleyi orada bırakıp gelmiştim.

Burada teneke, zurna sesleriyle karşılandım… Ben de sandım beni karşılıyorlar.. “Teşekkürler, filan…”derken..
“Sana değil, ötekine…” dediler…
Bana ne , ben denizime girerim… Akşamleyin de, karafaki mi .. Neyse anlarsınız… Hepinize iyi tatiller.
Dostlar bizi hatırlasın!

 
Toplam blog
: 2579
: 848
Kayıt tarihi
: 24.10.10
 
 

Mesleğim eğitimcilik… Şimdi artık emekli bir vatandaşım… biraz şairlik, biraz hayalcilik, biraz s..