- Kategori
- Ben Bildiriyorum
Esenboğa

Stuttgart, Berlin, Münih, Londra (Heathrow) Viyana, İnnsbruck havalimanları, hiçbiri Esenboğa kadar cazip değiller! Heathrow: Fıskiyeli çeşmelerinden lezzetli sular aksa da, yerleri kaplayan kırmızı lacivert halılar, baş döndürmeye yetiyor! 1999 yılında yolum düşmüş ve saç tellerime kadar elektriklenmiştim!
Uçağın yanlışlıkla Hindistan’a indiği telaşına kapılmıştım, nereye baksam; satış mağazaları, yolculara hizmet veren tüm birimlerde Hint kökenli vatandaşları görüyordum! Yaşadıkları ülke İngiltere’nin havasına suyuna adapte olmuşlar; serin ve mesafeli bir şekilde sorulara kıt yanıtlar vermekle yetiniyorlardı!
Ülkelerini büyük bir başarıyla her dalda; pazarlama yetenekleri, mükemmel boyutlara ulaşmış!
Geleceğin; dünyaya hükmedecek milletleri arasında yerlerini almış durumdalar! Hindistan’ın AB ye muhtaçlığı söz konusu olabilir mi?
Kuralları kendileri belirliyor, ülkelerinde çalışan yabancı yöneticilere, işlek beyinlere karşı; kayıtsız şartsız teslim olma devrinin sona erdiğini kibarca dile getirmekten çekinmiyorlar! Tüm angarya işlerde, çalışan kendi vatandaşlarına da ödedikleri karın doyurmaya bile yetmiyor! Dünyanın en bereketli doğal kaynağı insan gücü; avuçlarında! Kendi kendini sömürerek büyüyen bir dev!
Hindistan’ı kim durdurabilir? Çin’den gayrı diyemeyeceğim! Ömrü olanlar olacakları göreceklerdir! Havaalanlarını görmek, bana henüz nasip olmadı!
Tempelhof : Berlin’de bana komşu havaalanı otuz sene önce tanıştık! Halkın yüzde yetmişi, “dokunmayın ona!” diye direnmelerine rağmen ölüm fermanı imzalanmış gibi görünüyor! Yeşillerin başını çeken Renate Künaz: “ Biz o büyük alana modern bir site kurmayı uygun görüyoruz, şehrin göbeğinde havaalanı olmaz! Siyah çantalı işadamlarına hizmet vermekten başka bir işe yaramıyor! Yıkılsın!”diye tutturmuş! CDU(siyahlar) FDP(maviler) “Kalsın efendim! Tarihi yapı, koruma altındadır, Berlin’de binadan bol ne var?” Teziyle karşı çıkıyorlar! Malum politika! Oy ve seçim! Gizemli güçlü kelimeler: Önlerine ne gelirse yerler, yutarlar! Mimar ve müteahhit bayram hazırlığı içinde! Ben yastayım! Bir oyum var kullanacak “Kalsın, yok olmasın” Halka sordukları gün, ben Berlin’de yokum! Balkondan pilotlara el sallamak devri, bitecek gibi görünüyor!
Esenboğa! O hiç aklımdan çıkmıyor!
Havaalanımızın tam tekmil hastanesi var mı diye düşünüyorum!
Hani şöyle; en az üç ameliyathanesi, yirmi dört saat hizmet veren doktorları, sağlık elemanları, her türlü kimyasal maddeleri anında tanımlayabilecek bilirkişi kadrosu, olağanüstü durumlarda yol gösterecek uzman ekibi var mıdır diyorum kendi kendime!
Aklıma düşen bu soruların sorumlusu, Frankfurt Havalimanı! Benim güzel Boğamla onu kıyaslamak geçiyor içimden!
Dr. Rainer Hoffman, Dr. Schmidt 1970 yılında hayata geçirilen Frankfurt Havalimanı Hastanesinin kurucularından! Anlatıyorlar!
“Yerli ve yabancı yolcular hastalarımız! “Paydos” seyrek duyduğumuz bir kelime! Frankfurt Havalimanı hareketli, sakinleri her an değişen büyük bir kent konumunda. Hastanemiz; olabilecek her türlü saldırıya karşı hazırlıklı. On bir eylül sonrası hassasiyet doruklarda! Barış zamanı: İnsanlığa her türlü sağlık hizmeti veren donanımlı, gurur duyduğumuz bir kurum!”
Ankara’dan İzmir’e dönüşte sohbet ettiğim bir uzman bir öykü anlattı:” Esenboğa, adını bir Türk Komutanından almış! İlk inşası başladığında; çobanın biri: “Buraya nasıl havaalanı yapılır anlamadım, gün geliyor yoğun sisten, koyunlarımı göremez oluyorum” demiş!
“Yoğun sis neden kaynaklanıyor?” “ Akarsu neden oluyor!” yanıtını alınca; hangi ırmak? Sorusunu sormaktan vazgeçtim! Uzman gencin; “Bu hanımın da, ülke coğrafyasından haberi yok!” düşüncesine kapılmasını kendime yediremedim doğrusu! Bilmemek değil, öğrenmemektir ayıp olan derler de, ben hâlâ…