- Kategori
- Gündelik Yaşam
Eski akrabalara özlem

Günaydın,
Saat 07:15 açtım penceremi, şehrin tüm sesleri içerde şimdi. Heyy! birazdan geliyorum yanınıza, bu hüzünde nerden tebelleş oldu, nasıl sevmek zorunda kalmıştım ben bu sesleri oysa sessizliğin bağrından geliyordum.
Çok hatta çoktan bile çok yağmurun yağdığı bir gün bir mağaranın girişine sığınmıştık. Herkes bu rahatsız yerden bir an önce kurtulmak için ne zaman diner acaba, böyle giderse birkaç saat daha buradayız gibi laflarla oturdukları yerden söylenmeye başladılar. Üşümüştüm, birden gözlerim! Siz dünyaya bir de mağaradan baktınız mı hiç?
İlk insan benimle birlikteydi, parmak aralarındaki çamur birikintisiyle korku doluydu gözleri, bir yağmurun ahenkle dansına bakıyordum, birde mağaradaki arkadaşımın çaresiz bedenine, kabuk kabuk nasırlı elleri ayakları, taşlarla bir şeyler yapmaya çalışıyordu (böyle öğrenmiştik) ateş yakmak ne zordu!
Şu ses çıkararak toprağa yukarıdan inen neydi? Koca gövdesiyle gitti girişin yanındaki yapraklarda biriken damlalara parmağını dokundurup diline götürdü. Yüzünde tek mimik oynamadı. Kederliydi veya ben öyle anlamıştım. Ses yok, sır çoktu. Yağmur nedir? Bu kayalar nasıl oluşmuştu? Bu adam neden buradaydı? Cevabı unutmuştum sadece gözlerim vardı.
Sonunda ateşi yakmayı başarmıştı işte, bir şeyler pişiyordu bu kokuyu az çok tanıyordum, tamam şimdi çıkardım etti bu, kıl kokusu karışmıştı yabancılığım bundandı. Ne çok değişmiş kokusu. Keçeli saçları ve çamura bulaşmış yüzüyle bir kadın çıktı birden! Uzun ojeli tırnaklarıyla bir el taranmış saçlara dokunuyordu. İlk kadın bunu görmüyordu. Kadının gözleri kederliydi yarınki yiyeceğimi düşünüyordu? Yemek mi yiyorlardı ne! ateş yavaş yavaş sönüyordu birazdan sevişirlermiydi. Söz yoktu, sadece gözlerim ordaydı.
Heeyy!! Uyaannn.. mağaranın son sahibi, gitme zamanı yağmur dindi. Dönüp arkamdaki ilk akrabalarıma baktım. Sadece yaktıkları ateşin külleri oradaydı.
Ekmek ve Gazete alamaya indim. Bu gözleri çakmak çakmak büfe sahibi o insandan mı gelmişti? Bunun ne çok sesi vardı. Mağaranın sakinleri ilk akrabalarım, şimdi şehrin konuşkan arsızları, peki biraz sonra içlerine karışacağım diğer insanlar? Ağzımda ucunu kopardığım ekmeğin ilk lokması, kulaklarımı tutun!! Ellerimle gözlerimi kapattım. Bir fren! Bir çığlık! Biri ambulans çağırsın! Mağarasına ağır özlem duyan birisi varrr.
Yine de bu şehrin sesinden vazgeçemiyorum…