Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 

25 Mayıs '07

 
Kategori
Haftasonu
 

Eskimeyen bir şarkı gibi Akçakoca

Eskimeyen bir şarkı gibi Akçakoca
 

Hayatımın son iki senesine kadar tüm yazlarını kapsayan bir küçük sahil kasabasını anlatmak istiyorum sizlere. Çocukken cennetim, ergenlik zamanlarımda hayallerim, büyüdüğümde ise hafızamdan hiç silinmeyen o eşsiz resmin sahibi olan yeri…

Akçakoca, Batı Karadeniz sahilinde küçük bir kasabadır. Hafta sonları dolup taşan sahilini herkes bambaşka bir gözle görür. Kimisi için denizinin ne zaman kuduracağı belli olmayan bir hoyrat ilçe, kimisi içinse huzur veren bir kasaba.

Oysa ki yalnız, yaşayanlarının bildiği ayrıntılar gizlidir bu kentte. Sadece denizinin büyüsüne kapılmak isteyenler görebilir içinde saklanan şiirleri. Karadeniz orada sizlere en çocuksu, en masum ve en vahşi yüzlerini gösterebilir. Kimi zaman kendinizi kızıllıklara boyanmış bir günbatımında durgun sulara bakarken bulursunuz.

Orada günbatımı hiç eskimeyen Edith Piaf şarkıları gibidir; müziği biter sarhoş edici kokusu kalır. Hangi deniz size her haliyle bu kadar derinden tutkuyu anımsatabilir ki? Dalgalandığında öyle hırçın, öyle asidir ki korkarsınız ondan. Rüzgâr sizi alıp uzaklara götürecekmiş gibi eser bu sahil kasabasında.

Gücü hatırlatır dalgaları denizin, doğada var olanın sizinde içinizde sapasağlam durduğunu anımsatır. 80li yıllarda birer çocukken kasabada vakit geçirmiş olanlar bilirler ki kayalıklarda eskiden yunusların yaşadığı ufak mağaralar vardır. Bir çocuğun gözünde kayalıkları gizemlerle dolduran yerdir orası.

Bu kasabanın sade ve doğal güzelliği bir çocuğu maceradan maceraya sürükleyebilirken, bir gence aşkı hatırlatabilir, yetişkin bir adamınsa içindeki gücü harekete geçirebilir. Büyülü bir doğadır. Dünyanın başka bir ucundan ufacık bir resmiyle insanları kendisine taşıyacak kadar güçlü doğal bir manzaraya sahiptir. Yeter ki bu kasabanın asil doğasına dikkatlice bakmayı bilin.

Doğası bir yana, Akçakoca sahilleri salaş gece eğlencelerini sevenler için gitar eşliğinde romantik şarkılar söylenen barlarını hala kaybetmemiş, romantik halini geceleri de korumaya devam etmiştir. Lezzetli balıklar yiyebileceğiniz, afiyetle denize bakarken bir duble içki içebileceğiniz restaurantları her daim hizmetinizdedir.

Cenevizlilerden kalan kalesi gündüzleri hem plaj olarak hem de mesire yeri olarak kullanılır. Yeşilin denizle birleştiği yerde piknik yapma zevkine varabileceğiniz eşsiz bir güzelliğe sahiptir kale. Üstelik Akçakoca’ya ağustos ayında gidenler Akdeniz kasabalarında rastlamaları mümkün olmayan bir tada da varacaklardır; fındık. Dalından koparıp yiyebileceğiniz taze fındığın tadını bilenler lezzetinden kuşku duymazlar.

Akçakoca’nın insanı değerlerini kaybetmemiştir. Akçakoca, ailenizle huzur içinde yürüyebileceğiniz sokaklara sahiptir. Bu kentte o kadar da kolay değildir rahatsız edilmek. Halkın kuralları işler kasabada. Her yönüyle Karadeniz insanını seçebilirsiniz bu kasabanın sokaklarında. Dükkânlardan gelen horon sesleri ve dört bir yana saçılmış serenderler de cabası.

İstanbul’a yakın olması ilçeyi daha cazip hale getirir. Üstelik gider gitmez bulabileceğiniz iki tane 4 yıldızlı oteli, pek çok da pansiyonu vardır. Huzur içinde konaklayabilir, doğayı içinize çekebilirsiniz. Elbette bu kasaba benim gördüklerimi size göstermeyecektir.

Ben biraz suyuna karıştım, fazlaca havasından soludum, biraz çocukluk koydum içine cennete döndürdüm sokaklarını. Ama bir yabancı dahi olsanız çıplak gözle görebileceğiniz sade ve doğal güzelliği sizi büyüleyecektir.

Bence bu hafta sonu nereye uğrayalım demeyin, atlayın arabanıza ve Kamelya Restaurant’ta balık yerken limana doğru güneşin batışını ve inanılmaz kızıllığını izleyin. Bu huzur en az bir hafta içinizden silinmeyecektir.

Haydi, eskimeyen bir şarkının tadına varmaya rotanızı Karadeniz’e çevirin ve Akçakoca’ya gidin.

 
Toplam blog
: 18
: 984
Kayıt tarihi
: 14.04.07
 
 

Yazmak uzun soluklu bir süreç bende; tarihini hatırlamadığım kadar küçükken başlayan, asla vazgeç..

 
 
 
 
 

 
Sadece bu yazarın bloglarında ara