- Kategori
- Ben Bildiriyorum
Evrensel Lezzet Çikolata

Pasta, tatlı, kurabiye, atıştırmalık, kahve, hâttâ kahvaltılık ve ilâçlarda dahi anahtar rol oynayan bir malzeme, üstün bir lezzet... Tabii ki çikolata.
Günümüzden binlerce sene evvel Amerika kıtasında ilginç bir bitki keşfedildi. Orta ve Güney Amerika'nın tropikal yağmur ormanlarında yetişen bu bitki, bir kakao ağacıydı. Ağacın kakao adı verilen meyvelerinin çekirdekleri dünyanın en sevilen besinlerinden birinin temel maddesi oldu. Tabii kakao çekirdeklerinin çikolata yapımında kullanılması yüzyıllar süren ve farklı işlemleri gerektiren uzun bir yolculuktu. Lâkin sonuç, bugün pek çok insanın yüzünü güldüren ve keyif veren bir lezzeti ortaya çıkardı.
Bilimadamları Mayalar'ın kakaonun gizemini keşfetmiş uygarlıklardan biri olduğuna eminler. Mayalar ağacı yağmur ormanlarından alarak kendi bahçelerinde yetiştirdiler, meyveleri topladılar ve özel bir yöntemle keserek, içerisinden çekirdeklerini çıkardılar. Sonra bu çekirdekleri, üzerlerine muz kabuğu örterek mayalandırdılar. Daha sonra kavurdukları çekirdekleri ezerek lapaya dönüştürdüler. Su, acı biber, mısır unu ve diğer malzemelerle karıştırıldığında, ortaya köpüklü ve baharatlı bir çikolatalı içecek çıktı.
Aztekler için ise, kakaonun içecekten de öte bir önemi vardı. Zira çekirdekleri para olarak da kullandılar. Mayalar gibi Aztekler de kendi baharatlı çikolata içeceklerini imâl ettiler. Her iki kültürde de çikolata içmek önemli bir olay kabul ediliyordu. Mayalarda daha ziyade kraliyet ailesi için uygun görülen bu içeceği, sıradan insanlar ancak çok özel durumlarda içebiliyordu. Azteklerde ise yöneticiler, rahipler, rütbeli askerler, onurlandırılmak istenen tüccarlar bu kutsal içeceği tadabiliyorlardı.
1500'lü yıllara kadar Avrupalılar çikolatadan haberdar değildi. İspanyolların Amerika kıtasında yeni toprak arayışları bu içeceğin Avrupa'ya taşınmasını sağladı. İspanyol kâşifler kakao çekirdeklerini ülkelerine götürdüler ve yeni tarifler yarattılar. Bu şekilde popülerleşen içecek 100 yıl gibi bir sürede bütün kıtaya yayıldı.
Geliştirilen yenilikler sonucu çikolatanın hem dokusunda hem de tadında büyük değişimler yaşandı fakat bu lezzetli ürün câzibesini hiçbir zaman kaybetmedi. Birçok kültürde, çikolata tüketmenin insana dayanıklılık, sağlık, inanç ve tutku kazandırdığına inanılıyor. Günümüzde de, hem aşkın sembolü, hem de özel günlerin vazgeçilmez ikramı olarak görülüyor.
Temel olarak 3 çeşit çikolata bulunur... Daha acı bir lezzete ve koyu renge sahip olan bitter çikolata, sütlü çikolata ve beyaz çikolata. Bitter çikolata kakao şurubu, kakao yağı ve şekerden yapılır. Sahip olduğu yüzde 35-70 oranında kakao ile en yüksek kakao içeriği bitter çikolatadadır. Sütlü çikolataya bittere ek olarak süt tozu ilâve edilir. Bu madde çikolataya daha açık rengini ve kremamsı dokusunu verir. Süt, şeker ve kakao yağı ile yapılan beyaz çikolatada kakao şurubu bulunmaz. İşte bu sebeple rengi beyaza yakındır.
Avrupa'da 1860 yıllarında üretimine başlanan çikolatanın ülkemize gelişi yaklaşık 100 yıl sürmüştür. Türkiye'nin ilk çikolata fabrikası, 1927 yılında Feriköy'de kuruldu. Endüstriyel çikolata üretimine ise 70'li yıllarda başlandı.
Son yıllarda çikolataya olan ilgi arttıysa da, ülkemizde kişi başına yıllık çikolata tüketimi sadece 800 gramdır. Senede yaklaşık 15 bin ton çikolata tüketilen ülkemizde, en fazla tercih edilen çeşit yüzde 80 oranla sütlü çikolatadır. Türkiye'de çikolatanın en az tüketildiği aylar haziran ve eylül, en fazla tüketildiği aylar ise kasım ve mart aylarıdır.
Çikolatayı muhafaza etmek için en doğru ortam, 16-20 derece arasında olan kuru ve karanlık yerlerdir. Çikolata asla buzdolabına konmaz!.. Ve keskin kokulu diğer gıdaların yanında saklanmaz!.. Aksi takdirde o eşsiz lezzetin hem görüntüsü, hem de tadı değişebilir.
Kaynakça >>> Natıonal Geographıc