- Kategori
- Basın Yayın / Medya
Fehmi Koru olmak mı güzel, Taha Kıvanç olmak mı?

Fehmi Koru veya Taha Kıvanç’ın ideolojisi ve dünya görüşü, atılması, ZAMAN’ a geçmesi bu yazının konusu değil. Konumuz, Fehmi Koru’nun kişiliği, kalemi de değil. Ben, “Niye Taha Kıvanç?” sorusuyla beraber, olayı genelleştirmek istiyorum.
Taha Kıvanç olmak mı daha rahat hissettirir, Fehmi Koru olmak mı? İkisi de kalsın, ikisi de senin olsun, diyenlere, ne münasebet canım, benim niye oluyormuş, diye bir cevap vermekten ziyade, olayı kişileştirmeden birkaç soru ve birkaç tespitte bulunmak istiyorum.
Psikolojide bastırılmış duygular ya da hapsedilmiş düşünceler diye bir kavram var. Ya da ben uyduruyorum veya öyle hatırlıyorum. İşte bu hapis hayatı yaşayan düşünceler her yazar için geçerli mi?
Sürekli siyaset ya da sürekli ciddi şeyler yazan bir insanın hayatında hiç mi gevşeklik yok, hiç mi enteresan anısı yok? İçinde hapsettiği o yazamadığı magazin yazma feryadını başka bir kimlikte yazmak okuyana keyif verir belki ama yazana ayrı bir keyif verir galiba…
Merak ettiğim konu tam da bu: Fehmi Koru olmak mı güzel, Taha Kıvanç olmak mı?
İçinde olan-olmayan bütün duyguları yazmak mı güzel, sadece sana biçilen rolü oynamak mı? Ya da hangisini yazmak daha kolay?
Ben Fehmi Koru’nun Fehmi Koru yazılarını yazarken ile Taha Kıvanç’a nazaran daha zorlandığını düşünüyorum. Çünkü ilkinde belirli bir misyona bürünmüş ve o misyondan şaşmaması doğal gözükmese de ve kolay yazabilir düşüncesi olsa da zorlandığını düşünüyorum. Kaleme sınırlama koydun mu zorlanırsın, yazmakta güçlük çekersin. O yazı vaktini çok alır. Ama kalemi özgür bıraktın mı, işte o yazı tavaya koyduğun yağ gibi erir. Kime dokunmuş, kimleri eleştirmiş, kime abanmış fark etmez.
“Niye Taha Kıvanç?” sorusunun cevabı da bu işte… O sürekli oynadığı karakteri değiştirmek zor gelir. Aynı şey gibidir, şey işte: Polat Alemdar rolüne başka bir aktörü getirmek gibi bi’ şey… Kabullenmiş, tutmuş bir karakteri değiştirmek zordur.
Ben Taha Kıvanç’ı yazan insanın daha çok haz aldığını ve daha çok rahat olduğunu düşünüyorum.
Kimisi açık yazar, kapalı yazmayı hapseder, kimisi usturuplu yazar, boş yazı yazmayı hapseder, kimisi hep aynı yazar, farklı yazmayı hapseder. O kadar çok var ki Taha Kıvanç’lardan…
Taha Kıvanç doğulmaz, Taha Kıvanç olunur(!)
(Bu yazı ortada kalmış gibi gözükebilir. Ki öyle olmuştur. Hapis olan düşüncelerimi tamamen çıkartmama nedenim, örnek teşkil etmesi içindir.)
RAFTAKİLER
- Beşiktaş Teknik Direktörü Şuster’in(okunuşuyla) yerinde ben bile olsam daha iyi yönetirim, diyenlerdenim.
- TRT ve Sergen isimlerinin ne kadar zıt olduğunu düşünenlerdenim.
- Ahmet Çakar tekrar yarışma sunmalıdır, fikrini düşünenlerdenim.
- Tamam, Adnan Polat gitsin de kim gelsin, diye düşünenlerdenim.
Mahir Temur