- Kategori
- Futbol
Fenerbahçe ve BJK aleyhine alınan kararlar sonrası rotamız ne olmalı

UEFA Disiplin Kurulu Fenerbahçe'yi 2+1 yıl ve Beşiktaş'ı 1 yıl Avrupa kupalarından men etti
UEFA, 25 Haziran 2013 akşamı sıradışı ve Türk spor kamuoyunu şoke edecek bir karar alarak Fenerbahçe'yi 2+1 yıl, Beşiktaş'ı da 1 yıl Avrupa Kupalarından men etti.
Bu kararda en dikkat çekici unsur ise; UEFA'nın kendi organizasyonlar dışında, yerel bir ligdeki müsabakalardaki şike 'match fixing' iddialarını ciddiye alıp bu cezaları vermesiydi. UEFA'nın kendi organizasyonları dışındaki yerel liglerle ilgili daha önce hiç karar almaması, hatta yerel federasyonları hiçe saymaması şöyle dursun, daha önce yerel federasyonları etkilemeye çalışan iç siyasete ve iç yargıya karşı sürekli yerel federasyonların yanında olması anlayışına ciddi anlamda ters düşmüştür.UEFA; daha önce İran, Yunanistan gibi ülkelerdeki futbol federasyonlarını kıskaca almak isteyen siyasi ve yargı erkine karşı adı geçen ülkeleri UEFA'nın organizasyonlarına almama tehdidinde de bulunmaktan çekinmemiştir. Bu süreçlerde de TBMM anayasa değişikliğiyle Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Tahkim Kurulu kararları Anayasal güvence altına alınmıştır. Dolayısıyla, TFF Tahkim Kurulunun geçen yıl aldığı kararların değiştirilmesi sadece tüzük/yönetmelik değişikliği ile değil hukuken ancak yeni bir Anayasa değişikliğiyle mümkün olacaktır.
UEFA'nın Lyon ve Steau Bükreş takımlarının futbol kamuoyu önünde yaşananları hiçe sayması ve ciddi bir çelişkiye düşmesi de oldukça manidardır. Bu kararlardan sadece Fenerbahçe SK ve Beşiktaş Jimnastik Kulübü'nün zarar görmeyeceği, Türk futbolunun da ciddi bir yara alacağı kesindir. Bundan sonra yayıncı kuruluş Lig TV'ye ait iptallerin çoğalacağı ve uzun uğraşlarla kurulan 'Havuzun' bozulacağı da bu kararın getireceği muhtemel sonuçlardan biridir. Aslında Türk futolundaki havuzun sadece Süpr Lig takımları için değil, 1. Lig, 2. Lig hatta 3. Lig takımlarının da mali portresini büyük ölçüde bozacağı, bunun da Türk futbolunu zedeleyeceği aşikardır. Hatta bu kararlarda en çok zararı sadece Fenerbahçe ve BJK görmeyecek, bu kulüplere karşı açık veya gizli kampanyalarla yurt dışında ceza almasını istediğini belirten Trabzonspor ve Galatasaray da en az bu kulüplerimiz kadar zarar görecektir.
Bu süreçte UEFA'nın Türkiye Cumhuriyeti Devletinin aldığı kararları hiçe sayması, UEFA'nın bir ilk olarak ligimizie müdahale etmesi T.C. Devletinin Bağımsız yapısına bir darbe olarak da değerlendirilebilir. Yaşanan bu durumlara, belki de ülkenin bağımsızlığını temsil eden Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün de kayıtsız da kalmaması hatta belki de geniş bir uzlaşmayla Avrupa Kupalarına 2 yıl boyunca hiç bir Türk takımının katılmama kararının alınması UEFA'ya verilebilecek ciddi bir ders olacaktır.
- Psk. Nedim Yüksel ÇAKIR