- Kategori
- Gezi - Tatil
Frig Vadisinde üç kadın... (1)

Yağmur zamanı, Kütahya çevre yolunun kenarında, uçak maketlerinin hemen yanında, 1.65 lik bir uçak maketi şeklinde beni bekliyordu yaklaşık bir saattir.
Sabah kahvaltıya yetişirim, demiştim sözde. Deniz , çoktan gelmişti Bursa'dan.
Bizim Yağmur zamanı Sema'nın da yol tarifinin çok isabetli olduğu söylenemezdi doğrusu. Bir kaç kere, şehrin merkezine girip, çinili vazonun etrafında dolaşıp, merkezden çıkıp, tekrar geldiğim Afyon istikametine geri dönüp... Derken.. Eskişehir istikametine devam edip...sonunda uçak maketlerinin yanında, elimle koymuş gibi buldum Yağmur zamanını. Tabii maket olmuş bir vaziyette. Alev kızılı saçları ve yaprak yeşili bluzu ile harika bi maket olmuştu doğrusu. Çözmek için epeyce uğraşmam gerekti...
Deniz evde bizi bekliyordu. Kucaklaşma fasılları, çığlıklar, birbirini hayran hayran süzmeler, iltifatlar, Bursa'dan gelen kestane şekerine yumulmalar... benim iki de bir Denize , Serap şeklinde hitaplarım, Denizin beni kovalamaları...( Napiim yani, bizim Serap İnce, bizi anıyormuş meğer o saatlerde, bütün kıskançlığı ile... )
Frig vadisinde, minik bir blog zirvesi gerçekleştirmiştik yine, Eymirden hemen sonra.
Fırladık evden. İstikamet , Kütahya kalesi. Ağaçtan yapılmış evin terasında, kuş olup süzüldük Kütahya semalarına. Siyah uçurtma da bizimle birlikte. O ne muhteşem bir görüntü. Sema ağlamaklı : " Biliyo musunuz, benim hiç uçurtmam olmadı... " Zor susturduk Sema'yı. Ve ona ilk fırsatta, kocaman bi uçurtma yapmaya söz verdik.
Kalenin önü, uçsuz bucaksız ovanın üzerinde yayılan şehrin görüntüsüne eşlik ederken, arka yüzü , hemen dağlara yaslanmış kenar mahalleleri konuk ediyordu. Ve silahların konuştuğu, neşeli davulların, zurnaların baş misafir olduğu bir mahalle düğününün cümbüşü surlarda yankılanırken, biz en şımarık hallerimizle objektiflere gülümsüyorduk. Kimbilir belki de herbirimiz o anda, kendi düğünlerimizi anımsıyorduk bi yandan...
Güneş , tıpkı ay doğarmış gibi battı , Kütahya'da. Hiç kızarmadan kayboldu. Sanki, veda bile etmeden sessizce giden sevgili gibi...
Güneşin gidişi ile birlikte, bizim de eve dönüşümüz başladı (mı). Bütün hazırlıklar tamam, karpuzlar alındı, şarapsız olmaz bu muhteşem kutlama, o da alındı tabii.
Ama... benim canım eve girmek istemiyor. Bi huysuzum ki .
İyiki de istememişim. Burnum iyi koku alır. Harika bir kafe keşfettik. Vanilya kafe. Kocaman bir bahçe terası. Masalarda romantik kandiller ve gençlerle dolu. Gençler bu işi iyi biliyor. Onların izini sürmek , her zaman iyi sonuç veriyor doğrusu. Ve hemen yanıbaşımızda canlı rock müziğimizde var . Hem de yıllardır , peşinde olduğum bir şarkıyı yapıyor üniversiteli gençler. Erkin Babanın şarkısı: " inan ki senden başka... senden başka... hiç kimse yok içimde... hiç kimse yok içimde... " Eşlik ettik büyük bir keyifle.
O sırada kafenin önündeki sokak midyecisine takıldı gözüm. Pek severim sokak midyecilerini. Asla, aynı tadı vermez, lokantadakiler. Allahtan Deniz 'de benimle aynı fikirdeymiş ki , fırladık birlikte. Sema'ya kalsa, yaya kalacaktık az kalsın.
Deniz' le birlikte Kütahya'daki lezzet durakları seçimimiz , KERİM'İN MİDYE DOLMALARIDIR. Başka söze de gerek yoktur, fotoğraflar herşeyi anlatmaktadır zaten. Bu tesbitimizi , sayın editörlerimiz ister dikkate alır, ister almaz. Ama unutmayın ki , genlerine Bolu'nun o muhteşem damak tadı işlemiş, bir doğuştan gurme var karşınızda !
Tabii bu tesbitimiz, sevgili Yağmur zamanının becerikli elleri ile yaptığı ve yaparken de içine sevgi kattığı yemeklerinden sonra gelir.
Göveçte yapılmış sebzeli yahni, domates soslu ve çerkes peynirli biber kızartması, z.yağlı barbunya fasulye ,(hem de zeytin yağı bizzat kendilerinin imalatı-Aydın Bozdoğandan ) üzerine acılı soslu , kızdırılmış z.yağ dökülmüş humus, acılı ezme... gerisini unuttum, zira o esnada mide fesadına uğramış bulunuyordum... Kırmızı buldan örtüler serili yuvarlak masanın enfes fotoğrafları, her şeyi anlatıyor zaten.
Sema'nın annesinin diktiği kırmızı sakız sardunyaları, katlı pembe petunyalar, karanfiller, sarı güller, beyaz begonyalarla bezeli püfür püfür esen balkonunda, kırmızı şaraplarımız eşliğinde ilk gecemizi noktaladık.
Saat gecenin dördü olmuştu. Ve ertesi gün Frig vadileri bizi bekliyordu...
Proje bloğumuz:
http://blog.milliyet.com.tr/Blogum.aspx?BlogNo=45243