- Kategori
- Futbol
Futbolda “milli ruh” ve Fatih Terim’in “ruh hali”...

Milli Takım’a, tribünlere bakanlar, mutlaka soracaklardır:
“Milli ruh” kalmış mı?
Ne gezer; ne futbolda ne de başka alanlarda...
Hem “milli”, hem de “ruh" buharlaşmış; ara ki bulasın!. Bulunamadığı için de, sorulacak her sorunun yanıtını zahmet edip düşünmeyen ya da yanıtı “biat edilen”lerden bekleyenler, elleri böğründe bağlı olanlar, “çağrılan ruh”a sarılmış olmalılar!..
Niye böyle?
Çok uzaklara gitmeye gerek yok; “yakın geçmiş”e bakmak yeterli:
Tribünleri dolduranlar, “Dağ Başını Duman Almış”, “10. Yıl Marşı”yla coşar, futbolcuları coştururlardı. Artık, o “marş”lar tarih olmuşa benziyor. Doğanın boşluk kabul etmemesi misali, bunların boşluğunu, Mehter Marşı dolduracak bu gidişle.
Oysa o iki “marş”ın havası, taşıdığı “ruh”, çok farklı. Ötekinde, “cenge gitme”nin havası var. Futbol bir “cenk” olmadığına göre, kimileri öyle görse de, "milli ruh”a uygun olan, hangisidir diye sormaya gerek kalıyor mu?
Varsa yoksa, herkesin olan milli takım değil, kendi takımı!.
*****
Fatih Terim’in söylemlerine bakanlar, mutlaka soracaklardır:
“Bu ‘ruh hali’, hem kendisine hem de takıma zarar vermez mi?”
Terim’in, Çek Cumhuriyeti maçından bir gün önce, “Gökhan Töre olayı”nın gündeme taşınmasına tepki göstermesine ek olarak, dün Letonya’da bir gazetecinin sorusuna sinirlenmesi, nasıl bir “ruh hali”nde olduğunu gösteriyor.
Bir soruya, ironik olarak, “Yok, sadece gol yemek için antrenman yapıyoruz.” demek yeterken, o kadar kızmaya gerek var mıydı?
Gazetecinin sorusu, Terim’in yanıt mı?
(“Terim, futbolcular Gökhan Gönül ve Adem Büyük'e yöneltilen, "Türkiye, kornerlerde sıkıntı yaşıyor. Buna önlem almak için antrenman yapıyor musunuz?" şeklindeki soruya, "Birkaç kornerde aleyhimize gol oldu diye bu seviyedeki takımlara bu soru sorulmaz. (...) Sorularınızı biraz dikkatli sorun. Bulunduğumuz konum, size bu hakkı vermez. Bu seviyede ciddi olmanız lazım. Daha iyi, sizin için çok iyi bir avantaj. Yarın da korner atışlarıyla bu avantajı kullanırsınız belki. Kendi takımınıza böyle söyleyin.”, Anadolu Ajansı’ndan...)
Anlaşılan o ki, Fatih Terim’e “ters sorular” sorulmayacak, yazılar yazılmayacak!.
*****
Futbolda “milli ruh” kalmadı; iyi de,“takım ruhu” kaldı mı?
Ne yazık ki, o da yok; aşınmaya uğradı. Başkanını, teknik direktörünü sevmeyen "taraftar", sürekli başarısızlık, istemediği “yolcu” olsun beklentisi içinde. Bunu gerçekleştirmek için de, elinden geleni ardına koymuyor. Takımlarının ceza alması için, futbolcuların moralinin bozulması için uğraşıyor.
Başarıda susan ya da genele uyanlar, ucundan bir fırsat yakaladılar mı, “senaryo”yu hemen güncelliyorlar. Siyaset sayesinde yol alanlar, rakip saydıklarının "yoluna taş koyulması”ndan dört köşe olanlar, sorumlu arıyorlar.
Ya futbolcular?
Başka ülkelerde, hazırlık maçlarında bile tribünler dolarken bizde milli maçlar, abartılı da olsa, “mahalle maçı”nın verdiği coşkudan uzak olmaya yüz tutuyor.
Hani “milli coşku”, tribünleri bayram yerine çevirme?
“Ruh” yitip yitmiş, kimsenin umrunda değil.
Varsa yoksa, herkesin olan milli takım değil, kendi takımı!.
*****
Çek Cumhuriyeti maçında tribünler boş kaldı. Kimileri bunu biletlerin pahalı oluşuna bağladı. Bu, doğru olsa da, eksik. Eksikliği de, sorularla gidermek gerekir.
(Kategori 1 : 125 TL Fenerium Alt ve Fenerium Üst
Kategori 2 : 80 TL Maraton Alt Maraton Üst
Kategori 3: 50 TL Okul Açık Tribünü ve Migros Tribünü)
Sorun, biletlerin pahalı oluşu mu, yoksa “milli ruh”un aşınmaya uğraması, futboldan soğutulma mı?
Son söz:
Letonya’dan gelecek bir “üç puan”, özellikle Fatih Terim’in 16 Kasım’a kadar rahat bir soluk almasını sağlayacaktır.