- Kategori
- Gündelik Yaşam
Game over

Başlangıcı her oyun gibi heyecanlıydı ve kazanmak hırsı vardı. Güzel başladı.Dostlukla ve sevgiyle başladı.Paylaşılma ve ortak amaçla başladı.Güzel de gitti.Oyunlar hele hele profesyonel oyunlar önce kazandırır ki insan bir rehavete gark olsun. Kazandığını ve kazanacağını düşünsün. Oyunun birinci aşamasında kadın kazandı oyunu. Rakibinin oldukça üstün sayılabilecek zekasını ve kan emici bir vahşi olduğunu hesaba katmadı. Oyunda kazanmak için her şeyin mübah olduğunu düşünmedi.
Birinci etabı kazanmanın da verdiği rahatlıkla boşladı oyunu. Kazanmış olmanın rehavetine büründü. Bir oyunda en kolay etabın ilk etap olduğunu unutmakla da salaklık etmişti ve adamın “Salaksın sen!” söylemini haklı çıkarmıştı.
İşte, yavaş yavaş ikinci etabın sonuna doğru uyandı işe , oyunun zamanı dolmak üzereydi kafa kafayaydı rakibiyle fakat zaman azdı hak satın alması gerekiyordu aldı. Oyun devam etti. İkinci etapta ne yendi, ne yenildi.
Oyun gittikçe zorlaşıyordu. Üçüncü etap bayağı zorladı O’nu. Ne yapsa hangi hamleyi kullansa ekarte oluyordu. Maddi, manevi gücü tükenmişti.kafası çalışamıyor taktikleri geri tepiyor silahları işe yaramıyordu. Rakibi üstün zekası, sağlam performansı ve kan emici vahşiliği ile paçavraya dönmüştü adeta. Sıkı performans harcıyor, sıkı da yoruluyordu. Süre bitmek üzereydi.Hak satın alması gerekiyordu satın alamıyordu, zekasını kullanması gerekiyor kullandığı hiçbir taktikte başarı olamıyordu, ardarda yaptığı hamleler performansını düşürmekten ve O’nu yorup moralini bozmaktan başka hiçbir işe yaramıyordu. Hakkı doluyordu, süre bitiyordu, az kaldı eyvah!!!!1Yeniliyordu. Bir hamle daha, bir hamlecik.Veeee GAME OVER!!!!!!!!!!!!