- Kategori
- Gündelik Yaşam
Gece görüşü

Zifiri karanlık bir gece ve aklım ışık ışık... Sessiz kalmak, dünyada tek başına gibi hissetmek, sırf kendi nefesini duymak bazen iyi geliyor. Herşeyden çok uzakta durmak yalanlardan, kötü seslerden, utanmazlıklardan, yakınmalardan, boş konuşmalardan uzak durmak iyi geliyor.Neyin neden olduğunu anlamak için o seslerden o yüzlerden uzaklaşmak gerekiyor. Şimdi uzakta ve kendimle, gecenin içindeyim.
Ve gecenin içinde yüzer gibiyim. Bu koyu karanlık ama ılık denizin içinde öylesine huzurlu ve dingin. Kazandıklarım ve kaybettiklerimin hesabını tutmadan sadece yaşıyor gibiyim. Ne büyük laftır bu gerçekten yaşayana: Sadece yaşıyorum. Geçmişine saplanıp kalmadan ve geleceğin planlarını yapmadan.Sadece yaşıyorum...Her an herşey olabilir gibi... Hiç bir zaman hiç bir şey olmayabilir gibi... Sadece yaşıyorum...
Gece karanlıktır ama bazen o karanlığın içinde daha iyi görürsün. Sessizlik ışık olur sana. Herkes uyurken, başka bir dünyaya dalmışken, ya da yaşamdan yarı yarıya el çekmişken, dünyada bir başına olmanın keyfini çıkarırsın zaman zaman ürpersen de. Kendinde bilmediğini keşfetmek için iyi bir fırsat verir sana gece. İnsanoğlu böyledir etrafta keşfetmek için pek çok şey ararken asıl keşfetmesi gerekene eğilip bakma zahmetine katlanmaz. Oysa gecenin orta yerinde kaldığın vakit keşfedeceğin tek şey kalmıştır; kendin. bu yüzden ara sıra uykusuz kalmalı insan. Ya da uykusunun orta yerinde uyanmalı ve düşünmeli fazla derinlere dalmadan, kendi içinde debelenip kalmadan.
Aslında keşifler içinde seni en fazla şaşırtan kendi içinde hiç bilmediğin bir şeyleri keşfetmektir. Doğduğundan beri yanında olan ruhunun gel-gitlerini, kendindeki kararsızlıkları, nasıl değiştiğini ve nereye doğru yol almakta olduğunu buluverirsin. Aslına bunu yapmak için uyanık kalmamışsındır. Gece senden uykuyu almıştır ve sen oyalanmak için bir şeyler ararken etrafta masanın altındaki kutuya takılmıştır gözlerin. İçinde sanki hayatının özetini sakladığın o kutudan fotoğraflar, küçük notlar, günlüğünden yırttığın sayfalar, mektuplar saçılıvermiştir halının ortasına. Her biri seni zaman içinde bir yolculuğa çıkarmıştır. Kalkıp karşıdaki aynada yüzünü incelerken elindeki fotoğraflarda şimdi yüzünde olan bir kaç çizginin olmadığını farketmiş gülümsemişsindir. Çok sevdiğinin birinin el yazısıyla yazdığı mektubu öpmüşsündür, tıpkı onu öper gibi. Çok eski bir kitap çıkmıştır kutudan bir de, sayfaları sarı. İçinde bazı satırların altını çizmişsindir okuduğun zamanlarda. O altı çizgili satırlara bakarak, bir zamanlar onları okurken içine dolan coşkuyu yeniden hissetmişsindir. Kendine bakmışsındır kutuya koyarken geçmişini. Ve karar vermişsindir, seçtiğin yol doğrudur ve kendini iyi hissediyorsundur.
Ve saat çok geç olmuştur. Gece sana armağan gibi gelmiştir. Uykusuzluk bir armağan gibi. Şimdi içindeki huzura sarılıp uyuma vaktidir...