- Kategori
- Mizah
Geri dönüşüm

Geçenlerde Altın Fıçı'da, yarım porsiyon midye tavayla, ufak bardak soğuk biramı içip, parayı da peşin ödeyerek paytonlara doğru çıktım...
Baktım, sol kaldırımda manavlar renk cümbüşü, ne ararsan var!.. Birbuçuk metrelik asma kabaklar bile var!... Ne işe yaradıklarını sormuştum geçen sene; onların da bilmediği gerçeği ortaya çıkmıştı!... Bilmeden asıyorlarmış onları işte, süs olsun diye... Alan da oluyormuş. Artık alan birini yakalarsam, ne işe yaradığını sizler namına sorarım!...
Konyalı Manav'dan iki kilo akça armut alayım dedim çocuklara.. Yesinler bol bol!.. Büyükada esnafı para için pek üstüme varmaz, üzerinize afiyet! Kesekağıdına doldurup, hesaba yazarak teslim ettiler armutları.
Paytona binip kesekağıdını karşı koltuğa koydum. Yolda giderken gözüm kesekağıdına takıldı... İyi kalite bir kağıttı. Aaaa... Bir de baktım bizim ADALAR gazetesi!... Üstelik benim yazımın bir bölümü alenen görünüyor. Bir sevindim, bir sevindim sormayın!..Valla bana çok gurur verdi, ehm çok şeyetti. Nedense içimden geldi, indiğimde arabacıya verdiğim beş lira için, "Üstü kalsın!" bile dedim.
Eve geldiğimde kafayı taktım... Aldım eski sayılardan üç-beş adet, bir kadeh te rakı koyup oturdum masama... Bir sayıdan bir adet iki kiloluk, iki adet yarım kiloluk, dört adet te ikiyüzelli gramlık kesekağıdı çıkardım. İkinci sayıdan, irili ufaklı 128 adet kayık çıkarabildim. Üçüncü sayıdan ise, 16 adet standart boy tuzluk çıktı.
Şimdi çalışmalarımı şapka, bardak ve takla atan uçaklar üzerine yoğunlaştıdım. Hatta. bir tane de origami kitabı edindim. Ayrıca gazetemiz, bu sıcaklarda yelpaze olarak ta kullanılabiliyor!... Yani, muhteremler; şu okuduğunuz naçizane gazetemize verdiğiniz paralar boşa gitmesin diye, nasıl kafa patlatıyorum!!! Lütfen...
Lütfen bana Churcill' in olayını hatırlatmayın...
Churcill' in muhalifi olan genç siyasetçiler, onun yazdığı bütün yazılarından oluşan matbuatı toparlayıp, geri dönüşüm yoluyla tuvalet kağıdı haline getireceklerini beyan etmişler.
Churcill' de ertesi gün gazetelere cevabı yapıştırmış: "Çocuklar, söylediklerimi başınız anlamadı anlaşılan, belki poponuz anlar!..."
Bu veciz laftan sonra, gençler üstadın elini öpüp, özür dilemişler. Onlarda el öpme yok ama, anlayın işte... Ona benzer bir şeydir her halde.